Davranışsal Ekonomi


Davranışsal Ekonomi



Son dönemlerde neredeyse Nobel ödüllerinin tamamını davranışsal ekonomi alanında çalışma yapan bilim adamları kazanıyor.
Nitekim son Nobel ekonomi ödülünü de davranışsal ekonomi alanındaki çalışmaları nedeniyle ABD'li ekonomist Richard Thaler aldı.
Pekiyi nedir bu 'davranışsal ekonomi' ?
Davranışsal ekonomi, satın alma ve tüketim faaliyetlerimizi incelerken ekonomik modellere ek olarak teknolojik, psikolojik ve sosyolojik etkenlerin de birlikte incelenmesi gerektiğini savunan ekonomik yaklaşımdır.
Özellikle 2002 yılında Nobel Ekonomi Ödülü'nü ilk kez bir psikoloji profesörünün (Daniel Kahneman) kazanmasıyla dikkatleri üzerine çekmiş ve hala da ilgi ile takip edilmektedir.
Tabi her konuda olduğu gibi bilim fakiri ekonomistlerimiz bu konuda da herhangi bir görüş ortaya koyamamışlardır. Mahfi Eğilmez ve onun gibi iki elin parmaklarını geçmeyecek sayıda ekonomisti tenzih ediyorum. Her zamanki gibi dünya trendi ile bizim trendimiz farklı maalesef.
Bilindiği üzere klasik ekonomi Marshall'a kadar siyasal ekonomi olarak adlandırılıyordu. Çünkü ekonominin kuralları matematik veya fizik yasaları gibi dünyanın her yerinde aynı sonuçları verecek kadar evrensel değildi.
Kapitalist ekonomik sistem ile sosyalist ekonomik sistemin farklılıkları gibi.
Buna rağmen Marshall siyasal ekonomi adını ekonomi olarak anılmasını sağladı.
Ta ki davranışsal ekonomi ortaya çıkana kadar.
İnsanların rasyonel davranamayacaklarını savunan davranışsal iktisatçılar bir anlamda 'homo economicus' kavramına da savaş açmış oldular. İnsanlar ilgisizlik, prestij, statü, gösteriş, bireysel ilişkiler gibi birçok farklı faktörün de etkisiyle, çoğu zaman ekonomik çıkarlarını maksimize etme amacıyla davranmayabilirler.
Bu da bize davranış denilen şeyin matematiksel bir modele taşınabilecek yanlarının yanında asla sayısallaştırılamayacak taraflarının da olduğunu gösterir.
Kısaca davranışsal iktisatçılar neoklasik iktisatçıların aksine görüşler sunuyorlar.
Gerçi dünyanın içinde olduğu durumu düşündüğümüzde neoklasik iktisatçıların ne kadar başarılı (!) olduğu oldukça tartışılır.
Davranışsal ekonomide önemli 2 temel kavram 'sahiplik etkisi' ve 'kayıptan kaçınmadır'.
Sahiplik etkisi, aidiyetin düşüncelerimiz ve davranışlarımız üzerinde nasıl etkili olduğunu gösterir. Kayıptan kaçınma ise ikinci temel kavramdır.
Yapılan araştırmalar kaybetmemek için daha fazla risk alma eğiliminde olduğumuzu ve ürünlerin çerçeveleniş biçiminden satın alma kararlarımızın oldukça etkilendiğini gösteriyor.
Örneğin, aynı etin bir kısmının 'yüzde 80 yağsız'' diğer kısmının 'yüzde20 yağlı'' yazılı olarak paketlendiğinde büyük bir çoğunluğun 'yüzde 80 yağsız' olana yönelmesi gibi.
Özellikle sonu 99 ile biten etiket fiyatları, 1 alana 1 bedava kampanyaları gibi psikolojik sonuçları itibari ile davranışsal ekonomi ve onunla iç içe olan nörobilim ve nöromarketing tüketicilerin satın alırken neden ve nasıl karar verdiğini ortaya çıkaran, hem reklamcıların hem psikologların hem de ekonomistlerin işine yarayacak yeni ve etkili yollar sunuyor.
Sosyal psikolojide ile de yakından ilgili olan davranışsal ekonomi önümüzdeki süreçte adından daha da fazla söz ettireceğe benziyor.