Ekonomiden Olumsuz Sinyaller


Ekonomiden Olumsuz Sinyaller



Toplam finansal varlıklar ile toplam finansal yükümlülüklerin farkı net uluslararası yatırım pozisyonu (UYP) olarak adlandırılmaktadır. Başka bir deyişle net UYP, Türkiye'nin yurt dışından alacaklarıyla, Türkiye'nin yurt dışına borçlarının netini göstermektedir. Net pozisyon pozitif veya negatif olabilir. UYP verileri her ay Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tarafından açıklanıyor. Açıklanan istatistik ile ülkenin genel olarak yurt dışına borçlu mu yoksa yurt dışından alacaklı mı olduğu ortaya çıkıyor.
Son açıklanan Ocak-Temmuz UYP verileri korkunç. Söz konusu açıklamaya göre, 2017 Ocak-Temmuz döneminde Türkiye'nin yurtdışı varlıkları 221 milyar ABD doları, yükümlülükleri ise 671 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Buna göre net UYP aynı dönemde 450 milyar dolar açık verdi. Yani ülke varlıklarının nerdeyse 3 katı tutarında borçluyuz. UYP 2016 yılında 362 milyar dolardı. Bu da henüz 2017 yılının Temmuz ayında geçen yıla göre yaklaşık %25 lik bir kötüleşmeyi işaret ediyor. Ve son on beş yıl içerinde bu bir rekor.

Ekonomide rakamlar günden güne kötüye gidiyor. Büyüme rakamları artışları istihdama etki edemiyor. Reel sektör finansal zorluklar içerisinde. Alınan tedbirler kısa vadeli ve etkin değil. Uzun vadeli politikalar oluşturulamıyor. Sonuç olarak istatistikler geleceğe dönük bize umut vaat edemiyor.
O vakit, derhal inşaat bazlı büyümeyi bir kenara bırakıp imalat bazlı üretime ehemmiyet vermek gerekiyor. Özellikle emek yoğun sektörlere yönelik bir çalışma yapılıp istihdama katkısı olacak ara malı ve hammadde üretiminin ve yan sanayinin desteklenmesi lazım.
KDV oranlarının daha da yükseltilmesinden bahsediliyor ki bu ekonomi için intihar olur, aksine emek yoğun sektörlerde üretime giren hammaddeler ile üretim sonucu ortaya çıkan nihai malların teslimlerinde aynı oranda ve mümkünse yüzde 1 oranda katma değer vergisi hesaplanması uygulamasına geçmemiz lazım.
En çok 1 yıl içerisinde tahsil edilememiş ve şüpheli duruma düşmüş alacaklar için daha önce ödenmiş katma değer vergilerinin iade edilmesi uygulamasına geçmemiz lazım. Geçmemiz lazım ki bir iflas diğerlerini zincirleme olarak tetiklemesin.
Gelir elde eden insanların gayretlerini azaltan ve daha fazla gelir elde etme isteklerini törpüleyen böylece gelişmeye ve büyümeye engel teşkil eden artan oranlılığı rafa kaldırıp düz oranlı vergileri konuşmaya hatta uygulamaya başlamamız lazım.
Görünen o ki ne finans kesimi ne de devlet iflas eden işletmelere kurtarma amacıyla yaklaşmıyor. Bakış açılarının değişmesi lazım. Çeklerin yazıldığı işletmelere 'artık gidiyor ne alırsam kardır batarsa batsın' veya 'düşene bir tekme de benden' mantığı ile hareket eden bir finans sektörüne değil aksine 'kurtarmak için neler yapabilirim' diyen ve herkesten önce kurtarma planları hazırlayan bir finans sektörüne ve zihniyete ihtiyacımız var. Tabi devletin de aynı şeyi düşünüp bu minvalde düzenlemeler yapması lazım.
Eğer bir tünelden geçiyorsanız karanlığı mutlaka hissedersiniz, önemli olan orada olmanız değil sürekli kalıp kalmadığınızdır. Kalıcı olan, odağında insan olan ve uzun vadeli düşünülerek yapılanlardır.