Dolar Krizi ve Dolar borcunda 'çamura' yatma olayı !


Dolar Krizi ve Dolar borcunda 'çamura' yatma olayı !



Geçtiğimiz hafta maalesef 'Kara Cuma' vari bir gün yaşandı ve para birimimiz TL, trendi sürdürerek yabancı para birimleri karşısında sadece 24 saatte %17'ler gibi seviyelerde eridi gitti. Siyaset dünyasının iktidar tarafı manzarayı milli mesele ve duyguları ileri sürerek hafifletmeye çalışmakta. Doğruluk payı var ya da yok, süreç sonuçta mesele ekonomi olunca millet denizde yaşanan fırtı nalarla değil geminin limana getirilip getirilmediği ile ilgili olacaktır.
Krizi mümkün olduğunca bağımsız ve tarafsız kaynaklardan, özellikle de tarafsızlığına güven duyulabilecek yabancı kaynaklardan izlemeye ve fotoğrafı daha doğru/net görmeye çaba gösterirken gözlemlerim, TL'nin kısa zamanda bu denli değer kaybına yol açan etkenlerde dış güçler ve özellikle Trump faktörü olduğu muhakkak. Ancak aynı Trump' ın Rusya ve diğer ülkelere yönelik saldırgan politik ekonomik tehditlerinde bu ülkelerde de (İran gibi kapalı ekonomiler hariç) emsal biçimde döviz krizleri patlak vermiyorsa tabii ki sorun kaynağı için iç yapıya göz atmak zorundayım. Krizin sebep sonuç ve boyutlarının ilerki günlerde daha da tartışılacağı ve açıklığa kavuşacağını ümit ettiğimi belirtmekle yetineyim.
Evet ekonomimizin ve ekonomi yönetimimizin ciddi bir sınav ve dönemden geçtiği muhakkak. Ama asla ve kat'a ümitsizliğe kapılmayacağız, hatta bu dönemden de fazlasıyla güçlenerek çıkacağımıza olan ufacık inancımızı dahi yükseltip bir birimizi motive edeceğiz. Swot analizleri yapacağız. Bu ülke bu memleket bizim ve kimse kimseye ümitsizlik aşılamamalı. İç ve dış her tür tehdide karşı, çocuklarımızın ülkemizin geleceğine olan inanç , mücadele ve savaşımızı her zaman ve herkese karşı, milli menfaatlerimizi her zaman birinci sıraya koyarak doğru çizgide yapacağız. Hattı müdafaa değil sath'ı müdafaa zamanı. Sadece devlete değil herkes her bireye görev düştüğü de muhakkak.
Özellikle 80'ler ve öncesinde yaşayanlar para birimlerinde yaşanan krizlerin onlarca misline aşina ve aşılıdır. Gecelik faizlerin yüzde binleri aştığı, enflasyonun onlarca yıl yüzde 80'ler, 120'leri aşağı kıramadığı , paramızın hemen her gün değer kaybettiği yılları unutmadık.
Ne yapacağız? Elbette çalışacağız, çok çalışacağız. Daha çok ve daha nitelikli mal ve hizmetler üretip daha çok tasarruf edeceğiz. Bir de, kuvvetler ayrılığı prensibinden sapmamalıyız, Hukuk alanında temel hak ve özgürlüklerde dünyaya ve insanımıza daha fazla güven verme noktasındayız çünkü hukuk, temel hak ve özgürlükler yatırımın sanayinin ticaretin yani her tür gelişmenin temel şartı.
Eğitim alanında bilimsel eğitim ve üretim modellerini geliştirmede, ifade özgürlüğünde, güvenilir özgür ve bağımsız basın ve medyayı inşada atılması gereken ciddi adımlarda maalesef çokça gerideyiz.
Bizi zorlayan coğrafik siyasi konjoktürde daha ciddi ve doğru hamleler noktasındayız. Mültecilerin doğurduğu sorunlar gibi devasa sorunlarda dış dünyayla hakeza daha sıkı iş birliği ve çalışma noktasındayız. Kamuda adama göre iş değil işe göre adam noktasında çok çok sıkıntılıyız. Kamu har vurup harman savurmakta , insanına kötü rol model olmakta. Kamu maliyesi ve iktisat prensiplerinde daha fazla ahkam kesmeyeyim. İtibar ettiğim Makro çözüm önerilerinde dahası ve fazlası her yerde yazılıyor çiziliyor bunlar bilinmeyen, hayata geçirilemeyecek şeyler değil ama ne kadar ümitlisin? derseniz susma hakkımı kullanacağım!
Yine bunu da belirteyim ki BU TÜR KRİZLERDE sadece yabancı kazanır. KAZANDIĞINI SANANLAR İSE ASLINDA KAYBEDER!
Fakirin orta direğin fazla kaybedecek şeyi zaten yoktur. Gerekirse azla da yetinMmesini zenginden daha iyi bilir ve becerir . Ama aynı gemide olduğunu unutmakta meşhur olan birileri , altını çizmek istiyorum ki eğer halkın, orta direğin, işçin, memurun , sanayicin, esnafın ekonomik olarak çökerse altında kalan sen olursun.Kazanamazsın, elindeki mallarla yaşayacağın geçici mutluluk görecelidir.
Son olarak, yabancı para birimleri karşısında TL'nin anormal değer kaybı önümüzdeki günlerde bir takım hukuksal sorunları da beraberinde getirecektir. Dövizle kiralanan fabrika ve ticarethaneler, meskenlerde kiracı ve kiraya veren arasında ciddi sorunlar hukuka taşınacaktır. Çıkarılacak acil ve adil düzenlemelerle bu tarz sorunlara da çözümler üretilmesi yerinde olacaktır. Aksi taktirde mahkemeler inanılmaz yükler alacaktır. Yine dövizli yurt içi satışlardan doğan borçlarda kur farkı faturalarında ödenmesi gereken ek vergiler için yine hükumetin bir süreliğine istisna getirmesi yerinde olacaktır.
Geçmişte bir olayda taraflar ödemenin DOLAR karşılığında yapılacağını belirtmişler ve konu yargıya taşınmıştı. Davada borçlunun Avukatı sözleşmede ödenecek olan bedelin sadece 'DOLAR' kelimesi ile belirtildiği, Amerikan Doları mı? Kanada Doları mı? şeklinde belirtilmediği içindaha düşük kur değerine sahip bir paranın, misalen CAD dolarının ödemede esas alınması gerektiğine dair enfes bir savunma yapmıştı. Bence de özetle dolar kuru artınca borçlu sözleşmede kararlaştırılan doların USD veya CAD olarak belirtilmediğinden faydalanılarak çamura yatılmaya çalışılmıştı. Tabii mahkeme bu savunmayı nazara almadı ve Türkiye'de DOLAR denilince akla AMERİKAN DOLARI'nın geldiğini karara geçerek bu tartışmayı kapadı.
Yargıtay'ın da bu yönde sonradan yerleşen kararları var bilesiniz.:)
Saygılarımla...