Çinli Choy'un Superman'ı Burkay...


Siz bu satırları okurken bizler hala Frankfurt'tayız.



Başlıktaki konuyu da tane tane anlattı Bay Choy.
Müthiş keyifli, ama bir o kadar da Türkiye'yi yakından takip eden bir ev tekstilcisi.
Birçok firmanın başkanı…
Bizim başkan İbrahim Burkay'la sohbetine tanık olduğumda, Çin'in Türk tekstiline nasıl baktığını daha iyi kavradım.
'Artık taklit ediliyoruz, tasarım ve Ar-Ge’de çok önemli yol aldık' diyen başkanın sözleri çok açık…
Gerek Bursalı firmaların ikili görüşmeleri, gerek Heimtekstil buluşması özel bir zirveye döndü Almanya'da…
Fuarda 150'nin üzerinde Bursa firması neredeyse imza attı çok şeye…
UTİB stantında kuş kafesten çıkmıştı adeta…
Ve bu ziyarette neden ısrarla 'Frankfurt olmalıyız' söylemini daha iyi anladım...
Nitekim BTSO Başkanı ibrahim Burkay'a bunu da hatırlattım. O daha da ileri bir hedef koydu:
'Biz Frankfurt'un da ötesinde olacağız. Yaratacağımız destinasyonla fark yaratacağız. Rol model olacak. Uluslararası bir değer olacak. Bunu el ele yapacağız BTSO, Valilik, Büyükşehir Beyediyemiz hep beraber yapacağız.'
Bu hedefi yakalar mı, yakalar...
Ve elbet ülke ekonomisi siyaseti de bu gidişatta önemli…
Nitekim başkan 2018’den umutlu...
Özellikle AB ülkeleri Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ile diyaloglarda 2002-2008 sürecinin yakalanması iş dünyasını yarın adına tetikliyor.
Ancak şunu da hatırlatayım; fuarda görüştüğümüz bazı sanayiciler de dünya ekonomisinde, global pazarda rekabet edebilmek için koşulların daha da iyileştirilmesinden yana…

Haklılar da…

Rekabet edeceksek kaliteden ödün vermeden üretim maliyetlerimizle gerçeklere kafa atalım ki. Kafa tutabilelim...
Başlıktaki Çinli Choy'a gelince...
Bence önemli bir gösterge ve örnek...
20 yıl öncesiyle bugünü kıyaslama adına…
O da Türk tekstilcisinin aldığı yola, gelişmelere alkış tutuyor...
Elbette altı çizilen noktada istikrar ve kalite...


Ben bu noktada iş insanlarımızın çabalarını takdir ediyorum...
O fuar alanlarındaki yerleri, duruşları çok önemliydi.
Düşünsenize 2 binin üzerinde firma…
On binlerce ziyaretçi...
Ve müthiş bir rekabet…
Pazara kafa tutanı dibine kadar desteklemeli...
Şu bir haftalık süreç gerçekten eğiticiydi de…
Onca iş insanının uçaklara doldurulup fuar fuar neden dolaştırıldığını, safari kültürünün ne olduğunu daha iyi kavrıyorsunuz.
Ama oturduğunuz yerden Yalova'ya bile gitmezseniz inanın her şeyi sadece seyredersiniz...


30. YILLARINI KUTLADILAR...
Almanya ziyareti bir çok dostla sohbet etme imkanı da doğurdu.
Hatta sevgili Canan Sönmez, Elvin markasıyla ev tekstilinde kendini hissettirirken kahve sohbetimizi stantda yapmak çok hoştu.
Dosta, Frankfurt'ta sürpriz hoştu. Ve o da her zamanki ev sahipliğiyle bizim can ötemizdi...
Bu arada o stantda hem Canan Sönmez, hem de Şenol Şankaya'nın çok özel bir kutlaması oldu; Heimtekstil’de 30. yıllarını kutladı.
Geleneksel buluşma  gerçekleşti. Ve kurucuları rahmetli babaları Şükrü Şankaya ve Ahmet Cenan Sönmez’i andılar.
Ruhları şad olsun.

2. ve 3. nesili bir arada görmek ne kadar hoş ve keyifli…
Burkay'ın da standı dikkat çekiciydi.

Sanki Birleşmiş Milletler gibiydi.
Ama Başkan İbrahim Burkay'ın başını kaşıyacak vakti yoktu…
Bir Türk kahvesi de sevgili başkan ikram etti Frankfurt'ta…

Sohbetini her daim sevmişimdir. Başında birçok şapkayla birçok işin içinde, etrafında bir yığın adam…

Hangi birine nasıl yetiyor bazen şaşıyorum.
Velhasıl…

Her merhabaya, her dilde verdiği yanıtlarla, o da vizyonunu ortaya koyuyordu...
Ancak yeni dönemde etrafındaki yaş baremini en fazla 50 ile sınırlamalı...
Sevgili dost Davut Gürkan da her zamanki gibi samimi ve sıcakkanlıydı.
Gürkan Brode Tekstil'in standında o da İsviçre'den gelen müşterilerine ürünlerini aktarırken bir yandan da bize çay ikram edip geldiğimiz noktayı paylaşıyordu.
Dünden daha iyi olma adına yapılan çabayı aktardı.

YAZARINIZIN NOTU ŞU:
Ben tekstilci sanayici değilim.
Ama ülkem adına her kim katkı koyuyorsa daha çok kazansın.
Helali hoş olsun.
Bakış açım bu...
Şimdi onca yaz bır bır anlat...
Sözü nasıl noktalayacağım diye düşünürken...
Diyeceğim o ki;
Emeğinize sağlık sevgili iş insanları...
Yolunuz her daim kazançlarla, sağlıkla, huzurla dolu olsun...
Bu arada mutlaka söz etmeliyim.

  

TAM 29 YIL SONRA

Frankfurt beni Fulda ile 29 yıl sonra buluşturdu. Milliyet Gazetesi’nde yıllar öncesinde birlikte çalıştığım sevgili dostum Adnan Kabakçı ile de görüşme şansımız oldu. Üşenmedi geldi aldı. Evinde ağırladı. Çay gözleme harikaydı. Eskiyi yad ettik.

Yıllar sonraki ilk buluşmada Gothe meydanına da gittik, borsanın ayı ve öküz anıtı önünde de poz verdik.

Valla ne goethe geldik. Ne de ayı öküz olduk...

Kesinlikle keyif ötesiydi.

Velhasıl sözün özü:

Dost olmak ve paylaşabilmek harbiden sanat…

Hele 29 yıl sonra aynı yerden devam etmekse keyif ötesiydi...