Kaybın ardından yas tutabilmek


Eşimi kaybetmemin üzerinden bir buçuk yıl geçmesine rağmen, bugün hala bazı şarkıları dinlerken gözlerim dolar.



Kimi zaman bir film karesi, kimi zamansa bir koku, beni onunla olan yıllarıma götürür. Otuz yıllık evliliğimiz sırasında yaşadığımız zamanların en zoru belki de onun hastalık süreciydi. Yakamıza yapışan bu amansız hastalık onu yatağa bağlamış, bakıma muhtaç hale getirmişti. Bu süreçte hiç zorlanmadan baktım ona. Bir gün ‘of’ demedim. Buna rağmen eşim benim zorlandığımı düşünüyor, her gün gözlerime utanarak bakıyordu. Oysa ki bu hastalık da evliliğe ve hatta hayata dair değil miydi? Son gülerinde çok acı çektiğine şahit oldum. Ölse daha mı iyi acaba diye düşünürken buldum çok defa kendimi. Sonunda onu toprağa verdiğimizde asıl zor zamanlar gelmişti. Terk etmişti
beni, yalnızdım artık. Kaç gün, gece onu kaybettiğime inanamadım. “Şikâyet etmedim ki onun yanında olmaktan…” diyordum, kızıyordum hastalığına. Sonra kendimi suçluyordum ona iyi bakamadım diye.
Uyuyamıyor, yemek yiyemiyordum. Nefes alamadığımı hissediyordum. Tam göğsümün ortasındaki sıkıntıya dayanmaya çalıştım günlerce. Yanımda dostlarım vardı ve hala varlar. Onların sayesinde ayağa kalkabildim. Çiçek satan bir arkadaşımın yanında haftanın üç günü çalışmaya başladım. Çok sevdiğim çiçeklerime onun yanında bakıyorum artık. Fotoğraflarımıza dalarken düşünüyorum son bir buçuk yılımı ve anılarımızı… “İyi ki benim eşim olmuşsun, yaşananlar seninle yaşanmış” …

Sevilen varlığın kaybının ardından yas tutarız. Hayatımıza devam edebilmek için sağlıklı bir biçimde yaşanması gereken bu süreç bir hastalık değil, kaybın ardından ortaya koyduğumuz doğal tepkilerimizdir. Kişi yas tutarken normal günlük işlevlerinde bazı aksamalar yaşar. Uykusu ve iştahı bozulabilir, halsizlik, çabuk yorulma, nefes alamama hissi yaşayabilir. Kaybedilen varlığın yokluğuna inanamama, işitsel ya da görsel halüsinasyonlar, umutsuzluk, öfke, yalnızlık, terk edilmişlik duygusu ortaya çıkabilir. Dalgınlık, dikkat dağınıklığı da ortaya çıkabilecek diğer belirtilerdendir. Yas tamamlanırken belirtiler kaybolur yerini kabullenme ve sevilen varlığın kaybı bireyin hayatında bir yere koyularak günlük hayat devam eder. Yas tutarken oluşacak tepkiler kişiden kişiye değişir. Ölen kişinin kaybedilme şekli önemlidir. Örneğin kaza, intihar ya da hastalık nedeniyle kayıp sonucu ölüme verilen yas tepkileri değişir. Ölen kişinin kim olduğu, geride kalanlarla ilişkisi, yasla baş ederken kullanılacak bireysel özellikler yas tepkilerini değiştirecek faktörlerdendir. Ölen kişi güven kaynağı ve bağlanılan kişi ise, yas tutan kişide çaresizlik, yalnızlık, suçluluk duyguları uyanabilir. Ayrıca yas sürecinde ek olarak yaşanan sorunlar (maddi kayıplar vs.) süreci zorlaştırabilir. Yası sağlıklı yaşayabilen bireyler hayatlarına daha sağlıklı devam ederler. Yas sürecinin bazı basamaklarına takılı kalan bireylerde ise yas, patolojik hal alır ve yaşam anlamsız, boş görünüp, gelecekten beklentiler yok olabilir. Dünya, düşüncelerde güvensiz bir yer halini alır, ölümle ve kayıpla ilgili derin keder, acı, umutsuzluk, üzüntü hâkim olur. Zaman ilerlemesine rağmen kişi bir türlü günlük hayatına adapte olamaz. Yas sürecini tamamlayan, yeniden günlük hayata uyum sağlayan bazı bireyler bu durumdan utanç duyabiliyor ya da kaybedilen kişiye karşı suçluluk duyabiliyorlar. Oysa ki yas tutmak kaybı unutmak ya da artık sevmiyor olduğunuz anlamına gelmez. Ayrıca emeklilik, boşanma, şehir değiştirme, ayrılıklar sonrasında da kayıplara karşı yas tutarız. Bu kayıplar sonrasında neden duygusal tepki verdiğinizi ya da yas tuttuğunuzu anlamayabilirsiniz.

Oysa ki yas tepkisi ortaya koymak için ölüm olması gerekmez. Kaybedilene yüklenen anlamı kavrayabilmek önemlidir. Yası tamamlarken sosyal destek almak gereklidir. Aile bireyleri, güvenilen insanlar, dostlardan destek alınırsa süreç daha sağlıklı tamamlanır. Kayıp sonrasında ağlamamak, duyguları ifade etmemek çok sakıncalıdır. Yas demek kaybedilenin fotoğraflarını kaldırıp hiç olmamış gibi davranmak değildir. Kayıp hakkında konuşulmalı, üzüntü dile getirilmeli, hatta zor olsa da ara ara kayıpla ilgili mekanlara, yerlere gidilmelidir. Kaybın yükünü azaltmak için bireysel özelliklerin güçlenmesi önemlidir. Dost biriktirmek, sağlıklı iletişim kurabilmek, hobi edinmek bunlardan birkaçı… Kaçınmak yerine yası tamamlamak gelecekten beklentilerinizi olumlu etkileyecektir.