Evet, KENT ANAYASASI, ama?


Evet, KENT ANAYASASI, ama?



Geçen hafta, Bursa Hakimiyet Gazetesi köşe yazarı Namık Göz, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ın, kentsel dönüşüm projelerinde yaşanan sorunların çözümü üzerinde çalıştığını, 'İmar anayasası revize ediliyor'' başlıklı yazısında bizlerle paylaştı.
Bu çalışmanın, kentlerin imar anayasası olarak bilinen, 1/100binlik Çevre Düzeni Planı'nın revize edilmesini içerdiğini vurgulayan Aktaş'ın, yeni planla kentsel dönüşümlerle oluşacak yerleşimlerde dikey yapılaşma yerine, yatay büyümenin hedef alındığını söylemesi yanında, Bursa'nın 1/100binlik imar planının 21 Mart 2013'te kabul edilerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığına onay için gönderildiği, ancak Özel İdareler kapanınca Çevre Düzeni Planlarının onanma yetkisinin Büyükşehir Meclisine geçtiği ve fakat tüm ilgili sivil toplum kuruluşlarının asgari düzeyde ortaklaştığı planın bugüne kadar onaylanmadığı, bilgilerini de bizlere aktardı.
Bu yazıyı okuduğumda, 'İmar Anayasası'' başlığı içimdeki acıyı gene ateşledi, bu topraklar üzerinde yaşayacak insanların yaşam hazinesi olacak değerli tarım alanlarının korunması söz konusu olduğunda, daima dikkatinizi çekmeğe çalıştığım konu gene önüme açıldı. Aslında halen yürürlükte olan 1/100bin ölçekli imar planı benim dönemimde yapıldı ve Bursa'nın geleceğinin resminin çizildiği bu plana 'Kent Anayasası'' adı o zaman verildi. Planın yapıldığı süreçte Bursa Büyükşehir hudutları sadece Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım ilçelerini kapsıyordu, ama planın etkileşim alanı tüm Bursa Ovasını, Demirtaş Ovasını, Çalı-Kayapa-Hasanağa ovalarını ve buralardaki yerleşim alanlarını içine alıyordu.
Belediye hudutları dışındaki alanlarda imar planı yapma yetkisi İmar İskan Bakanlığında olduğundan bu plan çalışmasını onlarla beraber yaptık, ama plan bir bütündü.
Planın hedefinde, sanayileşme nedeniyle hızlı büyüyen Bursa'nın yeni yerleşim alanlarının belirlenmesi, gelişen sanayiye yeni alanlar açılması ve de bu topraklar üzerinde yaşayacak insanların yaşam gereksinimi olan değerli toprak ve su kaynaklarının korunması vardı. Plan üzerinde tüm bu işlevlerin yerleşeceği alanlar çizildi ve anılan bölgedeki çok değerli tarım alanları da ''Korunacak Tarım Toprakları'' adı altında kırmızı hatla çevrildi.
Planın hazırlanışında belediye ve bakanlığın uzmanlarının yanında üniversitelerden bilim adamları da yer aldı. Ana hatları şekillendiğinde plan, hem çeşitli sivil toplum kuruluşlarının, hem de BTSO Meclisinde sanayicilerin önüne açıldı.
BTSO Meclisindeki sunuma bizzat katıldım, korunacak tarım alanlarının, bu topraklar üzerinde yaşayacak gelecek nesillerimiz için önemini vurguladım.
Plan tüm yönleriyle tartışıldıktan ve toplumsal mutabakat sağlandıktan sonra, bizim hudutlarımız içindeki bölümü Büyükşehir Meclisince ve de tamamı İmar İskan Bakanlığınca onaylanarak yürürlüğe girdi. Ve tüm sivil toplum kuruluşları, sanayiciler, Belediye ve Bakanlık, hep beraber bu plana, kentimizin ''İmar Anayasası'' adını verdik.
Buraya kadar her şey çok güzeldi, ama ne yazık ki kentimizde sanayileşmenin çok hızlı ve kural tanımaz gelişmesi, bunun paralelinde hızlı göç hareketi nedeniyle oluşan plansız ve kaçak yerleşimler, planı bırakın delmeyi, paramparça etti, diğer bir deyimle ANAYASA DELİNDİ!!!
Devletin parasıyla, pardon o harcanan paralar da bizim idi, anılan değerli tarım topraklarının verimini daha da artırmak üzere inşa edilen sulama kanalları bile sökülerek, yerlerine sanayi bölgeleri kuruldu, ama plana onay veren taraflardan hiç ses çıkmadı…
İşte yeniden hazırlanma sürecine girileceği anlaşılan 1/100bin ölçekli Çevre Düzeni Planı çalışmalarında yer alacak tüm tarafların önüne kentimizin yaşadığı bu acı gerçeği koymayı, belki ders çıkarılır, hazırlanacak planın yeniden delinmemesi için gerekli koşullar işin başında oluşturulur umuduyla, bir Bursalı olarak görev sayıyorum.