Koş Meryem koş…


Bizim Meryem’in hiç derdi yoktur çok şükür. O, her sabah herkesten önce uyanır ve kahvaltıyı hazırlar. Her gün evini dip temel temizler.



Yemeklerini pişirir. Bulaşıklarını yıkar. Çamaşırları  elde çitiler. Ütü yapar. Cam siler. Pazara gider. Küçücük bütçesiyle her akşam kocaman sofralar kurar. Ertesi gün okula gidecek çocuklarının  ve işe göndereceği kocasının eşyalarını hazırlar. Her akşam yatakları yapar, çocuklarını uyutur, sonra da yarın pişireceği kuru fasulyeyi akşamdan ıslar. Hayatı  boyunca kuaför ve boya görmemiş saçlarına sürdüğü kınayla kendini adeta Hürrem Sultan gibi hissederek uykusuna dalar.

 Bizim Meryem biraz yorulur, ama neyse. Kalkıp ta tükenmişlik sendromuna girdim diyecek hali yok ya. Zaten dese de  eşinden duyacağı ilk cümle  “benden habersiz nerelere giriyon” olur. Bu nedenle şikayet etmez bizim Meryem. Yaşar gider hayatını.

Oysa Avrupalı Meryem öyle mi? Ah zavallım ah.. O her gün  fit kalabilmek için  Bebek sahilinde kilometrelerce koşuyor. Bu yetmez gibi üzerine son moda elbiselerin içinde saatlerce daha güzel görünebilmek için fotoğrafçılara poz veriyor. Hatta arkadaşına sürpriz doğum günü pastası hazırlarken bile pastayı çilekli mi yoksa mangolu mu yapsam diye strese giriyor. Hele ki arkadaşlarıyla çıktığı o  son tekne tatili yok mu? Kadını resmen allak bullak etti. Sonra da haklı olarak tükenmişlik sendromuna girdi. Buna can mı dayanır yahu. ”Koş Meryem koş.”

Neyse ki sonunda kendini saç konusunda ordinaryus olmuş kuaförünün önüne attı da kendine geldi kızcağız.

Koşmak deyince aklıma geldi ; Dün akşam Survivor finalinde halk oylamasına iki kişi kaldı.    Biri uluslararası madalyalara sahip milli atletimiz Merve, diğeri de kafes dövüşçüsü Turabi. Halkım seçimini yaptı. Turabi kazandı.

Benden demesi“ Koş Merve koş. Çünkü sen kadınsın. Sakın durma, koş”.

İbn-i Haldun  coğrafya kaderdir demiş. Ne kadar da doğru söylemiş.

Haftaya Pazar birlikte olana kadar iletişimde kalın, sevgiyle kalın.