Ellerim bomboş


Bence Şenol Güneş bu gibi karşılaşmalarda kaybetmekten korkuyor ki Ben kaybetmekten korktuğu için kazanan birisini henüz görmedim.



Galatasaray ile oynadığımız kupa finali aslında tüm sezonunun 90 dakikaya yayılmış özetiydi.  Sezona nasıl umutlu başladıysak maça da öyle müthiş başladık. İlk 10 dakika sağlı sollu ataklarla rakibi sürklase ettik. Golü bulduk. Sezon başı güvendiğimiz kadro kalitemiz ilk yarım saatte oradaydı. Sonra Galatasaray’ın golleri gelmeye başladı. Yediğimiz 2 gol de ancak amatör küme maçlarında seyredilebilecek kalitedeydi. Tıpkı sezon devam ederken defolarımız fark etmemiz, kadromuzun aslında sadece bir kısmının kaliteli olduğunu anlamamız gibi. Sonra bastırıp çok üst düzey bir golle tekrar umutlandık, bu yalancı bahar zaten yalancı olduğu için 1 dakika sürdü ve tekrar kendi gerçeklerimizle yüzleştik. Kalan dakikalarda, sezonun sonunda devam eden Avrupa ümidi gibi uzatmaya gider mi dedik ama zaten kendimiz uzatmaları oynadığımız için komple bir sezonu çöpe attık.

 6 Milli futbolcu, Ulusal kanallar ve İstanbul  yerel  basınının gazete puntolarında övülen iyi futbol  ve Fenerbahçeye  transfer olacak gol kralı dışında elimizde bir şey kalmadı.  Bu şaşaalı ! sezon noktalandığında, Avrupa yasağını kaldırabilmek için yine birilerinden medet uman pozisyonda beklemeye başladık ki; en üzücü kısmı da burası. Tabii ki bunun sebepleri  var. Bu sebepleri doğru analiz edemezsek aynı sebeplerle aynı hataları yapmaya devam ederiz.

O zaman ilk önce Şenol Güneş’den başlayalım.  Chikhura diye adını ilk defa duyduğumuz Gürcistan takımına elenerek sezona başladık.  Oysa değil Chikhura , Gürcistan milli takımı gelse elememiz gereken bir eşleşmeydi. O maç için yazılabilecek tek bilgi aslında tüm Avrupa macerasının da özeti oldu;  Traore 2 karşılaşmada da  oyun kurucu yani 10 numara pozisyonunda oynadı. Nokta.

Hocamızın lig değerlendirmesini ise şampiyon olmuş takımlar ve Anadolu takımları ile olan karşılaşmalar olarak ikiye ayırmamız lazım.  Anadolu takımları ile olan karşılaşmalarda eleştirilecek bir kaç oyuncu değişikliği dışında pek bir şey yok.  Sezonun genelinde, tümüne  üstünlük sağlayarak Büyük takım gibi oynadık. Sürekli hücumu düşündük, önde bastık ,gol attık velhasıl doğal hücum karakterimizi  bu maçlarda sahaya yansıttık ve istediğimizi aldık.

Ancak şampiyon olmuş takımlara karşı oynanan oyun için aynı şeyleri söylemek çok zor.  Zaten oynanan toplam 11 karşılaşmada tek galibiyet elde etmek, Hocamızın bu maçlarda ki performansını açıkça ortaya koyuyor. Bence Şenol Güneş bu gibi karşılaşmalarda kaybetmekten korkuyor ki  Ben kaybetmekten korktuğu için kazanan birisini henüz görmedim.

Gelelim dilimizden düşürmediğimiz doğal kadro kalitemize. Evet büyük oranda doğru tespit.  Mevki mevki değerlendirdiğimizde şampiyonluğa oynayacak kalite de 8 futbolcumuz var. En büyük problem de bundan sonra başlıyor. Çünkü hem 11’i hem de kadroyu tamamlayan diğer futbolcular ile bu 8 adam arasında uçurum var.  Sezonun sonunda elimizde hiçbir şey kalmamasının ana nedeni  Bence bu.  

Peki  bundan sonra ne olur yada ne yapmalıyız ?

Final maçı sonrası yaptığı açıklamada ‘SİZ’ e başarılar dilerim diyen Şenol Güneş sanırım gidiyor.  Türk Teknik direktörler için de bizim istediğimiz skala da bir çalıştırıcı yok.  O bakımdan takımın kimyasına ve Bursa’nın beklentisine uygun Hücum futbolu oynatacak yabancı bir teknik adam ilk çözülmesi gereken mesele.  

Transfer ise tamamen kimlerin gideceği ve kimlerin kalacağı ile alakalı. En önce kaleci ve  2 iyi stoper alınması elzem. Şener’in muhtemelen Fenerbahçeye gideceğini tahmin ediyorum. Dolayısıyla bir de sağ bek almak şart. Bu sezon ön liberoda yıldızı parlayan Ozan Tufan ile alakalı bence Başkan yanlış yaptı. 8 milyon euroyu gördüğü gün verilmeliydi. Bursaspor kadrosunda 8 milyon Euro eden bir ön libero barındıracak zenginlikte bir kulüp değil.  Zaten bence dünyada ki hiçbir ön libero 8 milyon Euro etmez. Gelelim  bu senenin hücum zenginliğinin mimarı 5’liye. Belluschi bu takımın en direk oyuncusu bence. Sayın Bölükbaşı her ne kadar 1 sene opsiyonu kullandık dese de o iş öyle değil. Çünkü opsiyon her 2 tarafında rızası ile kullanılabilecek bir ön koşul. Şampiyon olduğumuz sezonun ardından Bekir Ozan Has’ın da opsiyonu vardı ancak futbolcu ile anlaşılmadığı için Bekir o opsiyonu Gaziantepspor da kullandı. Bunu da en iyi Sayın Recep Bölükbaşı bilir. Ben Belluschi kalitesinde bir 8 numara bulacağımıza inanmadığım için ne yapılıp edilip elde tutulması taraftarıyım. Josue sezon sonu istatistiklerinde en iyi 10 numara oldu. Sneijder, Sosa ve Diego’yu geride bırakarak hem de. Kumar oynamaya, risk almaya takadımız olmadığı için Josue’nin de mutlaka takımda kalması lazım. Volkan ve Bakambu zaten bizimle. Fernandao ise zaten aylar öncesinde yuvadan uçmuştu. Fernandao ‘yu devre arasında almayarak zaten tercihimizi de yapmış olduk. Ancak kimsenin dillendirmediği söyle bir gerçek var; Dev santraforumuz 22 golun 6sını penaltıdan kaydetti. Penaltıları düşünce net 16 gol. Oysa yarım yamalak oynayan ve açık olmadığı halde açık muamelesi gören Bakambu 13 gol. Takımın Penaltıcısı Bakambu olsaydı demek ki Bakambu gol kralı olacaktı.

Gelelim sadede; Yabancı serbestliği  Türk futbolu için devrim. Takım maliyetleri doğru transferlerle yarı yarıya bile düşürülebilir. Ancak bunun için transferi  konusunda uzman kişilerin yapması gerekir. Bu güne kadar uygulanan menajer tavsiye transferleri bu sezon da devam ederse yandı gülüm keten helva. Bu arada kararı verecek olan yine Başkan bölükbaşı. Ama sadece Bursaspor transfer rotasını belirlemeyecek yaptığı ya da yapmadığı transferlerle kendi rotasını da belirleyecek. Umarım başarır.