Ekonomide sağduyu zamanı


Ekonomide sağduyu zamanı



Dünyamız 2018 yılında birçok alanda zor süreçleri yönetme durumu ile karşı karşıya. ABD'de Donald Trump'ın başkan seçilmesi ile başlayan ilginç ve öngörülmesi zor bir dönem yaşanıyor. ABD seçim kampanyasına Rusya'nın müdahale ettiği iddiaları ve bu kapsamda yürütülen soruşturmalar Trump'ın iç siyasetteki sıkışmışlığını giderici hamleleri özellikle dış politikada devreye alması tüm dünyada küresel ilişkileri zorlamaya devam ediyor. Dış politikada ve ekonomide belirsizlik üreten bu durum, ABD dışı ülkelerin yeni tedbirler geliştirmesini zorunlu kılıyor.
KÜRESEL RİSKLER ETKİLİ
2008 Dünya küresel krizi sonrası ABD ekonomisinde başlayan faiz artırımı yoluyla küresel sermayeyi ABD ekonomisine geri çağırma politikası aşamalı olarak devam ediyor. Özellikle Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ülkeler grubu ABD'nin faiz yükseltme politikasından olumsuz etkilenmekte ekonomilerinden döviz çıkışına neden olmakta ve ulusal para birimlerinde değer kaybı yaşanmaktadır.
Bir başka olumsuz gelişen konu petrol fiyatlarındaki artıştır. Brent petrolün fiyatı 2014 kasımından bu yana ilk kez 80 dolar seviyelerinde seyrediyor. Bu konunun temelinde de ABD Başkanı Trump'ın İran ile yapılan nükleer antlaşmadan çekilme kararının bulunduğunu biliyoruz. İran petrolünün piyasadan çekileceği endişesi fiyatları yukarı yönlü etkiliyor.
Diğer taraftan bölgemizdeki Suriye-İsrail-Yemen-İran eksenli gerginlik devam ediyor.
Yukarıda belirtilen küresel sorunların dışında ülkemizde de genel seçimler söz konusu. Ardından daMart 2019 tarihinde yerel seçimler gündeme gelecek. Belirtilen gelişmelerin tümü ekonomide yaşanan dalgalanmaların gerekçeleri olarak görülebilir.
EKONOMİNİN
KORUNAKLI
OLABİLMESİ

Ülke ekonomilerinin dünyada yaşanan bu tür dalgalanmalardan en az zararla çıkmalarını sağlayacak bazı korunma özelliklerini edinmeleri gerekiyor. Bunların ana başlıklarını belirtmek gerekirse;
-Mali disiplin,
•Kamu borcu / GSMH
•Bütçe açığı / GSMH
-Bankacılık sisteminin sağlıklı olması
-Ekonominin sürdürülebilir büyüme perspektifine sahip olması
Ülkemizde uzun yıllardır mali disiplin uygulandığı, bu nedenle maliye politikalarımızın dünya ölçeğinde de takdir görüldüğü biliniyor. Kamu borcu yaklaşık 129 milyar $ olup, GSMH'ye oranı %20'ler civarındadır. Bu oran birçok ülke içerisinde Türkiye'yi olumlu ayrıştırmaktadır. Özel sektör borcu ise belirli bir denge içerisinde çevrilebilir durumdadır. Bütçe açığı son dönemde GSYH'nin %2,5'u düzeyindedir. Bu oranda çok yüksek olmamakla beraber daha aşağılara düşeceği beklenmektedir.
Bankacılık sistemimizin sermaye yeterlilik oranı %16,6 seviyesinde olup bu oran küresel ortalamanın 2 katı seviyesindedir. Bankalarımız uluslararası düzenleme ve denetim kuralları ile tam uyumludur. Aktif kalitesi, kaliteli teminat yapısı, likidite, karlılık düzeyi ve yönetme tecrübesi ile banka sistemimiz örnek düzeydedir. Riskli kredi oranı %2,9 oranı ile dünya ortalamalarının altındadır.
SAĞDUYULU DAVRANIŞLAR ÖNEMLİ
Son olarak Türkiye'nin 2018 ilk çeyrek sanayi üretim büyümesinin %9,8 olarak gerçekleştiğini belirtmek istiyorum. Bu oran GSYH büyümesinin de %8'lerin üzerinde gerçekleşeceğinin habercisi. Turizmde tüm zamanların rekoru 40 milyon turist bekleniyor.
Yukarıda açıklamaya çalıştığım tablo, dünyadaki gelişmelerden kaynaklanan etkiler olduğunu, Türkiye'nin seçim ortamında olmasının görünümünü olumsuz etkileyebileceğini ancak bu tür durumlarda kamu maliyesinin ve bankacılık sisteminin sağlam konumda olmasının, ayrıca da büyüme perspektifinin, üretimin artarak devam etmesinin Türkiye'nin ekonomik faaliyetlerinde sağduyu ile davranması gerektiğini gösteriyor.