Dolardaki artışın mevcut sözleşmelere etkisi


UYARLAMA DAVALARI



Ülke ekonomisinin krizde olduğu dönemlerde, özellikle kur artışları, yapılan sözleşmeleri etkilediğinden para ile ödeme yapılan sözleşmelerde sıkıntı, hatta mağduriyet yaratmaktadır. 2016 yılında ardarda gelen olaylar, ülkemizde sözleşmesel anlamda sıkıntılar yaratmakta, çözüm önerileri tartışılmaya başlamış bulunmaktadır.

1994 ve 2001 ekonomik krizi sırasında da bu konu gündeme gelmiş, sorunun çözümü için yargısal alanda çözüm önerileri ileri sürülmüştür. Bu çözüme hukuk dilinde “uyarlama davaları” adı verilmiştir.

Kural olarak, bir sözleşme, tarafların özgür iradesi ile yapılır ve kanuna ve ahlaka aykırı olmadığı sürece tarafları bağlar. Buna hukuk dilinde “ahde vefa” ilkesi denir.

Ancak geçen zaman içinde, toplumda sosyal ve ekonomik dengeyi bozan olayların sonrasında, sözleşme şartları, taraflardan biri için edimin ifasını katlanamayacak hale getirirse, açılan bir davada, mağduriyeti ortadan kaldırmak için mahkeme ne yapabilir?

Bu durumda ahde vefa, yani sözleşmeye bağlılık ilkesinden uzaklaşılır ve hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet ilkesi dahilinde kararını verir. Buna, uygulamada “hâkimin sözleşmeye müdahalesi” diyoruz.

Olay daha ziyade doların anormal şekilde yükseliş gösterdiği dönemlerde ve dövize endeksli kira sözleşmelerinde ve banka konut kredilerinde gündeme gelmektedir. Özellikle AVM’ lerde kira sözleşmeleri dövize endeksli olarak yapılmaktadır. Kriz çıktığında mağaza sahipleri yükselen kira paraları karsısında işini yürütemez duruma girmekte, hatta işyerini kapatma zorunda kalmaktadır. İşte bozulan dengeyi kurtarmak adına uyarlama yöntemi uygulanmaktadır.

Yargıtay’a göre,”… ekonomik ortamda aşırı enflasyon, para değerinin büyük ölçüde düşmesi..vs.nedenlerle meydana gelen olağanüstü değişiklik ve dolayısile güçlükler, edimin aynen yerine getirilmesini borçludan beklenemez duruma getirmişse, doğruluk ve dürüstlük kuralları gözönünde tutularak “işlemin temelinden çökmesi” ilkesi uyarınca  sözleşme yeni durumlara uydurulmalıdır. Öyleki değişen durum ve koşullar sonucu bozulan ekonomik dengenin objektif olarak yeniden değerlendirilmesinde hakim, Medeni K.md.4 ün kendisine tanıdığı takdir yetkisinin sınırları içinde kalarak en iyi çözümü bulmaya yönelik bir karar vermelidir.”

 

Uyarlama davası ile taraflar arasında imzalanan kira sözleşmelerinin bedele ilişkin maddesine hâkim tarafından müdahale edilmiş olmaktadır. Bu durumda hâkim tarafından belirlenen yeni kira parası, sözleşmedeki miktarın yerine geçmektedir. Hâkim, Medeni Kanun madde 1,2 ve 4 hükümlerini dikkate alarak, objektif hüsnüniyet ve hakkaniyet kurallarını gözeterek takdir yetkisini kullanır.

 

Bu tür davaları tek yanlı olarak düşünmemek gerekir. Sadece kiracı taraf değil, ekonomik krizden kiraya veren de mağdur olabilir. Dövize endeksli kiralamada, kiraya veren de dolardaki artışı ileri sürerek düşük kalan kira parası için hâkimden uyarlama isteyebilir.

 

Kira parasındaki uyarlama sadece dövize endeksli kira sözleşmelerinde değil, Türk parası ile yapılan kira sözleşmelerinde de sözkonu olabilir.

 

Uyarlama davalarında şu hususlar göz önünde bulundurulmalıdır:

-Kira bedelindeki uyarlamada, dava tarihinden ileriye doğru geçerli olacak şekilde karar verilmelidir; dava tarihinden önceki kiralar için uyarlama talep edilemez.

-Uyarlama, sadece kira bedeline ilişkin olup sözleşmenin diğer hükümlerine müdahale edilemez.

-Değişen olağanüstü ekonomik şartlara rağmen, sözleşmenin taraflarının ihtirazi kayıt (çekince) koymaksızın edimlerini ifa etmeleri halinde uyarlama isteme hakkını kaybederler.

-Uyarlama davaları, 3 yıl, 5 yıl,10 yıl  gibi uzun süreli kira sözleşmelerinde söz konusu olmaktadır. Sözleşmenin bitimine bir yıldan az kalmış sözleşmelerde uyarlama kabul edilmemektedir.

-Bu anlamda açılan davalar kira tespiti olmayıp, sözleşmedeki kira parası koşulunun, günün koşullarına uyarlanması isteğine ilişkin olduğu için görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.