Kendi takımınızı tutun


Türkiye’deki taraftarlık anlayışı ne mantığa, ne vefaya sığıyor.



 

Türk Futbolunun en temel sorunlarından biri de garip taraftarlık anlayışıdır.

Kimse hikaye anlatmasın. Milyonlarca taraftarı olduğu iddia edilen üç İstanbul kulübünü, o takımların semtlerinde oturanlar haricinde destekleyen herkes kazandıkları kupalar için destekliyor.

“Babadan miras, çocukluğumdan beri o kulübe sevdalıyım, zevkler ve renkler tartışılmaz” falan gibi laflar hepsi hikaye .

Zira o kulüpler başarılı olmasaydı babaları da tutmazdı.

Toplamda elliyi aşkın şampiyonluğa sahip Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş’ın yerine o başarıyı Kasımpaşa, Karagümrük, Beykoz yakalamış olsa bugün Anadolu’nun her yeri Fenerli, Galatasaraylı veya Beşiktaşlı değil, Kasımpaşalı, Karagümrüklü,  Beykozlu dolu olacaktı.

Yalan mı?!

Pek çok Anadolu insanı, başarıyı görüp, kolaya kaçıp kendi şehirlerini temsil eden kulüplere sırtlarını dönüp İstanbul’un semtlerini temsil eden kulüplerin peşinde koşuyor.

İşte o başarının büyüsüne kapılıp kendi şehrinin kulübüne sırtını dönen milyonlar yüzünden Türk futbolu üç kulübün keyfine göre dizayn ediliyor.

Diğer yandan  ‘başarıya, kupaya’ dayalı İstanbul kulübü taraftarlığıyla ‘aidiyete, vefaya’ dayalı şehir kulübü taraftarlığı arasında doğal olarak çok fark var.

Zaten en ufak bir başarısızlıkta bu görülüyor.

25-30 milyon taraftarı olduğunu iddia eden kulüpler en ufak bir başarısızlıkta 7-8 bin kişiyi stadına zor topluyor.

Buna karşın alt liglerde mücadele eden köklü şehir takımları kendi sahalarını geçtim 20-25 bin kişi ile deplasmana gidiyor.

Buna rağmen pek çok Anadolu kulübü taraftar sıkıntısı çekiyor.

Türk futbolunun gelişmesi için tüm kulüplerin güçlenmesi gerekiyor.

Bunun içinde taraftar şart.

Bunun için de herkesin kendi şehri kulübünü desteklemesi şart.

Bugün Anadolu’da statların dolmama sebebi, insanların kendi şehir kulüplerine ilgisiz olmasıdır.

Dünya yıldızı Türkiye’ye geliyor, sokakta yürüse imza almak için peşine 3 bin kişi takılır. Ama şehrin insanı platonik İstanbul sevdalarının peşinde koşunca, O yıldız statda 3 bin kişiyi bir arada göremiyor!

Deplasman tribünü kapasiteleri düşürülmeden önce çok yaşadık.  

Maç Anadolu’da , O Anadolu şehrinin kulübü sahaya çıkıyor, o şehrin binlerce insanı kendilerini temsil eden kulübü yuhalıyor. İstanbul kulübü sahaya çıkıyor az önce kendi şehrinin kulübünü yuhalayan binlerce kişi, İstanbul kulübünü alkışlıyor !

Böyle bir saçmalık dünyanın hiçbir yerine yok.

Yıllar önce Gaziantepspor şampiyonluğa oynarken Kadıköy’de yenilip Şampiyonluğu Fenerbahçe’ye kaptırıyor. Takım şehre döndüğünde Fenerbehçe’nin şampiyonluğunu kutlayan sözde Anteplilerin araba konvoylarına  tanık olmuşlar ve başkanları isyan etmişti. Kendilerini temsil eden şampiyon olamamış, 1300 km ötedeki bir kulüp şampiyon oldu diye seviniyorlar ! İşte o zihniyet yüzünden şu an o güzelim G.Antepspor yok olma tehlikesi yaşıyor.

Daha farklı bir örnek de var.

Malum Alanya’ya yerleşen pek çok Alman, Rus, İngiliz vatandaşı var. İçlerinde futbolu sevenler yaşadıkları yerin kulübü diye Alanyaspor’un her maçına gelip destek olurlarken, doğma büyüme Alanyalı olan bazı kişiler Alanyaspor İstanbul kulübüyle maç yaparken İstanbul kulübünü destekliyor!

Elin gavuru ! yaşadığı yere aidiyet duyup destek olurken, bizim doğma büyüme Alanyalılar, İstanbul kulüplerinin peşine takılıyor.

Yani insan o yabancılardan utanır biraz !

Almanya’da Kölnlü veya Stutgartlı biri daha büyük kulüp diye Bayern Münih’i tutmaz.

İtalya’da şampiyonluklara ambargo koyan Juventus’u, Napoli’de, Genova’da, Bergoma’da kimse desteklemez.

İngiltere’de Londra’nın, Manchester’in, Liverpool’un burnunun dibindeki 30-40 binlik kasabaların insanları “Dibimizde büyük kulüpler var, onların taraftarı olalım” demezler. Kendi kasaba takımlarını tutarlar. O yüzden de 30 binlik kasabanın takımı maçlarını 10 bin kişiye oynar.

Ama Türkiye’de kendi şehir kulüpleri yerine 1500 km uzaktaki semt kulüpleri desteklenir!

İşte bu hastalıklı taraftarlık anlayışı Türk futbolunun kanayan yarasıdır.

İnsan kendi çocuğu dururken komşu çocuğunu dersleri daha iyi diye daha çok sever mi?

Okul takımı maçında karşı okulun kazanması istenir mi?

Çocukken mahalle maçında karşı mahalle desteklenir mi?

Kendi şirketin yerine rakip şirketin başarılı olması istenir mi?

Kendi çocuğun ile komşu çocuğu sınava girse komşu çocuğunun kendi çocuğunu geçmesini ister misin?

Daha başarılı diye Türk milli takımı yerine başka bir ülke milli takımını destekler misin?

Bu örnekler çoğaltılabilir.

İşte tüm bunlara ‘tereddütsüz Hayır’ yanıtını verecek olan milyonlar, kendi şehirlerini temsil eden kulüp dururken başka bir şehri temsil eden kulüpleri destekleyebiliyor. 

Bu ne yaman çelişkidir.

Bazıları için Vefa- aidiyet gibi duygular futbolda geçersiz demek ki !

Kimse “Aynı şey değil” falan demesin. Bal gibi aynı şey.

Sığındıkları hiçbir bahane geçerli değil.

Yazının girişinde verdiğim örnek buna ispattır.

İstanbul’un farklı semt kulüpleri başarılı olsa şu an o kulüplerin taraftarıydılar.

Bu tip insanların yaptığı mahallenin güzel kızı dururken Hollywood starına karşı duyulan platonik aşk gibi.

Stadını görmeyi geçtim şehrine gitmedikleri kulüpleri destekleyen milyonlar var.

Ya hepsini geçtim kendi şehrinin kulübü ile maç yaparken karşı tribüne geçip kendi şehrine küfür eden şuursuzlar var.

Bir de O kulüplerin taraftar gruplarının şubeleriymiş gibi pankartlar falan yaptırıyorlar ki o ayrı bir komedi.

O grupları, o kulüplerin merkez taraftar grupları da sevmiyor. 

Çünkü sıkıntılı durumlarda o kullandıkları ismin hakkını veremiyorlar.

Neresinden baksanız elinizde kalacak garip bir taraftarlık anlayışı işte.

Bursasporluların bu konuda efsane bir sözü var.

“Şampiyon kulüpleri tutmadık, tuttuğumuz kulübü şampiyon yaptık”

Başarının anahtarını çok net vurgulamış biz söz bu.

Bunu tüm Anadolu şehirleri örnek almalı.

Çünkü kendi şehrinin kulübün verdiği ruhu, duyguları, mutluluğu, şampiyonluğunun tadını,

başka bir şehrin semt kulübüyle asla alamazsınız.

İşte bu yüzden, kendi takımınızı tutun başkalarının değil.