Hukuk fakültelerimiz ne derecede hukukçu yetiştiriyor ?


Hukuk fakültelerimiz ne derecede hukukçu yetiştiriyor ?



Hakim, savcı, avukat ya da öğretim üyeleri.
Öncelik ve özellikle hukuk bilgisine ihtiyaç duyulan diğer meslek ve görevler.
Hukuk fakültelerinin başta gelen işlev ve görevi bu meslek ve görevler için 'hukukçu' yetiştirmek. Aynı zamanda yurtta ve dünyada hukuk alanında bilimsel çalışmalar yapmak, yayımlamak, koordinasyon, iş birliği ve diğer fonksiyonlar.
Ülkemizde kurulan ilk hukuk fakültesi gururla mezun olduğum İstanbul Üniversitesinde kurulmuş. 1924'te resmi olarak kurulan ve 100 yılı devirmeye hazırlanan üniversitemiz gerçi Cumhuriyet öncesinde de hukuk eğitimi vermekte imiş.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi kuruluşu 1925 senesi ile ikinci hukuk fakültesi.
İzmir 9 Eylül Ünversitesi Hukuk fakültesi dahil sonraki 80'e yakın fakültenin kuruluş tarihi ise 40 yılı geçmiyor.
Son on – on beş yılda ise bilindiği üzere Vakıf Üniversiteleri – apartman üniversiteleri tabir ile bu alanda olumsuz görünümde bir enflasyon var.
Bu gidişatla karşılaştığımız iki kişiden biri (hukukçu değil) hukuk mezunu olacak.

Tabii hukuk fakülteleri masa sandalye birkaç öğretim üyesi ile sözleşme şartları gibi hafif maliyetlerle kurulabildiği ve doğabilecek sorunlar ilgililerce göz ardı edilerek planlama yapılmadığı için, salt siyasi sosyal ve yine 'salt maddi' düşüncelerle memleketin 'hukuk' kalitesini de düşüren test usulü imtihanları geçmiş 'hukuk mezunları' üretmeye devam ediliyor.
Barolar haftalık avukat kabul törenlerini artık stadyumlara taşıyacak.Tek tek yapılan yemin törenleri bile artık stadyumda topluca istiklal marşı okur gibi icra edilmeye başlandı.
Duruma çare için Avukatlık sınavı gibi çözümler uzunca zamandır dillendirilmekte ama bu gidişle burada da tren kaçtı gibi.
Kanaatimce yapılacak ilk iş, hukuk fakülteleri için kalite ve yeterlilik standartlarını derhal ve kademe kademe yerleştirmek, fakülteler ile güncel hukuk yaşamını bir birine bağlamak.
Ne kadar umutlusunuz derseniz?
Sıfıra yakın. Neden mi derseniz?
Hakim zihniyetlerin hukuka yaklaşımı, hukukçu ve hukuk fakülteleri konusunda da aynı yaklaşım diyerek gerisini size bırakayım.
Yapılan önemli bir araştırmada hukuk fakültelerinin sorunları şöyle dizilmiş.

Sırasıyla;
1. Hukuk eğitiminde dört yıllık sürenin yeterli olmadığı görüşü yaygın.
2. Dört yıllık hukuk eğitiminde teorik eğitim ön plandayken mesleğe yönelik pratik eğitim ihmal edilmekte; hukuk eğitimi pratik hayatla irtibatı sağlayacak bir içerikte sunulmamakta.
3. Hakimlik, savcılık ve avukatlık gibi meslekler, hukuk fakültesi öğrencilerine yeteri kadar tanıtılmamaktadır.
4.Yabancı dil eğitimine gerekli önem verilmemekte. Bazı hukuk fakülteleri %30 ingilizce derslere sahipken çok azı öğrencilerine ikinci bir dili öğrenme imkanı sunmakta
5. Hukuk fikrinin ve düşüncesinin oluşumunu ve yerleşmesini sağlayacak Felsefe, Sosyoloji, Mantık gibi dersler öne çıkarılmamakta,
6. Ders programları AB Hukuku, Rekabet Hukuku, Mukayeseli Hukuk Sistemleri vb. güncel gelişmeleri takip edebilecek bir içerikten uzak.
7. Öğrencilerin yazma ve muhakeme yeteneklerinin artırılmasına yönelik bir programa sahip olunmaması
8. Bitirme tezi türü çalışmaların programa eklenmemesi
9. Hukuk fakültesi sınıflarının kalabalık olması
10. Hukuk fakültesi öğrencilerine az sayıda seçimlik ders sunulmakta olması.
11. Nitelikli akademik kadroların azlığı
12. Öğretim üyelerinin tam zamanlı olarak istihdam edilmemesi.
13. Hukuk kulüpleriyle yeterli etkileşimin sağlanmaması ve kulüplere istenilen düzeyde imkanın sunulmaması.
14. Hukuk fakültelerinin yıl içinde az sayıda akademik ve kültürel etkinlik gerçekleştirmesi, bazılarının ise hiç bir etkinlik yapmaması ve etkinliklerini duyurmaması…
Evet, araştırmaya katılmak mümkün ise de, sebep sonuç olarak yaklaşıyorum bu cümlelere. Bence ana sorun, hukuka ve eğitime en tepeden tırnağa kadar duyulan saygı, güven ve inanç.
Saygılarımla.