Ezana ne kadar kaldı?


Oruçlu değilim ama iftar sofrasında ezanı beklemek geriyor işte. Kimin iftarı? Önemli mi? Çağırdılar geldik. Kapının önünde sigara içenlerden anlaşıldığına göre zaten katılımcıların büyük çoğunluğu o gün için farklı gerekçelerle oruçsuz…



Kimi tahlil yaptırmış, kimi de rahatsız ama kesinlikle sigaradan ödün vermemekteler. Oruçlu az ama yine de herkes önündeki yemeğe dalmak için ezan sesini bekliyor. Mübarek müezzin de inadına bekletiyor sanki.

Bu arada iftar sahipleri de konuklarına hoş geldiniz turunda. Çok da umurunda değil bekleyenlerin. Zaten adamlar durumun farkında oldukları için iftar öncesi dolaşıyorlar sofraları. Tıkınan kaçacak, aksi mümkün değil.

Eşleri de ev sahipliği adına kınaya gider gibi süslenip püslenip gelmişler. Ortalık salına salına gezen ev sahipleri ve yakınları ellerinden geldiğince konuklarıyla ilgilenme telaşında…

Müezzin beklemede, su bardaklarının etrafı buğulu, buz gibi su. Oku be adam. Oruçlu olsam bir günaha daha girmiştim suyu lıkır lıkır içerek. Boğazım kurudu… Ezan sesini duyar duymaz ilk iş suyu içmek.

Arada çatalın tabağa değdiği zaman çıkardığı sesler geliyor, dönüp bakıyoruz, hani biri başlasa fazla umursamadan devam edecek herkes, ezan sonra okunsa da olur ama garsonların servis sesleri sadece. Bu arada ilahiler çalıyor ama kulaklar karşı caminin hoparlöründe.

Özenle hazırlanmış restoran bahçesi hınca hınç dolu, gördüklerimin içinde tek oruçlu yok ama yine de eller bardaklara ve tabaklara uzanmıyor. Korku mu? Nezaket mi? Çözemedim.

Birçok yüz oldukça tanıdık. İftar gezgincileri. Sosyal medyada sık sık birilerinin sofrasını şenlendiren renkli tipler. Hatta birkaçı şimdiden sofra resimlerini yayınlamaya başladılar bile.

Ve ezan okunur, herkes huşu içinde dalar tabağına, bardağına. Doymaz karnımız önümüzdekilerle bu belli. Aç gözlerimizin verdiği hırs damağımızdan midemize giden…