Ege’nin gözbebeği Cunda…


Hele bu aylarda huzurun ve dinginliğin adresi gibi…



Cunda Adası, Osmanlı zamanında Moshos yani Kokulu Ada olarak anılıyormuş. Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye adlı eserinde ise Yund Adaları olarak geçiyor. Alibey adını ise Kurtuluş Savaşı’nda ilk direnişi başlatan Yarbay Ali’den almış. Günümüzde hem Cunda hem de Alibey Adası olarak da kullanıyoruz ismini.

Cunda Adası ya da diğer adıyla Alibey Adası, Ayvalık Adaları olarak bilinen büyüklü küçüklü yaklaşık 22 adadan sadece biriymiş. Aynı zamanda bu adalar arasında yerleşime açık olan sadece Cunda Adası var.  Ege Denizi’ndeki adalar arasında ise 4.büyük ada. Cunda Adası kara ile bağlantısını ise Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü olarak bilinen, 1970’li yıllarda inşa edilmiş ve yaklaşık 1 km. uzunluğunda bir köprü ile sağlıyor.

Cunda’ya her mevsim rahatlıkla gelebilirsiniz. Yaz aylarında oldukça kalabalık olan ada özellikle bahar ve kış aylarında daha sakin ve dingin. Zaten ada sakinleri de denizin ve adanın en güzel zamanının eylül ayı ve sonrası olduğunu söylüyorlar. Deniz bile bir başka oluyor sonbaharda. Kış aylarında ise o soğuk günler adada pek olmuyor, adanın iklimi de ılıman Akdeniz iklimi özelliklerine sahip zaten. Sonbahar ve kış ayları da kafanızı dinlemek ve Cunda’yı yakından tanımak için güzel bir fırsat olabilir.

Sonbaharda doğanın bize sunduğu kızıl renkler, ilkbaharda ise doğanın canlanışını izlemek için en güzel yerlerden biri olabilir. Kış aylarında ise sessizliği dalgaların sesi bozuyor.

Cunda’ya geldiğinizde mevsim ne olursa olsun mutlaka görmeniz, ziyaret etmeniz gereken yerler var. Buraları Cunda’yı Cunda yapan en belirgin mekânlardan. Âşıklar Tepesi’ne gitmelisiniz. Ada manzarasını seyredebileceğiniz adadaki ender yerlerden biri burası. Burada bulunan ve 2006 yılında restore edilen değirmeni de görebilirsiniz.

Ay Işığı Manastırı ise adada görmeniz gereken tarihi yerler arasında. Ayrıca Eski ve harap bir kilise ve değirmenken, restore edilip ziyaretçileri ile buluşan Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı’na gidebilirsiniz.

Cunda’ya oldukça yakın olan ve şeytanın ayak izi olduğu söylenen Şeytan Sofrası’na gidebilir, güzel bir yemek yiyebilir ve manzarayı seyredebilirsiniz. Cennet Koyu’na gidebilirsiniz. Rumlar tarafından yapılmış ve adanın en eski ve görkemli binalarından olan Cunda Despot Evi’ni ziyaret edebilirsiniz. Bir de gün içinde mutlaka Taş Kahve’de köpüklü bir Türk Kahvesi molası vermeyi ihmal etmeyin.

Lokma tatlısı ve Ayvalık Tostu’nu denemeden adadan ayrılmamalısınız, dalga sesleri eşliğinde tadı damağınızda kalacak lezzetler var adada... Papalina balığı ise adada oldukça meşhur. Mezeleri ise Ege Mutfağı’nın şanına yakışır bir şekilde oldukça fazla.

Meyhaneler, Adanın sahilinde sıralanmış. Hepsinin önünde, içinde çeşit çeşit balık bulunan camlı soğutucular bulunuyor. Cunda’da bayat balık yeme korkunuz olmasın. Yanyana yatan balıklara baktığınızda, solungaçlarının inip kalktığını görebilirsiniz. Hele bir de mezeler varki; özellikle zeytinyağı, sarmısak ve limonla tadlandırılmış otlara ve diğer mezelerin mutlaka tadına bakın. Balığı nasıl olsa başka yerlerde yiyebilirsiniz ama bu mezeleri asla. Sıra sıra dizili meze tepsisinde neler yok ki?

Akisvedas, Ahtapot Yahni, Kaşarlı Kidonya, Sarmısaklı tereyağında kalamar yumurtası, Karadiken (Deniz Kestanesi), Kolyoz turşusu, Zoho otu, Akkız otu, Hindiba, İstifno otu, Turp Otu, Deniz börülcesi, kabak çiçeği dolması, yeşil börülce, Cunda enginarı, İç bakla, balık köftesi, deniz mahsülleri böreği, fener balığı güveci… Hepsi bu kadarla kalmıyor. Fava, ahtapot salatası lakerda, midye dolma gibi her yerde yiyebileceğiniz çeşitleri yazmadım. Bu mezelerden sonra yiyeceğiniz balığı lütfen siz seçiverin.

Bir de sabah kahvaltısında, yine sahildeki kahvelerden birinde ünlü ada tostunu yiyebilirsiniz. Burada dikkat edeceğiniz husus, tostun peynirinin teneke tulumu olması. Taze kaşarla yapılana yüz vermeyin.

Cunda’da her mevsim konaklama seçenekleri de oldukça fazla. Genellikle butik ve küçük otellerden oluşuyor tesisler. Hatta eski Rum evlerinin restore edilerek otele dönüştürülmesi ile hizmet veren tesisler de var. Tesislerin oda dekorasyonu da adanın otantik ve tarihi dokusu ile uyum içinde. Dantelli örtülerin serildiği bir odada bile konaklayabilirsiniz. İşletmecilerin çoğu aynı zamanda adada yaşayan halk. Dolayısıyla oldukça samimi ve kaliteli hizmet sunuyorlar. Cunda otelleri ihtiyacınız olan her türlü şeye de sahipler. Dolayısıyla gönül rahatlığı ile tercih edebilirsiniz.

Henüz Cunda’ya gitmediyseniz acele etmelisiniz.