Cavit Çağlar, Moskova notları ve El Turco


Cavit Çağlar, Moskova notları ve El Turco



Moskova'da Rusya Devlet Başkanı Putin tarafından verilen Devlet Dostluk Nişanı bir onur.

Devlet eski Bakanı Cavit Çağlar'a Rusya krizinde üstlendiği rol bu yolu açmıştı.

Böyle bir ödülü alan ilk Türk.

Dağıstan diyaloğu ve ilişkileri çok hassas sonuçlarıda beraberinde getirdi.

Hatırlayın, bölücübaşı Öcal'ın Türkiye'ye getirilişinde de Çağlar özel uçağıyla devredeydi.

Çok önemli diplomatik temaslarda hassas isimdi.

Törende söylediklerini dinlerken düne dair çok şey geçti aklımdan.

Patin ve Erdoğan'a dair sözleri tırnak içindeydi.

günümüz dünyasının en önemli liderleri”

Ahmet abide Olay'da ki köşesinde paylaşmış notlarını buna dair.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için "milli lider" derken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin için de "muazzam insan" sözlerini..

Demirel sonrası çok net taraf bu konuda Çağlar.

1992 Şubat ayında Demirel'le Beyaz Saray'da Bush'un masasından (o tarihte de gündem kuzey Irak'tı) şimdi 2017 Kasım'ında Putin'le aynı masada özel nişana.

Bu bir öngörümü, yada stratejik bir yolculuğun sonucu mu?

Eşi Nursel hanım, oğlu Mustafa Çağlar, kızları, damatları tüm aile Kremlin'de aile fotoğrafındaydı. Dedim ya düne dair çok şey geçti aklımdan diye...

Cavit Çağlar bakandı.

O dönemler Milliyet’ te çalışıyordum.

Hızla tırmanan, Özal’ a inat Demirel’ i destekleyen, vurgun yiyen ama vazgeçmeyen Çağlar, artık kabinedeydi. Merak etmiştik şirketlerinin durumunu.

Araştırdığımızda yatırım indirimi, ihracat istisnaları ile bir vergisiz yaşama kralı çıkmıştı karşımıza. Ve bu başlıkla gazetedeki haber yerini almıştı.

Melih Aşık’ ta köşesin de konuyu işlemişti.

Çağlar bana oldukça sinirlenmişti. Telefonum çaldı.

Önce o zaman danışmanlığını yapan İsmail Öztat ile konuştuk, sonra da Çağlar’ la.

Aydın Doğan yakın dostumdur. Sana mı kaldı benim vergilerimi araştırmak ? ” diyordu. Ertesi gün ise Hürriyet’ ten Nuriye Akman’ la yaptığı röportaj manşetlere taşınıyordu.

Bende vergi kaçırdım”...

Arşivlerde var.. Sonraki süreci birlikte izledik.

Yakın dostların, siyasetin ince ayarını, linçi, doğru ve yanlışları ve cezaevi süreci.

Nail Keçili bazı anıları paylaşmıştı.

Kim doğru yerdeydi, kim yanlış?

Bir dönemin El Turco hayali istisnai kraldan, ya da babanın El Turco’sun dan geriye ne kalmıştı? Yaşadıkları, borçları, TMSF gerçeği..

Ve şimdiki süreç…

30 yıllık meslek hayatımın bir bölümünün de gazetecilik yaptıktan sonra ki 18 yılımda çeşitli televizyonların yönetimlerini üstlendim.

Sönmez grubundan ayrıldığımda Cavit Bey’in önerisi olmuştu.

Üzerinde uzlaşamadığımız çok net gerçeklerimiz oldu. (Yalnız ne çok sevmeyenimiz varmış onu da rakip değil bir araya gelince ilk kez anladım ya! Açıkça itiraf edeyim hayatımda ki en büyük mesleki hata ve karardı.Gerçek dostlarımı üzmüştüm)

Beni tanıyan yazılarımı yazarken, haberi, programları sunarken de kurumu yönetirken de tarzımı tavrımı bilir. Neysem oyumdur. Kıçım başım oynamaz asla..

Bana söylediği tek önemli nokta vardı.

AK Parti kırmızı çizgim’…

Ve tabiî ki bu çizginin o dönem TMSF gerçeği vardı.

Bu durumda yapılacak yayıncılığın analizini aktarmaya gerek yok.

Eski Çalışma ve Gıda Tarım Bakanı Faruk Çelik faktörünü yok saymak haksızlık olur. Bugün diyalogları nasıl bilmiyorum ama o dönemde çalışanlar için Faruk bey'in koyduğu çaba hep akıllarda.

İyi ya da kötü, doğru ya da yanlış yinede fabrikalarda binlerce insana sağlanan istihdam ve ülkenin en çok satılan tercih edilen bir gazetesini oluşturmak çok yılını almıştı.

NTV gibi bir yayını Türkiye’ye kazandırmaksa başlı başına farklılıktı.

Onca insana, her şeye rağmen işini ve parasını vermek önemliydi.

Çünkü hiç mağdur edilmediler..

Siyasi linçin öfkesi hakimdi üzerinde.

Malum bu ülkede birilerinin dümenine giderseniz, gittiğiniz sürece adamsınız.

Yok eğer, kulvar farklıysa yandı keten helvanız.

Ne diyordu Çağlar o dönemlerde..

Siyasetle İstanbul bizansı yan yana geldi... Önce bana darbe indi. Ama aslanı asla yaralı bırakmayacaksın. Şirketlerim düzde. ”...

Sonra 2001.. Bir Amerika ve dönüş süreci yaşandı.. Tablo farklıydı.

Bir Cuma günüydü hiç unutmuyorum.

Yeşim teksil fabrikasında yan yana yürürken kendisine sordum.

Bu süreç Çağlar’ ı değiştirdi mi?”...

Onu sonra konuşuruz” derken, kafasında oldukça farklı stratejiler bulunduğu açıktı.

Hırslıydı inatçıydı. Kafasına koyduğunu yapar.

Sanırım süreçte aldığı en önemli ders, siyasetin ayak oyunuydu.

Ayak oyunlarına göndermesiniyse “on bin kişi daha işe alacağız” diyerek yapmıştı o tarihlerde de.

Bu ciddi bir çıkıştı. Savaş baltasını toprağa değil, ekonominin tam böğrüne koyuyordu.

Peki alt yapı uygun mu buna ? ” diye sorduğumda, morale ihtiyacın olduğunu, sorunun çözüleceğini her şeyin uygun olduğunu gerekirse dış kredilerinde bulunacağını belirtiyordu Çağlar...

Büyümeyi çalışanıyla, ekonomik güç ile yapacaktı...

Hodri meydan. Devlet adam çıkarırken hangi babayiğit bunu yapar” diyordu...

Ama tabi o 10 bin kişi hiç alınmadı..Yaşam aslında oldukça ilginç.

Çok olay yaşıyorsunuz.

Bir dönem “El turco” söylemlerini manşetlerine taşıyan İstanbul’ un medya beyleri, yarın yine nasıl “aman beyim” dediler gördük.

Sistemden beslenenlerle ülkenin nereye geldiğine de tanık olduk.

Paylaşmayı beceremeyen hep “ben” diyen oluşumların neleri kaybettiğini de.

İşte Türkiye’ de de siyasetin kabızlığıda buydu...

Buna Çağlar’ ın da farklı bir yorumu vardı.

Politikaya talip olmayacaksınız. En büyük sıkıntı o. Size millet talip olsun. Türkiye’ de bir kaç yıldır çivi çakılmıyor. Siyasi olayın içinde yokuz. Ama hiç kimse bu işçiyi tutamaz. İşte asıl sevgi bu...”

Çalışanına sahip çıkan Çağlar’ ı, geri dönüşte yalnız bırakmayan işçileri, yine aynı desteği sürdürüyordu.

Ve devamı da galiba Putin ile dostluk buluşması oldu..

dost olalım, dost kalalım”derken galiba hayalinde ki El Turco'luğa ulaştı.

Rutine bağlamış gibi görüldü bir baktık Putin'le tokalaştı ve yine manşetlerde..

Dip not :Yarına hangi siyasi liderlerden 'siyaset' teklifi aldım. Birazda bunları anlatayım kısmetse.. Ortalık siyasetin yalakası olmuş ROKa kılıklı gazetecilerle dolmuşken iyi olur. Gerçi benden ne Selvi olur, ne Körtopal ne Bulut. Zamanı geldi mi ne? Bakalım kim davet edecek..