Endüstriyelleşen futbol (2)


Endüstriyelleşen futbol (2)



Futbolun endüstriyelleşmesi konusuna sadece reklamveren ve sponsor ilişkileri çerçevesinde bakmak, konuyu anlamak için yeterli olamıyor maalesef.

Hatta Anadolu kulüpleri için geçerli olmak üzere, salt takımının taraftarlığı çerçevesinde, başka bir deyişle tribüncülük ile sınırlanmamış geniş bir bakış açısına ihtiyacımız var.

Şöyle ki;

Kent markalaşmasının en önemli itici unsuru o kentin futbol takımı olabilir.

Takımın, bilinilirliğinin itici güç olacağı bir kent markalaşmasının sonuçlarından tüm sektörler ve (varsa) başka takım taraftarları da doğal paydaştır.

 ***

Endüstriyelleşen futbolun kentimizin hedefleri ile örtüşecek niteliklerini ön plana çıkararak süreci daha verimli hale getirmek mümkün.

Marka akıllarda yaratılan bir algıdan ibarettir.

Bir kentin algısı güçlüyse bile, yüzbinlerin gözünün de yaşanacak başarısızlık ya da başarı o algının sonuçlarını önemli oranda değiştirdiği bilinen bir gerçek…

Bu yönü ile kent markalaşmasının kültürel, sportif, sosyal dinamikler ile yönetilmesi ayrı bir zorunluluktur. Bürokratik hamaset ve kişisel kariyer basamağı yapılacak bir olgu değildir kent markalaşması.

Kentin markalaşmasının hedefleri öncelikle sosyal gelişmişlik ve ekonomik kazanç hedeflerini realize eden projelere dayanıyorsa; endüstriyelleşmiş bir futbol takımının o kente katkısı da o zaman daha da artıyor.

Çünkü artık devletler değil, kentler tanınıyor, yarışıyor.

Kentinizi spor kenti, tarih kenti, doğal güzellikler kenti, sanayi kenti ya da başkaca bir tema ile markalaştırma girişiminizin başarıya ulaşması, kent takımınızın sağlayacağı ülke hatta dünya çapındaki başarılarla doğrudan ilgilidir.

O yüzden gerek belediyelerin, gerekse merkezi yönetimin sağlayacağı katkılar, o kent takımına borcudur aslında.

Dolayısı ile futbol takımı için endüstriyelleşmek esasen yenileşme ve sürdürülebilir ekonomin gereğidir.

Bursaspor’umuz özelinde konuyu değerlendirince un, yağ ve şeker olduğunu görüp seviniyor insan, ‘helva yapmaya hazırız’ diye.

Bir taraftan da Bursaspor’un gelir modellerinin genellikle salt taraftarlık ve bürokratik ilişkiler algısı üzerinden yönetildiği bir gerçek. Bunun yarattığı bazı mecburiyetler ve emrivakilerin reklamveren ve sponsorluk gelirleri açısından uzun vadede olumsuz sonuçlarını yaşıyoruz kentimizde.

Endüstriyelleşen futbolda bunu aşmak için kazan-kazan modeline dayalı bir pazarlama dili geliştirmek şart. Böylelikle başarıyı sağlayacak tüm dinamiklere sahibiz.

Bu başarıyı taçlandıracak en önemli unsur ise takımın başarısı, takımının peşinde koşan atkılıların ‘o sene bu sene’ şarkısı ile diri tuttukları umutlarıdır.

@futbolcahili