Kalkınma ve işsizlik


Kalkınma ve işsizlik



Dünya gergin, kritik bir süreçten geçiyor. Başta A.B.D. olmak üzere Rusya, Çin, İran, Venezuela bu durumun ana bileşenleri konumunda. Ortadoğu'nun tüm ülkeleri, petrolden dolayı sorunlar yumağının birer parçası. Şimdi bir de Doğu Akdeniz'deki petrol ve doğalgaz rezervleri konusu çıktı. A.B.D. İran'dan enerji ürünleri almaya yasak koydu.
Türkiye, bütün bu gerilim ortamından etkilenen bir ülke konumunda... Üstelik döviz hareketlenmesinden dolayı kişi başına milli geliri döviz bazında azalıyor. Suriyeli, Afgan, Pakistanlı yaklaşık 4 milyon göçmeni de içinde barındırmak zorunda kalan bir ülkeyiz. Bütün bu olumsuz tablonun günlük hayatımıza yansımasını işsizlik olarak yaşıyoruz.
Geçenlerde Gaziantep'te bir kişi kendini işsizlik gerekçesi ile yaktı ve kurtarılamadı. Söylenenlere göre 4 yıldır işsizmiş.
TÜİK verilerine göre işsizlik 2019 yılı Ocak ayında; geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 259 bin kişi artarak 4 milyon 668 bin kişi oldu. İşsizlik oranı da 3,9 puanlık artış ile % 14,7 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde tarım dışı işsizlik oranı 4,1 puanlık artışla % 16,8 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 6,8 puanlık artış ile % 26,7 olurken, 15-64 yaş grubunda bu oran 3,9 puanlık artış ile % 15 olarak gerçekleşti.
İstihdam edilenlerin sayısı 2019 yılı Ocak döneminde 872 bin kişi azalarak 27 milyon 157 bin kişi oldu.
Önceki yılın aynı dönemi ile karşılaştırıldığında inşaat sektörünün payı 1,6 puan azaldı. Sanayi sektörünün payı aynı kaldı. (Yaklaşık % 20).
Ülkemizin nüfusu her yıl 1,2 milyon civarında artıyor. İşgücüne katılan miktar ise yaş gruplarıyla ilintili olarak 1 milyona yakın. Geçenlerde Hazine ve Maliye Bakanımız 2019 yılı içerisinde 2,5 milyon istihdam yaratılacağını söyledi. Ancak Ocak-Nisan dönemindeki gelişmeler 2019 yılında bu rakamın gerçekleşmesinin hemen hemen imkansız olduğunu gösteriyor. Aslında hükümet çeşitli yollarla, tarım da dahil olmak üzere teşvikler veriyor. Ancak gerekli hızlanma sağlanamıyor. Sanayi kolunda, özellikle otomotivde ciddi bir iç talep düşüşü var. İhracatta döviz fiyatlarından ötürü avantajlı bir durumdayız ama başlangıçta belirttiğim küresel gerginlikten dolayı dünyada tüketim daralması meydana geliyor. Bu gelişmelerden 2019 yılının zor geçeceği anlaşılıyor.
Peki, bu zor günleri aşmak için ne yapmalı? Önümüzde seçimsiz 4 yılı aşkın süre var. Hükümet başta olmak üzere ilgili tüm kuruluşlar, şirketler; kısa, orta ve uzun vadeli programlar yapmalı. Sonra bu taraflar bir araya gelip görüşlerini bir konsensüs çerçevesinde birleştirmeliler. Konunun ekonomik, sosyal ve siyasi yönlerini iyice tartıştıktan sonra asgari müşterekler hayata geçirilmeli. İleri ülkelerin bazıları kalkınmalarını daha da geliştirmek için her yıl belirli sayıda yetişkin işgücünü göçmen olarak alırken biz milyonlarca insanımızla bekleyemeyiz. Olumsuz bir senaryo yazmak doğru değil ancak üniversite bitirmiş 830 bin gencimizin de hazırdan bakılmasa babasının vereceği harçlıkla günlerini geçirmesi nereye kadar sürebilir? Bir ülkede binlerce mühendis işsiz ise hepimize çok iş düşüyor.
Geçenlerde bir toplantıda; uzman bir akademisyene bunun nasıl aşılabileceğini sordum. Tatmin edici bir cevap alamadım. Buna rağmen konu üzerinde herkesin düşünüp çözüm üretmeye, söylemeye devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Güçlü Türkiye; yatırım ve istihdamın artması ile gerçekleştirilebilir.
Kalın sağlıcakla…