ankara escort

izmir escort porno seyret porno seyret üvey anne porno reklamsız porno







Hiç olmazsa, çatınızı temizleyin…


Hiç olmazsa, çatınızı temizleyin…



ULUDAĞ’da yaşanan ilgisizlik ve duyarsızlık tehlikeli boyuta vardı...

Artık, insanlar can güvenliği de tehlikeye girmeye başladı..

Kayak yapmak için zirveye gelen tatilcilerin, çatısından düşen kar kütlesinin altında kalması, bardağı taşıran son damla oldu...

Birilerinin bu kötü gidişe, “dur” demesi gerekiyor…

Önlem ve tedbirler alınması için facia bekleniyorsa, pazartesi günü yaşanan olay mesaj olarak kabul edilmeli…

“Facia geliyorum” diyor...

Biz, Uludağ’a hak ettiği değeri vermedik…

Maalesef…

Burayı, her yıl aralık ayının ikinci yarısında açılan, mart ayının sonunda kapanan bir kayak merkezi olarak değerlendirdik...

Hiçbir zaman, doğal güzelliği ile insanları büyüleyen, Türkiye'nin ilk kayak merkezi olarak görmedik…

Zirveyi, “sezonluk” olarak kabul ettik...

HERKES SUÇLU…

Uludağ’ın bu duruma gelmesinde, herkesin -az veya çok-  suçu var…

Nasıl mı?

Önce, üstlerden başlayalım…

Böyle bir kayak merkezinin, bağlı olduğu bakanlık belli değil...

Çok acı değil mi?

Kayak merkezinin açıldığı yıl doğanlar, bugün 60 yaşında…

Geçen onlarca seneye rağmen, Uludağ’ın bağlı olduğu bakanlığın adını koyamadılar…

Neymiş....

Yetki kargaşası yaşanıyormuş...

Dile kolay, 60 yıldır yaşanan bir kargaşa olur mu?

Bakanlıkların isimleri ve konumlarının bir gecede değiştiği Türkiye'de,

Uludağ'ı, Kültür ve Turizm Bakanlığı veya “Tarım Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlamak o kadar zor mu?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Burayı Davos yapacağız “ demesine rağmen bu konuya netlik getirmiyorlar…

Onlar, “Amaan bana ne?” diyerek, “sorumluluktan” kaçıyorlar…

Peki, Bursa'nın, atanan ve seçilenleri neden ilgisiz kalıyor…

Çünkü, onlarda Uludağ'a “sezonluk” bakıyorlar...

Kar yağdığı zaman verdikleri sözü, sezon bitince unutuyorlar…

Gelelim, otel ve eğlence mekanı işletenlere…

Birde, kurumların yaptırdıkları misafirhanelere…

Uludağ'ın kalkınması için gerçekten uğraşan ve didinen, Ali Ağaoğlu ve onun gibi düşünen bazı işletmecilere sözüm yok...

Onların, “Beyaz Cennetin” dünya çapında bir kayak merkezi olması için ne kadar uğraştıklarını ve yalnız kaldıklarını iyi biliyorum…

Ama diğerlerine karşı kızgınım…

Onlar burayı, darphane olarak görüyorlar...

Yılbaşı öncesi tesislerini açıyorlar....

Yeni yıl ve sömestre tatillerin de hazırladıkları paket programlar ile para kazanıyorlar....

Tesis olmadığı için atıklarını ve kanalizasyonlarını doğaya bırakıyorlar…

Mazot ve kömür yakarak çevreyi kirletiyorlar...

Sezonun en hareketli olan bu döneminde, çatılarında biriken kar kütlesini ve sarkan buzları dahi temizlemiyorlar...

İlginçtir, hesap sorup yaptırım uygulayan da yok…

Sezon öncesi,  valilik başkanlığında yapılan toplantılarda alınan kararlar nerede?

Hani, herkes üzerine düşen görevi yapacaktı…

Anlayacağınız, kim kime dum duma…

Kazın ayağı öyle olmamalı…

Burası ister çok yıldızlı otel olsun ister misafirhane...

İster eğlence mekanı olsun ister boş bir bina hiç fark etmez...

Siz, önlemlerinizi almak zorundasınız...

Para kazanıyorsunuz, “tamam" sözüm yok…

Doğaya zarar veriyorsunuz, onu da “vicdanınıza” bırakıyorum…

En azından, dinlenmeye gelen insanlara kabus yaşatmayın…

O kar kütlesi, insanların ölümüne neden olsa ne olacaktı...

Allah’tan Uludağ’da, AFAD ve JAK vardı…

Zamanında müdahale ettilr ve faciayı önlediler…

Ya, olmasaydılar…

Beyaz cennette, beyaz ölümleri yaşayacaktık...

O kar kütlesinin altında sadece altı kişi değil, Uludağ ve Bursa kalacaktı

Sonra da, ayıkla pirincin taşını…

Tabii, ayıklayabilirsen…