Erol Olçok yoktu...


Erol Olçok yoktu...



Bu seçimin referandum olması sebebiyle doğal olarak  net seçenekleri vardı ;

Evet-Hayır.

Gelgelelim siyasal iletişim süreci o kadar net değil. Süreçte  ne dendiği de net  anlaşılamadı.

Kimin ne dediği anlaşılamadı diyorum çünkü.

Öncelikle, her iki tarafında kendi içinde kurması gereken çok bilin(mey)enli denklemleri vardı.

Kürt oyları,milliyetçi oylar,konsolide oylar ve tabiki kararsızlar.Herbiri ayrı bir dil ile ikna edilmeliydiler.

Kampanyaların anlaşılan en net kısmı evetçilerde hayırcılarda kendi seçeneklerini ülkenin beka sorunu olduğu ısrarla ifade ettikleri kısmı idi.

İşin bu kısmı konun politik yanını oluşturduğu için başka bir yazının konusu.

 

AKP’nin Siyasal İletişim Uzmanı olan EROL OLÇAK’ın hayatını kaybetmesinden sonra iktidarın girdiği ilk seçimdi bu referandum. Ve rahmetlinin boşluğu bariz bir şekilde belli oldu.15 Temmuz darbe girişiminde oğlu ile birlikte haince, hunharca katledilen ve alanında çok başarılı sonuçlar yaratmış Erol OLÇAK’a bu vesileyle rahmet diliyorum bir kez daha. Nur içinde yatsın.

Çok başarılı sonuçlardan yalnızca kazanılmış seçimleri kastetmiyorum. Ondan daha önemlisi kitlelerin manipülasyonu ve lider kültü yaratmaya dönük söylem ve konumlandırılmasındaki stratejisinden söz ediyorum.

AKP ilk kez temeli bir stratejiye dayalı taktikleri olmadan seçim meydanlarında idi.

 

İşin en başında ”terör artar” "Hayır çıkarsa iç savaş çıkar" söylemleri dillendiriliyordu ki tepkilerden sonra bu söylemler bırakıldı. "Hayır diyenler teröristtir haindir" dendi. Çeşitli kesimlerin ters tepkisi bu söylemi boşa çıkardı. Derken Avrupa üzerinden çatışmacı bir dil kısa sürede faydası kadar zararı da fark edilince terkedildi. Geriye kalan süreçte de Sn Cumhurbaşkanının karizması ve devlet olanaklarının sağladığı avantajlar seçim stratejisinde belirleyici oldu.

 

Uzun yıllardır yapılan çeşitli gözlem ve araştırmalar göstermiştir ki bir siyasal iletişim kampanyasını sonuçlara etkisi maksimum %5 tir. Bu referandumda iktidarın umduğu sonuçları elde edememiş tartışmaların önüne geçecek bir sonuç elde edememiştir. Bunu kitleleri ikna noktasında belirleyici olan stratejik iletişim eksikliğine bağlıyorum. Çünkü hayırcı blok içinde azımsanmayacak oranda sağcı ve dinci oylar olduğu biliniyor.

 

Öte taraftan muhalefetin başta belirlediği stratejiye sonuna kadar sadık kalıp, muhalif bloğun tümüne seslenen kitle ikna dili sonuç verdi denebilir. Muhalefetin buradaki kırılma noktası ise devletin resmi dili, kurumsal talebi olarak “evet” in konumlanmasıdır. Bu söyleminin kararsızlar üzerindeki keskin etkisini kıracak proaktif  söylemler geliştirmede eksik kalmasıdır

 

 Enteresan bir siyasal iletişim süreci daha sonuçlanmış oldu. Ülkemize hayırlı olur umarım.