Hal ve gidişat


2017-18 sezonu ilk devresi geride kaldı. Ben de canım kulübümüzün gidişatı ve Başkanımızın kulübü yönetiş şekli hakkında üç beş kelam etmek istedim.



En başından belirteyim Başkanımız Ali Ay'ı hala seviyorum ve bizim gibi ciğerden Bursasporlu olduğuna inancım tam. Hatta seçimlerde kendisine oy verdiğimi de söyleyeyim ki, az sonra aşağıda okuyacağınız eleştirileri herhangi bir yargı, yada art niyetle yazmadığım anlaşılmasın. Eğer Başkan'da okuma zahmetin de bulunursa, yapacağım eleştirileri 'dost tavsiyesi' olarak alsın lütfen...

Başkanımız göreve geleli yaklaşık 2 sene oldu. 4 transfer dönemini geride bıraktı. Seçildikten sonraki ilk Mali Kurulda; 150 milyon borç ile kulübü devraldığını, görevi bıraktığı zaman ise yani mayıs 2018'de borcun kalmayacağını vaat etti.  Bugün borcun ne kadar olduğunu kimse bilmiyor. Yakında yine bir mali kurul var. Açıklanınca öğreniriz. Ancak konuşulan rakam 300 milyon liranın üzerinde. Kısacası mali disiplin ve sıfır borç vaadiyle oy alan Ali Ay, muhtemelen 2 kat borç açıklayacak.

Peki bu 2 senede sportif başarı var mı ?

Maalesef Hüsran var. 

Peki Recep Bölükbaşı gibi kulübü 'Facia' kötü yönetmiş bir Başkanın ardından geçen 2 senede kulübün 1 arpa boyu yol gidememesinin, borçların 2 katına çıkıp, hala kötü bir takıma sahip olmamızın sebebi ne ?

 

Bence 'transfer sezonları'... 

Kulübün başarılı olması tamamen transfer sezonunda yapılan doğru yada yanlış transferlerle alakalı...  Doğru transfer yaparsan, iyi oyuncularla iyi oyun oynarsın, maç kazanıp taraftarını mutlu edersin. Federasyondan para kazanırsın, sezon sonunda da vitrine çıkartabildiğin oyuncuları milyon euro’lara satarak kulübün mali olarak rahatlamasını sağlarsın.  Yanlış transfer yaparsan kötü takım kurup maç kaybedersin. Sonra yeni çöpler alıp kulübü mali anlamda çökertirsin. 

Yani Ali Ay gibi yaparsan ne olur ? 

Muhtemelen yakın gelecekte iflas edersin... 

Biraz açalım; 

Ali Ay göreve geldiğinde kulübede Hamza Hamzaoğlu vardı.  Futbol şube sorumlusu ise Yüksel Çolak. Transferi sevabıyla günahıyla bu 2'li yaptı. Sevabıyla kısmını laf olsun diye yazıyorum çünkü günahlarla dolu 3 transfer sezonu geçirdiler...

Bilal Kısa yaklaşık 1.5 milyon euro

Sercan Yıldırım yaklaşık  1.5 milyon euro

Sinan Bakış yaklaşık 1 milyon euro

Merter Yüce yaklaşık 1 milyon euro

İsmail konuk yaklaşık 800 bin euro

Serdar Kurtuluş yaklaşık 2.2 milyon euro

Del Valle yaklaşık 700 bin euro

Furkan Özçal yaklaşık 2 milyon euro

Sane yaklaşık 1 milyon euro

Stancu 3 milyon euro

Deniz Yılmaz yaklaşık 1.7 milyon euro

Boban Joviç yalaşık 600 bin euro

Joshua John yaklaşık 1.1 milyon euro

Onur Atasayar yaklaşıl 300 bin euro

 

Bu 2'linin Bursaspor'a yüklediği toplam borç yükü yaklaşık ; 18 milyon 500 bin euro

Peki bonservis kazanımı ? ZerO...

 

Bu dönem içinde Şef scouting olarak Özhan Pulat göreve başladı. 

Sezon başında karar vericiler; Hasan Parlakay ve Le Guen olarak değişti, Başkan işin içine daha fazla dahil olmaya başladı. Peki nasıl bir takım kuruldu?

Badu'yu 1 sene kiralayabilmek için 2.2 milyon euroluk borç yükünün altına girildi. 

Yusuf için 1 milyon euro bonservis ödendi.

Ucuz diye Delarge (toplam maliyet 1.5 milyon euro), Barış (toplam maliyet 1.5 milyon euro) alındı. Ama hala sağ bek ve sağ açık arıyoruz!

Kurulan takım için sadece 2 stoper (ki Titi'yi Mustafa Er yalvara yalvara aldırdı) ve Jires Kembo haricinde her mevkiye yeniden transfer lazım...

Kısacası harcanan paraya bakarsak yine kötü bir takım kuruldu. 

 

Bunu çok basit bir sebebi var... Minicik...  Başkan bunu kavrasa, Bursa'da ihtilal olacak ama yok ! O minicik detaya takılılıp kalıyoruz...

Minicik detayı örnekleyeyim; Başkan araba kullanmayı bilmiyor...

Üstelik ehliyeti de yok...

Ama arabayı 'Ben süreyim' istiyor..

 

Bir önce direksiyonda Yüksel Çolak vardı. Co-pilot ; Hamza Hamzaoğlu... Takla attık. 

Bu sefer Direksiyona Başkan oturdu. Co-pilot; Le Guen... 

Biz süreriz arabayı ya ne var ki, gaza basıyorsun gidiyor, frene basıyorsun duruyor diyorlar...

 

Öyle değil.

Başkanım sen daha geçen sene 'Sercan Türkiye'nin en iyi sağ açığıdır' demiş adamsın. Futboldan anlamazsın. Sen karar verirsen; bu araba takla atar....

 

Bide işin flu bırakılan tarafı var.   Hoca istedi... Hoca istemedi... Hocanın listesi... Falan filan... 

 

Bu açıklamalar aptalları hedef alan açıklamalar. Akıllılar ne olduğunu anlıyor...

 

Basit bir matematik yapalım; 

 

Bursaspor'a önümüzde ki sezon sonu; sağ bek lazım, 6, 8 kiralık gidici, Batalla'nın sözleşmesi bitti, Santrafor şart, sağ açık kaput... ilk 11'e 6 futbolcu....

4'de yedek alsan 10 futbolcu.   Scoutingin 1. sayfasında en az 5 maç izlemeden oyuncu alınmaz yazıyor.  Kaç alternatifli liste ? Mesela 3.. 150 maç yaptı...

Le Guen 150 maç seyredebilir mi?

Sevgili Başkanım  Transferi teknik direktör yapamaz. Sen yanlış biliyorsun...

İstese de yapamaz...  Özhan Pulat görevi manevi olarak bıraktığı tarih ile Kembo transferi arasında 1 ay var. 1 ayda tek isim önerdi mi? Öneremez çünkü böyle bir hazırlığı yok. Kembo'yu da Fransa'dan tanıdığı için önerdi. Ancak kendi tanıdığı, çalıştığı havuzdan oyuncu önerebilir. O'da son durumları olamaz. Zaten o kadar dar çemberden muhteşem transferler çıkamaz... Muhasır medeniyet seviyesinde yönetilen kulüpler o iş için Menajer istihdam ediyor. Kulüp planlamasını yapsın diye...

 

Bizim futbol aklımız kim?

Le Guen mi? Bence değil. Nereden mi anladım ?

Gündeme gelen ve bizzat başkan tarafından doğrulanan Santrafor isimlerinden anladım.

İsmi geçen 3 oyuncu da başka başka sistemlerin başka başka profilde santraforları.

Futbolu azıcık ama minnacık bilen bir futbol aklı, 3 ayrı model santraforu aynı anda konuşmaz...

 

Ben açık açık yazayım. Biz bugün itibariyle Ali Ay'dan daha iyi bir başkan bulamayız. 

Çünkü kulübün borcu bu rakamlara geldi ise aklı başında hiç bir iyi niyetli insan bu yükün altına giremez.  Kimse Ali Ay'ın verdiği parayı da vermez. 

Başkanın durumu şu;  Bursaspor idam sehpasında. Boynunda ilmik geçili.  Yanda bir Cellat. .. Cellat tam sandalyeye tekme atacak. Başkan  Sandalyenin önüne yatıp tekmeyi kendi yiyor. Geldiği günden beri yiyor tekmeyi. Ama yaptığı yanlış orada başlıyor zaten. Başkanım Bursaspor aslında suçsuz. Böyle ha bire tekme yeme, bir avukat tut.  İlmiği çıkarsın kulübün boynundan...

 

Peki biz ne yapmalıyız ? Bence camia olarak Ali Başkanımıza kulübü muhasır medeniyet seviyesinde yönetmesini baskılamaktan başka çaremiz olamaz.

Nedir muhasır medeniyet seviyesi ?

 

Sevilla'dan örnek verelim mi?

Monchi diye bir Futbol dDrektörü bulmuş.

 

2002'de Dani Alves'i 400 bin euroya almış, 26 Ma satmış

2003'de Baptista'yı 2.6 M'a almış, 15 M'a satmış. 

2004'de Adriano'yu 1.8 M'a amış; 7M'a satmış

2006'da Federico Fazio'yu 600 bin'e amış; 7.5 M'a satmış

2006'da Poulsen'i bonservissiz almış; 7.3'e satmış

2007'de Kaita'yı 3Milyona almış; 10.5 Milyona satmış

2009'de Negredo'yu 11 milyona almış, 19 milyona satmış

2010 da Rakitic'i 1.8 Milyona almış, 13.5 Milyona satmış

2011'de Martin Caceres'i 2.2 milyona almış, 6 milyona satmış

2012'de Kondogbia'yı 3 milyona almış, 15 milyona satmış

2013'de Carlos Bacca'yı 5 milyona almış, 22.5 milyona satmış

2014'de Aleix Vidal'ı 2.2 Milyona almış, 12.7 Milyona satmış

 

Netice; adam sadece futbolcu al-sat'ından toplam; 136 milyon euro kar elde etmiş...

 

Taraftar bu konuda ki seviyesini konuyu 'tüzüğe' bile yazdırarak kanıtladı. 

Ancak Başkan bu konuda yakalandığı güç zehirlenmesinden kurtulamıyor. 

Önce Hamza Hoca'ya ayıp olur... diyordu.. Şimdiler de ise tahminen; Le Guen'e ayıp olur diyordur. Oysa bize ayıp oluyor. Hem bize ayıp oluyor hem de sana yazık oluyor...

 

Bursaspor'un kurtuluş reçetesi, futbol planlamasını yapacak kalibrede bir 'futbol direktöründen' geçer.  Bugün bırakın futbolu, herhangi bir iş 'planlama' yapmadan başarılı olamaz.  Babadan Dededen kalma yöntemlerle yönetilen kulüpler sürdürülebilir başarıyı ancak rüyasında görür. Tabi bu mevcut menajer yada daha önce ismi gündeme gelen; Ömer Erdoğan gibi ahbap çavuş ilişkisi ile sadece maaş bağlanacak gölge menajer olmamalıdır. Bence kriter bu işi daha önce başarılı bir şekilde yapmış olmasıdır. Türkiye'de bu işi daha önce başarılı bir şekilde yapmış 1 kişi var. Önder Özen...

Ama kişisel tavsiyem yabancı olması... Yabancıya da kulübü anlatacaksın. Taraftarı anlatacaksın. Beklentiyi, isteği anlatacaksın... Bunu analiz etmiş kimse yok zaten o çatının altında... Zor yani...

 

Bu yazdığım tartışılmaz; Doğru transfer yaparsan iyi futbol oynarsın. Taraftarın mutlu olur. Para kazanırsın. Futbolcu satarsın. Borcu kapatırsın. Ama transferi Yüksel yaparsa, Hasan yaparsa, Ali yaparsa, yada menajerlerden gelen tavsiyeleri teknik direktörün önüne koyup Onu çok istedi, bunu veto etti diye masal anlatırsan; mutlaka iflas ederiz...

 

Başkan Bu bizim son şansımız. Allah'ını Peygamberini seviyorsan, kasada ki son kuruşla, en başarılı, en kariyerli  Menajeri al getir. Direksiyona oturt...Yoksa yanacağız...Sende tarihe geçeceksin...