Eski BURSA'ya bir bakış (3)


Eski BURSA'ya bir bakış (3)



İlkokullar dışında iki özel kolej, iki resmi ortaokul, Kız Lisesi, Erkek Lisesi, Ticaret Lisesi, Askeri Lise, Kız Sanat ve Erkek Sanat Enstitüleri, Ziraat Okulu, Kız Öğretmen Okulu tekli eğitimle yeterdi genç nüfusa. Ticaret Lisesi dışındaki okullar karma olmadığından çaylar ve okullar arası sosyal etkinliklerde Erkek Lisesi Kız Lisesiyle, Askeri Lise Kız Öğretmen Okuluyla, Ticaret Lisesi Kız Enstitüsüyle iş birliği yapar, Erkek Sanat Okulu sanırım yalnız kalırdı. Ziraat Okulu ise esasen uzaklarda ve lokalize idi. Orta öğrenim kurumları şehrin merkezinde olduğundan kitap ve kırtasiyeciler de sadece hükümet civarında toplanmışlardı.
Şekercioğlu, Suhulet, Zeki Mumcu, Kitapçı Ali Haydar belki bir iki tane daha. Çekirge, Yıldırım ve Hürriyet Mahallesi dışındakiler okullarına ve işyerlerine yürüyerek ulaşırdı. Böyle olunca da sayısı ancak on adedi bulan, saat başı, Muradiye yolu ile Emirsultan-Çekirge, yarım saatte bir Çekirge-Yıldırım, Belediye önü - Muradiye, İtfaiye-Yıldırım, her çeyrekte Yeşil-Çekirge seferi yapan kırmızı boyalı belediye otobüsleri yeterli idi.
Başlangıç duraklarında hareket saatlerini bekleyen bu otobüslerin belediye önünde biri Muradiye hattı, biri Çekirge hattı yolcularını kuyruğa sokan demir kulvarlı ana durağı ve üç memurluk idare ofisi vardı. Bu bürodan aylık paso da satın alınabilirdi.
Yanındaki küçük bürodan da Mudanya vapuru bileti alabilirdik. Belediye otobüslerinde talebe beş, tam bilet on kuruş. Hürriyet mahallesine İtfaiye önünden kalkan özel bir otobüs firmasının seferleri vardı. Merinos ve İpekiş fabrikaları dışında servis diye bir şey yoktu, minibüste.
Dolmuş ile 1959'da Santral Garajın yapımıyla tanıştık. Evvelce Çakırhamam önünde bekleyen ve eşyası olanları Çekirge'ye taşıyan sadece iki tane dolmuş vardı. Kazalardan ve başka illerden gelen otobüsler, Ulucami Meydanı, Yeniyol, Heykel önündeki yazıhanelerde yolcu alır bırakırlardı. Taksi yazıhaneleri özellikle Mudanya ve Yalova'ya dolmuş yapar, az sayıda taksi şehir içinde kullanılırdı. Seferden kaldırılan Mudanya treninden geriye metruk istasyon binaları, ''uyan tren bademliye geldi'' deyimi kalmıştı. Bir de Demirtaş'tan Mudanya'ya kadar, easasen yavaş ve dolaşarak yol alan bu katarla, yarış eden pehlivan enseli, ustra vurulmuş koca kafasıyla sempatik meczup Hafız… Onun ter damlalarıyla kaplı, artistik portresi uzun yıllar Foto Yıldız'ın vitrinini süsledi.
Özel otomobil sayısı elliyi geçmezdi ve bu arabaların kimlere ait olduğunu bilirdik. Böyle olunca da park ve trafik sorunu yoktu, gürültü sorunu da. Daha trafik ışıklarıyla tanışmamıştık. Bir tanesi Belediye önü, bir tanesi Valilik önünde iki tane sabit trafik noktası vardı. Yılbaşı akşamları araba sahiplerince bu noktalara hediye paketleri bırakılırdı. İki ciple hizmet veren motorize polis ekibi ve semt karakolları, akşam ezanı ile göreve çıkan Çarşı ve Mahalle Bekçileri asayişi sağlamada yeterli idiler. Bir tek Valinin bir adım gerisinde yürüyen makam polisi ve Cumhuriyet Savcısının makam kapısında sembolik olarak polis memuru bulunurdu. Koruma orduları nedir, bilmiyorduk. Gece Bekçileri karakolları değil mahalle ve çarşıları korurdu. Dışardan gelenlere Uludağ Gazozu ikram edilirdi, Vilayetin karşısında, Çınarlı Kahve'nin bitişiğinde, İnegöl Köftesi ve mutlaka İskender Kebabı. İskender, şimdi de orada olan Kebapçı Nurettin'in dükkanında, şimdi Vakıflar Bankasının bulunduğu yerdeki Tatlıcı Mecit'in bitişiğindeki tekkenin bahçesinde Hacı Bey'de ya da özellikle Kayhan çarsısındaki Süleyman Efendi'de yenirdi.
Belli meslekler dışında seyyar satıcı yoktu. Yaz aylarında okul çocukları önlerindeki tahta tepsilerle sokaklara dökülürdü. 'Abdül Vahit Turan, yeni çıkan Yeni Hayat, iki tane beş kuruşa'' Ya da boyunlarına asılı termoslu tahta sandıkçıklarda küçük çubuklara sarılı Sütsal Dondurmaları satarlardı. İller arası otobüslerin hareket saatlerine beyaz kıyafetleri ve maniler eşliğinde satış yapan nane şekerciler, simitçi ve şerbetçiler dışındakiler genellikle mahalle aralarında dolaşırdı. Omuz askılı veya ittirme arabalı dondurmacılar, iki kişilik saz takımıyla macuncular, yoğurtçular, atlı ve arabalı manavlar, hallaçlar, kalaycılar, at ve eşek sırtında odun satıcıları, eşekli seyyar ikinci el kitapçılar ve sırtı çuvallı eski giysi, eşya alıcıları…
İşte eski Bursa'nın sayfaları bu güzelliklerle doluydu, o güzellikler içinde yaşayan, birbirini seven ve sayan insanlarla doluydu…