İçinden çıkılmıyor!


Hadi memleketini terk ettin, kaçtın geldin buralara. Aradığını bulamadın, yine kaçıp gitmeye devam. Koşullar ne olursa olsun. İyi de be kardeşim hala üreme telaşın neyin nesi?



“Suriye’den gelip Avrupa istikametine gitmekte olan sayın sığınmacılar, teknemiz Kos açıklarında batmaktadır. Yolun kalanı için ulaşım ve servis hizmetleri İslami usullerde ve kesintisiz yapılacaktır. Kurtulacak olanlara hayırlı yolculuklar, defin hizmeti alacaklara da Allahtan rahmet diliyoruz.”

Hadi memleketini terk ettin, kaçtın geldin buralara. Aradığını bulamadın, yine kaçıp gitmeye devam. Koşullar ne olursa olsun. İyi de be kardeşim hala üreme telaşın neyin nesi?

Geleli 10 ay olmuş, hatta 12 ay. Kucağında bir iki aylık bebe, can pazarında iki arada bir derede ne ara yaptın?

Sığınma kamplarında da durum aynı. AFAD ve Kızılay yetkilileri doğan çocuk sayısını verince hop oturup hop kalktım. Matematiksel olarak kadınların çoğu Türkiye’ye gelince gebe kalmış olmalı. Havasından mı? Suyundan mı? Canım memleketim!

Avrupa’nın da canına minnet! Gel, ne kadar kalabalık olsan da yine gel. Üreyemediği için hazır üreyenleri alıp nüfus artışını sağlamanın yollarını arıyor. Ortalıkta zenci Almanlar, İngilizler, Fransızlar dört dönüyor.

Üreyemiyorlar, nüfus planlamaları ters tepti. Şimdi genç nüfus sıkıntısı baş gösterdi. Çaresiz gelen göçlere kucak açtılar. Yoksa insani koruma falan külliyen yalan.

Yunanistan’ı ABD 30 yıl önce uyarmış bu günler için. Üremeyi arttırın yoksa işiniz çok zor. 30 yıla kalmaz iflas edersiniz diye. Aynı uyarı AB ve Rusya içinde yapılmış uzun yıllar önce. Şimdi herkes bunun sıkıntısını yaşıyor. Hindistan ve Çin’de ters çalışan sistem maalesef bizim coğrafyaya uymuyor.

Daha çok insan, daha çok istihdam... Avrupa’nın en ağır sıkıntısı emekliler… Emekliyi taşıyabilmenin tek yolu daha fazla çalışan… Daha fazla üretim, daha fazla vergi... Bu denge kurulmazsa nüfusun çoğunluğu emekliye dönüşür ki, bekle ölsünler.

Sadece Suriye’den kaçanlara 6,5 milyar dolar harcamışız, kovalayanlara da bir miktar harcadık, kaçanları kovalayanları kovalayanlara da harcadık gibi!..

Neresinde ve ne biçimde olduğumuzu bilmediğimiz bir savaşın her yerinde ve hiçbir yerindeyiz.

Haydi bakalım Meclis Başkanı seçelim, hükümet kuralım. Sakızımız bol. Çiğneyelim de çiğneyelim.