Kabak çiçekleri aşkına!


Her şey kabak çiçekleri ile başlamıştı. Yıllar önceydi. Günlerden bir gün Ege’nin sakin bir kıyı köyüne düşmüştü yolum.



Yol dediysem, bir süre orada kalıp resim yapabilmek, birkaç satır yazabilmek, daha da önemlisi kendimle baş başa olabilmekti bütün derdim. İşte o günlere ilişkindir kabak çiçekli ve dolma sarıklı anılarımın en lezzetlileri…

Önümde Ege’nin maviliği, verandada en rahatından ahşap kenarlıklı sallanan bir koltuk, koltuğun ucuna ilişip tuvalimdeki renklere boş boş bakan ben... Fotoğraf bu. Kısaca ruhun tatile çıkmış hali!

Kafamdaki renklerle bir türlü buluşamayan fırçalarıma isteksizce göz süzerken, bir yandan balıktan dönen balıkçıları göz hapsinde tutuyorum. Olur’a belki bugünkü nevaleye iki kaya barbunu düşer! Tam da öğle üzeri olmuş, etraftan yemek kokuları geliyor. Derken bir hışırtı duyuyorum yan taraftaki sebze bahçesinden. Elindeki küçük tencereyi kutsal emanet gibi taşıyan yaşlıca köylü bir teyze bana doğru gelmekte.

Yaşlı kadın tencereyi ellerime bırakır bırakmaz kendini verandanın yer yüksekliğindeki merdivenine atıyor. “Of bacaklarım of” diyerek ağrılı baldırlarını ovarken; “ben bu senin oturduğun evin koca anasıyım, sana çiçek dolması getiriverdim, hoş gelmişsin hadi ılıkken yiyiver” diyor.

Tencerenin kapağını açmamla ortalığı tarifi imkânsız bir koku sarıyor. İşte o gün bu gündür, kabak çiçekleri hem yaptığım resimlere yansıdı hem de defalarca pişirdiğim kabak çiçekli dolmalara, mücverlere, omletlere, salatalara ve daha nicelerine…

Kabak çiçeği dolması

Etli mi etsiz mi?

Evet, iki soru. Etli ve etsizler de kendi içlerinde ayrılıyorlar ya, renkli mi renksiz mi, üzümlü fıstıklı mı, tereyağlı mı zeytinyağlı mı? Diyeceksiniz, etlisi tereyağlı olur, etsizi zeytinyağlı! Hem evet, hem hayır… Etsizine de pekâla tereyağı konup sıcak yemek muamelesi yapılabilir. Akdeniz’de bol sadeyağlı öyle lezzetli dolmalar yapılır ki…

Bugünkü kahramanımızın zeytinyağlı Ege usulü kabak çiçeği dolması olduğunu belirteyim de kafamız karışmasın. İçinde fıstık, yenibahar, tarçın, üzüm filan yok. Bolca soğan ve karabiber var sadece.

Önce malzemelerini sıralayalım.

25-30 tane kadar kabak çiçeği (yeni toplanmış olursa doldurması kolay olur)

Bir su bardağı pirinç

2 tane iri kuru soğan

Yarımşar demet nane ve maydanoz

Yarım su bardağı zeytinyağı

Yarım limonun suyu

Tuz, şeker ve karabiber (ağız tadınıza göre isteğe bağlı miktarda)

Hazırlanışı:

Çiçeklerin her birinin ortasında tokaç gibi dişi organları koparılır, kök kısmındaki bıyık yaprakları da saplarıyla temizlenir su dolu bir kaba atılır. Çiçekler yarım saat kadar suda bekletilirse içine kaçmış börtü böceğin çıkması açısından iyi olur.

Diğer tarafta Kuru soğanlar tavla zarı doğranır, zeytinyağında kısık ateşte yakmadan kavrulur. Üzerine pirinci konur hafifçe kavrulur, pirinç kadar su ilavesiyle kapağı kapatılır. Pirinçlerin dibi tutmadan tencerenin kapağı açılır, sırasıyla önce limon suyu, tuzu, şekeri, karabiberi ve kıyılmış maydanoz ve taze nanesi ilave edilip karıştırılır ve 20 dakika kadar demlenmeye bırakılır. Bazen bu sırada yeşilliklerle beraber iki üç kabak çiçeği de kıyılır pirincin içine! Çiçeklerim fazla ise ben kıyıyorum.

Gelelim doldurma aşamasına: Sudan çıkarıp beklettiğimiz çiçeklerin iç kısmına bir iki kaşık dolma harcı konur çiçeğin yaprakları bir birini örtecek şekilde kapanır. Kabak çiçekleri naziktir o yüzden hassas davranmak gerekir! Tek sıra halinde dolma tenceresine oldukça sıkıştırarak dizilir. Üzerine bir bardak su ve biraz zeytinyağı tuz gezdirilerek önce hızlı ateşte (5 dakika), sonra çok kısık ateşte pişmeye bırakılır.

Sofraya getirmeden önce yarım saat dinlendirirsek çok daha keyifli olur. Şöyle ılık ılık, hıımm…

Afiyetle, sağlıkla yiyip güzelliklerle olalım, yaşam çok kısa dostlar.

Kabak çiçeğiyle yapılan diğer çeşitleri de bir başka zaman konuşalım, ne dersiniz?