Defolu serzenişler


Şu 16 Nisan’ı miyat kabul edip, Türk Halkı’na baskı ile bir günde Dünya’nın birdenbire değişip ertesi gün mutlak temiz ve dertsiz bir hayata uyanacağımız safsatasına inanmak en ucuz hayal ile bile Türkiye’nin dış borcu yoktur demekle aynı kapıya çıkar.



Şu 17-25 Aralık meselesini miyat olarak kabul edip, bu tarihten sonraki faaliyetlerini azaltan Fetöcüleri tertemiz, günahsız, içleri Vatan sevgisi ile dolu insanlar yapar ifadesi en ucuz hayal ile Türkiye’de İşsizlik yüzde sıfır, asgari ücret dört bin liradır demekle aynı kapıya çıkar.

Şu 15 Temmuz meselesini miyat kabul edip, meydanlara çıkmayan olanı biteni akıl ve mantık çerçevesinde soğukkanlılıkla izleyen, zamanı geldiğinde Türk Bayrağı için canını sorgulamadan verebilecek olan sessiz sedasız ama gerçekten yürekli, gösterişsiz insanları yok saymak, en ucuz hayal ile cümle alemin tescillediği Fetöcü teröristleri önce tutuklayan, sonra da “itirafçı oldu” diyerek hemen salıveren, yakışıksız masumiyete onay verdiğin karar ile aynı kapıya çıkar.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu miyat kabul edip, bugüne kadar bu ülkede Başbakanlık yapmış öyle ya da böyle tüm bu makamların şahsiyetlerine “abidik gubidik işler oluyor, bir bakıyorsunuz hiç akla gelmedik biri başbakan olmuş” demek, en kestirmeden düşünce ile kendisi için bu kadar doğru bir tanımlama yapan biri daha yoktur, Yıldırım Akbulut bile bu ifadeyi kullanamadı demekle aynı kapıya çıkar.

Herkesin miladı kendi yaşadıklarına göre mi şekil alıyor? Yoksa bu söylemler, tüm yaşananlar karşısında yaratılan tezlerin sadece kendileri ve taraftarlarınca kabul görmesini haklı gerekçe olarak mı görüyorlar? Bunca yıllık Siyasetçilerin şu günlerde düştükleri durumu iyi gözlemlemek gerek. Dur durak bilmeden, oradan o meydana buradan bu meydana koşanlar kendi davalarını ve inandıkları düşünceleri zikretmekten bir haber. Bir an için bu kampanyada her görüşün “kendi tezlerini” savunarak sürdürüldüğünü varsayın. Ne güzel olur değil mi? “Evet” denilmesini isteyenler “hayır” denilmesini isteyenleri hiç dikkati nazara almadan kendi tezlerini “çatır çatır” savunsalar fena mı olur? “Evet” denildiği anda ülkede nelerin değişeceğini anlatmak varken “hayır” denildiği zaman neler olacağını sayıp durmak ve vatandaşın gözünü korkutmaya çalışmak kime ne kazandırıyor? Dışarıdaki vatandaş 16 Nisan’da neye Evet neye Hayır diyeceğini bile bilmiyor. Çok farklı gerekçelerle “hayır” demekten yana olanlar bir anda kendilerinin çok farklı gruplar ile “bir tutulduklarını” görünce büyük bir infiale kapılıyorlar. Ve bunun “doğru olmadığını” haykırıyorlar. “Bizi bizimle birlikte hayır diyeceklerle ‘aynı kefeye’ koymanız büyük bir haksızlık” diye isyan ediyorlar.  Evet, Anayasa değişikliği için yapılacak referandum için sürdürülen kampanya sırasında herkes karşı tezi suçlamaya çalışacağına kendi tezini savunsa ve bu ülkenin insanına yapılan değişiklikleri, sonuçlarını anlayacakları bir dilde anlatsa ne kadar demokratik bir davranış olur.

Oysa bugünkü söylemler sokaktaki vatandaşın beklentisinin çok dışında. Hükümetin, halkın yarısını dışlayıcı, kamplaştırıcı tutumu kimsenin dikkatinden kaçmıyor. “Evet”çiler 15 Temmuz’da “Hayır”cıların karşısına dikildi beyanatı veren bir Başbakan’a; “15 Temmuz tıpkı Çanakkale’deki gibi tüm milletimizin ortak direnişidir” cevabını vermek bu büyük gafleti hafifletir mi? Halkın yarısını dışlayarak siz kime hizmet ediyorsunuz diye sormazlar mı? Kaldı ki memleketin bir ayağının savaşta olduğu bu kritik dönemde. Terörle ufacık bir ilgisi olmayanları, referandum tercihi sebebiyle “terörist” likle suçlayan Ak Parti kurmayları, yaptıkları yanlış icraatler ile hedef saptırıp nelerin üzerini örtmeye çalışıyorlar? Diye sormazlar mı? Siyaset ciddi iştir. Eğer bu ciddiyeti kaybederseniz dayanağınızı kaybeder, boşlukta kalırsınız. İster iktidar olun ister muhalefet, karşı görüşü örselemek bu ülkenin insanına yaradan çok zarar getirir. Bu ülkenin zarar görmesi geleceğimizin tehlikeye girmesi ile aynıdır. Bırakın insanımız kendi kararını kendi versin. Türk insanı her zaman sağduyunun yanındadır ve olmaya da devam edecektir.