Hem sebep hem sonuç: "Uykusuzluk"


“Ya bu gece de uyuyamazsam” düşüncesi ile eve gitmeyi canım istemiyor.



İş yerinden yorgun argın çıktığım günlerin birinde, diğer günler gibi uykusuzluktan korkuyorum. Son birkaç yıldır uykuya dalmakta zorlanıyorum. Zar zor dalmışken gecenin bir yarısında gözlerimi açtığım zamanlar daha sıkıntılı geçiyor. Yeniden uykuya dalmak için çabalayıp, kendimce geliştirdiğim yöntemleri deniyorum.
Bazen karnım acıkmış olabilir diyerek mutfakta alıyorum soluğu. Bazen de kitap okumaya çalışıyorum. Güne, sabahları dinlenmemiş kalkmanın verdiği isteksizlikle başlıyorum maalesef. Tüm gün yorgun hissettiğimi fark ettim. İşimde sık sık hata yapar oldum çünkü dikkatimi toparlayamıyorum ve unutkanım. Ayrıca gerginim ve kendimi bir anda insanlarla tartışırken buluyorum. Ailem, arkadaşlarım bendeki değişimi fark etmiş olsalar gerek, bir doktora görünürsem iyi olacağını söylüyorlar. Beni anlamadıklarını biliyorum. Uyuyabildikleri için onlara imreniyorum hatta öfkeleniyorum. Denemekten korkuyorum: “Ya bu gece de uyuyamazsam?” …

Uyku yaşamın vazgeçilmez parçası… Günlük hayatımızı rahat sürdürebilmek için kaliteli bir uyku almamız gerekiyor. Bununla beraber uyku bozuklukları karşımıza sık çıkıyor. Uykusuzluk (insomnia) uykuya dalma ya da uykunun sürdürülmesinde ve uyku kalitesinde bozulmalarla giden bir tablodur.
Kimi zaman bir hastalık olarak karşımıza çıkarken, kimi zamansa bir hastalığın belirtisi olduğunu görüyoruz. Uykusuzlukla mücadele eden birey, uykuya dalmak ve uykuyu sürdürmek için çabalamaya başlar. Uykuya dalabileceğini, uykusunun geldiğini düşünür ancak bir anda gözlerinin açıldığını fark eder. Uykuyu sürdürmek de ayrı bir problem olabilir. Uyku sırasında uyanır ve tekrar uyumakta zorlanır. Uykusuzluk yaşayan birey, güne dinlenmemiş başlar. Bu döngü devam ederse uykusuzluk psikiyatrik ve fiziksel şikayetlere yol açmaya başlar. Yorgunluk, çökkünlük, gerginlik, kaygılanma, dikkatsizlik, unutkanlık gibi şikayetler oluşur. Üniversitede iken bir hocam şöyle demişti: “Uyku yoksa,
hafıza yoktur”. Tüm bunların sonucunda ise yaşam kalitesi ve günlük işlerin verimi düşer. Yani uykusuzluğun kendisi hastalık oluşturabilir. Bununla beraber uykusuzluk bir psikiyatrik ya da fiziksel hastalığın belirtisi olarak da karşımıza çıkabilir. Örneğin kaygı bozuklukları, depresyon ya da iki uçlu bozukluğun manik döneminde, tükenmişlik sendromunda uykusuzluk, önemli bir belirti olarak görülür. Ayrıca kalp damar sistemi hastalıkları ya da böbrek yetmezliği gibi hastalıkların sonucu olarak uykusuzlukla karşılaşabiliriz. Uykusuzluk yaşayan birey zamanla “ya bu gece de uyuyamazsam” düşüncesi ile karşı karşıya kalır. Bu düşünce kendini gerçekleştiren bir kehanet gibidir, kişi yine uykusuzlukla baş başadır. Uykuya dalma mücadelesi verirken gün içinde yaşadığı çok da önemli olmayan konular önemliymiş gibi kendini sorgularken ve bunların üzerine düşünürken bulabilir.
Düzenli uyku ritmini yaşamadan günlük hayatımızı verimli bir şekilde sürdürmemiz mümkün değildir. Bugün pek çok psikiyatrik hastalığı tedavi ederken hastaların uyku kalitesinin yeterince iyi olup olmadığı ile ilgileniyoruz. Öyle ki bazı hastalıklarda ancak hastanın düzenli uyuması ile hastalık yatışabiliyor. Uykuyu daha kaliteli hale getirebilmek için uyku hijyenine dikkat etmek gerekir. Düzenli spor yapmak, uyunacak odanın fiziki koşullarının düzenlenmesi (sıcaklık, ses, ışık, havalandırma gibi), uyumadan önce çay, kahve gibi içeceklerin azaltılması, yatağa girmeden önce sakin aktivitelerle uğraşılması, eğer yarım saat içinde uyku gelmezse yataktan uzaklaşıp yeniden uyku gelene kadar sakin işlerle meşgul olunması uyku hijyenini sağlayacaktır. Sağlıklı uyumaya dikkat edelim, verimimiz düşmesin...