Hüdavendigar Kent Parkı ve oluşum hikayesi


Geçen hafta Hüdavendigar Kent Parkı açıldı, Bursa rengarenk bir doğa harikası kazandı.



Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe açılış konuşmasını yaparken hem heyecanlı, hem de gururluydu. Aslında ne kadar gurur duysa hakkı, çünkü burası Bursa var olduğu sürece kentin en değerli bölgelerinin önünde koşacak; ve de Sayın Başkan, kente kazandırdığı birçok esere rağmen görevden ayrıldıktan sonra öncelikle bu parkla anılacak. Bu değerlendirmemi ben yaşayarak yapıyorum; beş yıl boyunca kente kazandırdıklarım hiç anımsanmıyor ama Botanik Parkı yapan Başkan olarak halkın hafızasında hep canlı duruyorum.
Aslında Hüdavendigar Kent Parkı hakkında yazılacak çok şey var... 510 bin m2 alanıyla Bursanın en büyük parkı olmasıyla, çok renkli 4000 ağacı barındırmasıyla, geniş çim alanlarıyla, yürüyüş yollarıyla, Nilüfer Çayının aktığı çok güzel projelendirilmiş yeni dere yatağıyla, gölüyle, tenis kortlarıyla, futbol sahalarıyla, kafeleriyle, gezinti ve dinlenme alanlarıyla Bursa halkının içinde yaşamaktan vazgeçemeyeceği bir değeri olacak…
Ama ben size, bu vesileyle, bu güzelliğin bugüne ulaşmasının hikayesini anlatacağım...

Hüdavendigar Kent Parkının yerleştiği alan, Nilüfer Çayının doğduğu ve sularını topladığı havzadan koparıp taşıdığı çakılın, toprağın, sürüklenen ağaçların, dalların Mihraplı tersip bendinin arkasında depolanmasından oluşmuştur. Tersip bendi, eski Su İşleri Reisliği, 1954ten itibaren Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, tarafından 1930lu yıllarda inşa edilmiştir. Arkasında toplanan toprak çok verimli olduğu için, zamanla çevre halkı tarafından yaz aylarında ekilip biçilir olmuş, 1970li yıllara gelindiğinde İzmitteki Kavakçılık Enstitüsünün kağıt sanayinde kullanılmak üzere geliştirdiği bir kavak türünün, Kanada kavağının yetiştirildiği çok verimli bir üretim alanına dönüşmüştür. DSİ bu alana diktiği 15 bin kavağı, yaz aylarında altlarını sürerek, uzmanların yönlendirdiği şekilde budayarak, 10 yıl boyunca kontrol altında tutuyor ve en verimli çapa ulaştığı bu süre sonunda, bahar aylarında kesip kağıt sanayine satıyor, sonbaharda da yeni fidanları dikiyordu. Bu 10 yıl süresince sonbaharda dökülen kavak yaprakları, alanın ilkbahar aylarında sürülmesiyle gübreye dönüşüyor ve kavağın gövde büyüklüğünün artmasında etken oluyordu. Zamanla bu alan, kağıt sanayi için en verimli ve en kaliteli kavağın yetişmesi ile ün saldı, kavakçılık konusunda düzenlenen ulusal/uluslararası toplantılara katılanlara örnek olarak gösterilir oldu. DSİnin bu üretimi 2000li yılların başına kadar sürdü.

Bu sürecin çok önemli bir dönüm noktasının sağlama bağlanmasında ben rol aldım, bugün iyi ki almışım diyorum, devlette yöneticilik yapanla siyasetçi ilişkisine örnek olması için bu konuda yaşadıklarımı sizlerle paylaşacağım. Ben DSİ Bölge Müdürüyüm, Sayın Kurtcebe Alptimuçin de Maliye Bakanı, Mihraplı bölgesinde yaşayan bir grup Bakana gidip bu alan içinde cami yaptırmak istediklerini söylüyorlar, Bakan da bir siyasetçi olarak bu talebi bana aktarıyor. Ben buranın özelliklerini anlatarak reddediyorum; ama ne yöre halkı ve tabii ne Bakan bu taleplerinden vazgeçmiyorlar. Birkaç ay sonra sayın Bakanın bir Bursa ziyaretinde DSİye gelip yüz yüze tartışmamız ve bundan sonra bu alanla ilgili gelebilecek başka kullanım taleplerini reddedeceğine, bu konuda benim yanımda olacağına söz vermesi sonunda cami için gereken alanı kavaklık dışında bırakmayı kabul ediyorum ve gerekli düzenlemeyi yaptırıyorum. Ardından, bugün Hüdavendigar Kent Parkının doğmasını sağlayan Köşe Taşını yerleştiriyorum, bugün parka dönüştürülen 510 bin m2 alanı, Tarih ve Tabiat Varlıkları Kuruluna KORUNACAK YEŞİL ALAN olarak tescil ettiriyorum.
Belediye Başkanlığım döneminde bu alanın, DSİ tarafından kavaklık olarak kullanımı devam etti. Daha sonraki dönemlerde yerel yönetimlerin gözü, yerleşim amaçlı bu değerin üzerinde dolaşmaya başladı. Bu dolaşımları dışardan dikkatle izledim; bir harekete yöneldiklerinde, sayın başkanları bizzat arayarak alanın tescilli olduğuna ait kurul kararını hatırlattım, bir ara TOKİ bile niyetlendi, kentin göbeğinde böylesine geniş bir alana kuleleri dikmeyi kim istemez ki!!!

Hikaye bu işte... Sayın Başkanın açılış konuşmasını dinlerken bu süreç gözlerimin önünden aktı durdu; böylece Başkanın sevincini ve gururunu ben de paylaştım.
Bu arada değerli köşe yazarımız Okan Tunanın, parkın açılışı sonrası kaleme aldığı yazısında, parkın güzelliklerini anlatırken yaptığı, …Hüdavendigar Kent Parkının bulunduğu 510 bin m2 alan tam bir mezbelelikti, DSİnin taşkın alanı olması ve çevresinin de dikenli telle çevrili olması nedeniyle Bursalıların yıllar boyu yararlanamadığı bu devasa alanın bugünkü hale getirilmesi kolay olmadı… şeklindeki değerlendirmeyi, yukarıda verdiğim bilgiler ışığında hem onun, hem de sizlerin tekrar değerlendirmenize sunuyorum ve de verdiğim bu bilgilerin Hüdavendigar Kent Parkı bilgi belleğine işlenmesini öneriyorum.
Sonuçta, bir Bursalı olarak ben de, Sayın Recep Altepeye, böyle bir değerimizi ölümsüzleştirerek kentimize kazandırdığı için teşekkürlerimi sunuyorum….

EKOHABER GAZETESİ