Eğitimin arkası değil Markası : Çakır


Eğitimin arkası değil Markası : Çakır



Kapı açıldığında içeride hararetli bir tartışma vardı.

Bir grup öğrenci kendi arasında gündemi tartışıyordu.

Hemen tepelerinde ipe asılı bir yığın kağıt parçası.

"haber askıda" dendi....

Tabi böldük çocukların gündemlerini...

Her gün kendi aralarında başlıkları toplayıp, farklı farklı yayın grupları nasıl işlemişler benzeri konuyu, tartışıp münazara ruhlarını geliştiriyorlar.

Gerçi dünkü gündem hepsinin midesini bulandırmıştır.

Kudüs' te ki katliam...

8 aylık Leyla'nın, 6 çocuğun öldürüldüğü bir ABD-İsrail işbirliğiyle kan gölüne dönen bir gerçekten söz ediyoruz..

İşte biraz ara verdik çok şeye...

Bence ekmek arası nefes gibi oldu.

Milli Eğitimde onca kaos, kargaşa, gel-gitler yaşanırken..

Kurumlar irticacı, Fetöcülerle işgal edilirken bence siyasetin alması gereken çok ders var burada.

Eğitim farkındalığı.. Kıstaslar.. Kalite...

Çağdaş, laik, Atatürk ilkelerinden ödün vermeden inadına her yıl çıtayı hem yükseltip hemde diri tutan bir anlayış. Çakır Okullarından söz ediyorum.

Ana okulu, ilk ve ortaokul derken bu yıl eğitime başlayan ve birinci yılını tamamlamaya hazırlanan Çakır Lisesi inanın kente bambaşka değer katmış.

Sınıflarıyla.. Öğretmenleriyle.. Özgür ve özgün yapısıyla..

Gelde kurucusu rahmetli Hayati Çakır hocamı anma özlemle...

Nasıl kıvanıyordur merhum hocamla ve bugünkü eserleriyle Hadiye hocam.

Genel Müdür Cem Çakır'la sabah kahvaltısında buluştuk.

Benimle birlikte, Olay Gazetesi Köşe Yazarları Ahmet Emin Yılmaz, İhsan Aydın, Selahattin Adıgüzeller, Sorumlu Müdür Mahmut Ayhan lisenin kafesindeydik.

En üst kat tam bir sosyal alan.

Cem Çakır anlatırken heyecan doluydu.

Lisede herşey online, herkesin elinde bilgisayarı...

Buda bir mecburiyet lisede...

Kütüphanede anında 400 bin kitaba ulaşabiliyorsunuz...

Mimarisi, görselleri, içeriğiyle dolu dolu...

Bir hoca keman çalıyordu, bilgisayar sınıfında bir diğeri gömülmüş projelerine, Amerika'lı hoca İngiliz edebiyatından seçmelerle meşgüldü, bir diğer sınıfta Almanca selamlaştık..

Öğrencilerin İngilizce dil seviyeleri duvarda rakamlarla örülmüş, üniversite dil seviyesine neredeyse 'ramak' kalmıştı...

Taha'ysa gülümsetti bizi...

Dedim ya gerçekten duyduklarım dinlediklerimle hedeflerle onca zor gündeme dair 'bu ülkede güzel şeyler oluyor' dedirtti Çakır ziyareti...

Birde en güzeli, bir çok hayırseverin yaptığı gibi, okul yapıp devlete verebilirlerdi... Aile bunu bile düşünmüş bir ara.. Ama daha da güzelini gerçekleştirmişler...

Ne mi? O binalar arasında burslarla okuyan öğrencilerle şehrin de eğitim seviyesi yükselecek..

Şimdilik 57 öğrenci var. 300'le sınırlanacak lisede sayı...

O hani şehir dışlarında özenilen okullardan dahada iyi başarı seviyeleriyle göz kamaştıracak. Tercihlerde hep ön planda tutulacak. Dedi dersiniz...

Emeklerine, yüreklerine sağlık Çakır ailesinin.

Üstüne şimdi okul yönetimlerinde görev alan eski meslektaşlarımız, dostlarımız sevgili Elif Serdar ile İlkay Balaban, gazeteci arkadaşlarımız ve Cem Çakır'la okul bahçesinde canları gibi korudukları ağacın gölgesinde kahve keyfide doyumsuzdu..