Bursaspor'da bitmeyen türbülans!


Bursaspor daha önceki yıllarda da inişler çıkışlar yaşadı. Ancak son iki sezondur anlaşılmaz bir kısır döngünün içinde. Öyle bir türbülans ki, bitmiyor! dolayısıyla uçaktaki yolcular gibi taraftar da ister istemez "bu uçak nasıl alana inecek?" diye endişe



Yıllardır çok yakından takip ettiğim bir kulüp Bursaspor. 20004'te bir alt lige düşüşünü dün gibi hatırlarım.

O sezon devre arası kampında takımın içindeki sevgi eksikliği, bölünmüşlük bir anlamda kötü sonu getirdi. Şimdi bakıyorum; evet bir takım şeyler iyi gitmiyor, ama o döneme göre yine de bir çok olumlu faktör var. Biliyorum, kulübün bugünkü mali sorunları bugünkü yönetimin değil, ama birçok kulübün yaşadığı sorunlar bunlar.

BURSA'NIN GÜCÜ...

Üstelik ölçek olarak Bursa kenti dinamikleriyle eğer planlı ve inançlı bir şekilde yönetilirse bu badirenin altından rahatlıkla kalkar. En son Turkcell'in 516 hatlarla ilgili lansmanında bizzat gördüğüm manzara Bursaspor'un gücünün resmidir. Şehrin en ileri gelen insanlarının orada olması Bursaspor'a olan inancı gösteriyordu.
Peki sorun nerede, niye bu takım istenilen seviyeyi yakayamadı, niye istikrar yok?

Gerçekten bu soruların cevabı önemli...
Bence birincisi; bir kere taraftarın, kentin bu takıma inanması lazım.

Bursa'da dolaştığınız zaman büyük bir çoğunluk takıma güvenmiyor. Belki bu, geçen sezon yaşanan kabustan olabilir. Ama ilk yarıyı kısmen de olsa başarılı geçirmiş bir takımın, ligin ikinci yarısında da aynı performansı göstermesi lazımdı. Şu bir gerçek ki, kadroda beklentilerin üzerine çıkamayan oyuncu sayısı fazla.

Sıradan performanslar Bursaspor'u sıçratamaz, birilerinin artık ekstra yapması lazım, hem de bir iki maçlık değil, sezon sonuna kadar.

"O birileri kim?" derseniz, isim vermeye gerek yok; mevkiler belli.

Yani iyi savunma, iyi ofans ve bu ofansa etkili destek. Çünkü bu iş kapasite işi. Sanayide bile kapasite kullanmadığın zaman işler kötüye gider.

OYNAR GİBİ YAPMAK

Gelelim Osmanlıspor maçına; çok açık ki, rakip daha çok istedi ve 3 puanı aldı. Objektif olarak baktığınızda sahadaki mücadele Bursaspor için en iyimser 1 puanı işaret ediyordu.

Hani derler ya, "oynar gibi yapmak" diye, evet Bursaspor, Osmanlıspor karşısında mücadele etti ama yetmezdi. Başkent'te ancak rakip kötü olması halinde puan alabilme ihtimali vardı.

Nitekim, rakibin isteği ve iyi futbolu bu seçeneği kapattı. Oysa bir önceki maçtan kritik bir 3 puan almanın moraliyle gelmelerine rağmen sahadaki futbol ve mücadele silikti.

30 puan kötü bir puan değil ama geçen sezon akla gelince, "ya orada takılıp kalırsak" duygusu, ister istemez korku yaratıyor.

Bir kere, kalan maçlara bakıp gardını iyi alacaksın.

İÇ SAHA MAÇLARI ÇOK ÖNEMLİ

İçeride Sivasspor ile başlayan trafiği şöyle bir irdeleyelim.

Sonrasında evde; Kasımpaşa, Konya ve Trabzonspor...

Bunlara dış sahadaki, "lige veda etti" diyebileceğimiz Karabük maçını da eklersek, dışarıya ihtiyaç kalmadan rahat bir nefes almak mümkün...

Yani bu saatten sonra iyi bir iç saha takımı olmak Bursaspor'un hedefi olmalı. Bana göre gerçekçi bir hedef ve bunu dolu tribünlerle taraftarıyla rahatlıkla yapabilir, deplasmanlara gerek kalmadan diyebilirim... Top futbolcularda ve biz izlemeye devam ediyoruz...