Kürt kardeşlerimin vicdanı nasıl kaldırıyor?


Selahattin Demirtaş Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde  aday olunca çok sade, sıradan, güleryüzlü, sempatik tiplemesiyle “Bu çocuk da nereden çıktı?”dedirtti.



Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin parlayan yıldızı oldu.

İtiraf etmeliyim ki, yıldızın ışığı beni de cezp etti.

Ardından bu yıldız çabuk söndü. 6-7 Ekim olaylarında gerçek yüzünü gösterdi ve Kürt  kardeşlerimizi sokağa çağırarak sokakları aleve verdi.

HDP kurulduğunda herkes gibi ben de ümitlendim. Evet, BDP çizgisinde bir parti idi ama bölgesellikten çıkıp,  genelde sol düşünceyi benimseyecek bir parti olarak baktık.

Dedik ki;

BDP çizgisinde politika yapanlar artık yeni Türkiye’nin gerçeğini gördü ve bu gerçekle Kürt,Türk, Çerkez, Arnavut, Boşnak tüm kardeşlerimizi kucaklayacak yeni bir düşünce akımı ile  tek devlet, tek bayrak  tek vatan altında politika yapmaya, halkların kardeşliği için, dağdakileri indirecekler. Ülkenin ufkunun açılmasında  yeni anayasa, yeni reformlarda ve yeni siyaset anlayışında  hareket edecekler.

Çok geçmeden HDP’de yanılttı.

Gördük ki, bölgesellikten ve Kürt Türk ayrımcılığı yapmaktan, farklı emellere hizmet etmekten, paralelcilerle,  üst akılla birlikte olmaktan öteye gidemedi.

Şimdi meydanlarda HDP’nin barajı aşamaması halinde “Benim meskenim dağlardır, dağlar” yazılı pankartlar dolaşıyor.

Bunun adı hiç öyle aba altından sopa göstermek değil, açıkça milleti tehdit etmektir.

“Bakın eğer biz barajı geçemezsek dağlara çıkarız, eski o silahlı mücadelemize devam ederiz” demektir.

Ve yine gördük ki Selahattin Demirtaş da bir proje adamı. “Kıblemiz Taksim” diyerek  kendi dindar tabanının tepkilerini alınca  çareyi, eşi ve çocuklarıyla  mutlu aile babası pozu vermekte ve saz çalmakta buldu. Ama bu PR ‘da onu kurtarmaya yetmedi.

                             *****                                          *****

 Diyeceğim o ki;

 Demirtaş da HDP’de beni son derece yanılttı.  İleriye dönük umutlarımı kırdı. Oysa  başında her ikisinden de umutlu idim.

Aynı yanılgıyı  Kürt kardeşlerimin de yaşadığını biliyorum.

Öyle ya…

Karşımızda, Türkiye’nin demokratikleşmesi, özgürleşmesi iktisadi ve sosyal anlamda kalkınması için 1923‘den bu yana ilk defa büyük adımlar atmış ve en çok tarih boyunca özellikle de Genç cumhuriyetin ezdiği kesim olarak ön plana çıkan Kürt kardeşlerimizin kimliklerini, kültürlerini kabul etmiş ve bu anlamda reformlar yapmış bir iktidar var.

Ve bu iktidar kazanımların devamı için ortaya koyduğu kardeşlik projesini tüm baskılara rağmen hatta kendi siyasi varlığını yok etme pahasına devam ettirirken, yeni anayasa ile hak ve özgürlükleri, eşitliği, adaleti daha da arttırmayı bu milletin önüne olmazsa olmaz olarak koyarken, O’nun karşısında, Kürt kimliğini yeni anayasada istemeyen, Kürt dilini, Kürtçe eğitimi ve tabii ki süreci  bu milletin bölünmesi olarak karşılayan, tarihteki Dersim olaylarını dahi reddedenler var.

İşin  garibi de, ilginci de, tezatlığı da burada. HDP şimdi meydanlarda, ovada dağda,doğuda batıda  bu yapıyla beraber olmuş, kol kola girmiş AK Parti karşıtlığı yaparak oy istiyor.

Kürt kökenli vatandaşların da  ellerini vicdanlarına koyarak bu gerçeği kabul ettiklerini biliyorum. Üzüntüm bir çoğunun bu gerçeği bile bile kendilerini ve bu ülkeyi sıkıntıya sokacak tercihler içinde olmaları…