Doğru zamanda, doğru tepki


Türkler olarak çok duygusal bir milletiz.



Maalesef ki çok çabuk galeyana geliyoruz.

Galeyana gelirken bunun önünü arkasını, zararını yararını düşünmüyoruz.

Bu da bize genelde kaybettiriyor.

Soğukkanlı maalesef olamıyoruz.

Bu duygusallık belki bizim birbirimize olan bağlarımızı daha sağlam olmasını kılıyor.

Ama diğer taraftan da bize zararlarını görebilmek önemli.

Velhasıl çok farklı bir milletiz.

Son dönemde yaşanan Çinlilere gösterilen tepki gibi.

Çinli olduğunu düşündüğümüz herkese şiddet uygulamaya çalışıyoruz ki bunu şiddet gördüğünü düşündüğümüz bir halk için yapıyoruz.

Yani şiddete şiddet ile tepki veriyoruz.

Tepkiselliğimizin farklı bir örneği de otomotiv sektöründe yaşandı.

Otomotiv işçileri maaşlarında yaşandığını iddia ettikleri adaletsizlik nedeni ile iş bırakma eylemi yapmışlardı.

Etkileri hala sürüyor.

Konu ile ilgili hatırlatma yapma gereği hissetmiyorum çünkü gerek sosyal medya, gerekse basın aracılığı ile konu hala gündemde.

Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2015 yılı Ocak-Haziran döneminde, geçen yılın aynı sürecine göre, yüzde 50,79 artarak 432 bin 550 olarak gerçekleşirken, pazarda ithal araçların hakimiyeti sürdü.

Yılın ilk 6 ayında, 327 bin 846 otomobil  satılırken, 244 bin 207 olan ithal otomobil satışı, 83 bin 639 olan yerli otomobil satışının yaklaşık 3 katına yaklaştı. Söz konusu dönemde sadece hafif ticari araçlarda yerli üretimin satışı ithalleri geçti

Yani normal şartlarda iç pazarda ithal araçlar yerli üretimi 3’e katlarken, biz bu durumda bile üretimi durdurabiliyoruz.

Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse, yukarıda da belirttiğim gibi tepkilerimizde düşünceli davranmıyoruz.

Eylemleri sadece bir araya gelip tek ses olmayı becerilebilindiği için destekliyorum.

Hakların savunulmasını da destekliyorum.

Ama bini üretimi durdurarak yapılmasını desteklemiyorum.

Veriler ortada.

Normal şartlarda iç pazarda ithal araç satışı önde.

Burada aslında bizim yapmamız gereken yerli tüketimi nasıl arttırırız olmalı.

Yerli üretimin ihracatında da sıkıntılar var.

Avrupa zaten krizde.

Avrupa dışındaki ülkelerde de gün geçmiyor ki farklı olaylar çıkmasın.

Hal böyleyken bizim iç Pazar için çalışmamız gerekiyor.

Bunun için de yaptığımız işe sıkı sıkı sarılmamız gerekiyor.

Hak aramaya evet.

Ama doğru tepki  ile…

Yerel üretimin iç pazarda satışının arttığı dönemde maaşlar ve sosyal haklar ile ilgili daha çok hak iddia etme imkanı yaşanacaktır.

Doğru zamanda, doğru tepkiler her zaman kazandırır.