İş davalarında zorunlu ara buluculuk


İş davalarında zorunlu ara buluculuk



Milyonlarca işçi, ve işverenleri ilgilendiren İş davalarında zorunlu arabuluculuk olarak adlandırdığımız yasa Evet henüz çıkmadı. Kısa bir süre içerisinde meclis'ten geçip yasalaşması bekleniyor.
Yasa tasarısına göz attığımızda öne çıkanları toparlarsak ;
İş Mahkemelerinin kuruluş işleyişine dair her tarafı yama olmuş 5521 sayılı 1950 tarihli yasayı değiştiren, ilgili alandaki diğer yasalar ve HMK gibi usul yasalarına da yama yapan kurallar var.
Hukuk yargılamasında arabuluculuka dair yasa birkaç yıl önce çıktı. Ancak iş davaları sayısal ve sosyal ağırlıkta ve bu alana ( iddianın aksine) hiçbir faydası olmadı. Bu nedenle iş davalarına dair her kesimden ancak daha ağırlıkta işveren kesimden gelen sızlanmalar sonrası bu tasarıyla bu davalarda zorunlu arabuluculuk uygulaması getirilmesi öngörülüyor.
Yasayla işçi , SGK veya işverene tesbit, iade , tazminat, alacak gibi davaları açmazdan evvel dava şartı olarak önce Arabulucu' ya başvurup prosedürleri tamamlamak zorunda. Tabii ki her konuda anlaşmak zorunda değil. Ancak PAT diye dava açılmaların önüne set çekiliyor.
İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili rücu davaları hakkında ise doğal olarak arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmayacak.
Bu şekilde Çarşamba günü işten çıkan işçinin Perşembe günü dava kağıdı yollayıp işvereni dava masrafları-Avukatlık ücretleriyle yüklemesi tarihe kavuşacak , ki yasanın işverenler açısından belki de en büyük getirisi bu noktada.
İşverenler açısından bir diğer getiri de pratikte iş davalarının işçi Avukatları tarafından başlangıçta ücret-masrafsız alınıyor olması , dolayısıyla aleyhe açılacak, % 40'ları aşan önemli faturalar doğuran , işçi ile dava açıldıktan hemen sonra anlaşmalarının bir yerde engeli olan davaların eski sistemde bir yerde teşvik ediliyor olması, bunun karşısındaki işveren çaresizliğinin tedavi edilebilecek olması. Toplu işçi davaları ile karşılaşan müesseselerin tek defada milyonlarca TL dava ücreti ve dava masrafları ödediğini düşündüğünüzde, çok işçi çalıştıran şirketler için bu durum daha da anlam kazanmakta.
Hukumet, tasarının işçi lehine olduğuna dair cümle/paragraflarla işe girişmekte, yasayı işçi açısından sevimli ve faydalı gösterme çalışmaları çok anlamlı. İşçinin ihtilafının bir günde çözümleneceği gibi cümleler propaganda edilmekte.
Ülkede şu anda yılda 200 bin iş davası üretiyoruz. Bu aslında felaket bir durum. Sistemde toplam 500 bin iş davası var ve davaların ortalama görülme süresi iki yıla yakın. Yargıtayda bu işe bakan özellikle 9.Hukuk Dairesi tıkalı durumda. Giden dosya gelmiyor. Sitem error ki error.
Tasarı işe iade davaları ve sonrasında yaşanan bazı kaosları ortadan kaldırıyor. Geç bile kalındı. İşe iade sonrası ödenen paraları tazminata dönüştürüp SGK primlerinin sonradan yatırılması rezilliklerini ortadan kaldırıyor. Rakamların fesih tarihine göre belirlenmesi ve belirli miktar olarak kararda yer alacak olması da olumlu adımlardan.
İşverene açılacak kıdem tazminatı davasının açılma süresi 10 yılda 2 yıla inmekte. Bu da son derecede isabetli.
Davaların çoğunluğu Temyiz'e gitmeden Bölge Adliye'de ( yeni mahkemeler-İstinaf) kesinleşecek.
Davaların basit yargılama ile çözümlenmesi , yine Arabulucuda, mahkeme ve istinafta 3 hafta, 2 ay gibi sürelerde bitirilmesine dair hükümler var ama hukukçular bu hükümlerin iş yığılmaları karşısında şimdiye kadar hiçbir işe yaramadığını bilir ve bu tarz yasa maddelerini gülümseyerek temenni kapsamına alır.
Arabulucular şu anda sadece Avukatlardan. Arabuluculuk aslında ciddi hukuk eğitimi ve formasyon gerektiren bir iş bu nedenle diğer mesleklerin Arabuluculuk hevesleri şimdilik önlendi. Arabulucu Ücretinin bir kısmını devlet karşılayacak. Bu da olumlu.
Sonuç olarak ; Zorunlu arabuluculuğa dair hükümlerin iş davaları sayısını yıllık 200 binlerden epey aşağıya çekeceği kesin.
Arabulucuya başvuruların en az % 50 sinin mahkemelere gideceğini sanıyorum. İnşallah yanılırım.
Bu satırların yazarı, işçi işveren uyuşmazlıkların asgariye indirilmesi için bu alanda öncelikle bir takım yapısal değişimlerle bataklığın kurutulması gerektiğini, mesela kıdem tazminatı garanti fonu gibi etkin ve denetlenebilir fonlar, işçinin ücret , izin ve diğer haklarına dair daha kurumsal etkin çözümler, uyuşmazlıklara zorunlu arabuluculuk yerine zorunlu tahkim usulleri ile çok daha sağlıklı çözümler yaşanabileceğini de geçmişten beri savunmaktadır.
Saygılarımla.