Bursa'nın ufak tefek sokakları!


Ortapazar'daki Zindankapı Sokağı, Muradiye'deki Gece Mahallesi, Pınarbaşı, Maksem'in arka sokakları, Mollaarap, Çobanbey, tuhaf bir şekilde ıssızlık kokar.



Bu sokaklarda yürümek en büyük keyiflerimdendir. Bir film platosu yahut tiyatro dekorunu andıran bu sokaklar, güzel bir kurgu gibi gelir bana. Sanki dekorun arkasına gizlenmiş set ekibi, yönetmen 'stop' dedikten sonra sökün edecektir... İçime garip, eski, tanıdık bir his dolar. Kendimi Osmanlı döneminin ağdalı, ve tumturaklı zamanlarında gibi hisseder, bir Osmanlı kentinde yaşadığımı iliklerime kadar hissederim. Tarihi eski konakların önünden geçer, kapısı tesadüfen açık olanlarına kaçamak bakışlarla bakarım. Cumbaları, tahta kapıları, munis ve dingin bir disiplinle yan yana dizilmiş konakları, küçücük manifaturacıları, lastik top, ot süpürge, leblebi tozu satan küçük bakkaliyeleri, şiddetli bir özlemle, iyice hafızama kaydederim... Ve size bir sır vereyim mi? Ben bu arka sokak manifaturacılarında tesadüfen bulduğum rujları, iplikleri, fularları, elbiseleri, düğmeleri, en pahalı AVM'lerde bulamadım.. Özellikle Ortapazar'ın tuhafiyecileri candır, canandır...

Alacahırka, Hisar ve eskiden zindanların olduğu sokaklar da beni sarhoş eder. Gündelik yaşamın plastiğe benzeyen suniliğinden sıyrılıp, Harikalar Diyarı’ndaki Alice olurum.. Bitinya’nın mozaik kalıntıları, bazı eski arsaların zemininde parıldar. Yeni mezun bir arkeologken, her gezintimde rastladığım bu kalıntıları kocaman bir heyecanla müzeye bildirirdim. 1. Derece Arkeolojik sit alanı buralar. Epeydir gitmiyorum. Dilerim bu Bitinya’dan Osmanlı’ya uzanan katmanlı dünya gün ışığına kavuşur..

Muradiye’nin külliyesini gezip, herhangi bir dik yokuştan yukarı vurmak, oralarda kaybolmak, Hamzabey sınırından Pınarbaşı’na bağlanmak, hala yaşayan ahşap konak geleneklerinin hüküm sürdüğü daracık sokaklardaki zeytinli poğaça, lokma, mayalı hamur kokularını soluya soluya Tezveren Dede’de bir dua okuyup, bir kesmeşeker tıkırdatıp ağızda, uhrevi havayı ciğerlere çeke çeke Maksem’e ulaşmak, oradan da aşağı Sakaldöken’e, Çobanbey’e, Namazgah’a bir hal hatır sormak, bayramlarda büyüklerin ellerini öpmek kadar hatırşinas ve rahatlatıcı bir duygudur.

Kandillerde eletrik direklerine gerilen iplerle kurulan barikatlarla harçlık toplamak, elektrik direklerine tahta kalas koyarak tahteravalli yapmak, bisiklet sürmek; tabletlere, internete, bilgisayar oyunlarına rağmen hala ayaktadır bu arka sokaklarda çok şükür..

Yeşil Türbe'den sonrası, antikacılar, eski kilimler, gramofonlar, ipek şallar, aynalar, tarihi ütüler, esvap, vintage dedikleri ikinci el kıyafetler, incik cıncık, kaftan boncuk bir cümbüş, bir koro halinde eskiyi yad etme hali, mentollü şeker gibi ferahlık verir. Eğer yolunuz düşerse Yeşil Türbe önünde ahşap topaç satan Sündüz Nine'den 2-3 topaç satın alıverin.. Hem o pamuk yüzlü, şeker dilli ninecik maişet derdiyle belki de daralan yüreğini, 2-3 kuruş da olsa ferahlatsın, hem de siz o topaçları çevirerek çocukluğunuzu yad edin..

Pınarbaşı’nın bisikletçisi, Hisar’ın zindan dibi eski evleri, Muradiye’nin sarp yokuşlarına tutunmuş 2-3 katlı müstakil apartmanlar, soluk kesen 40 merdiven, 40 merdivenin başında çapkınca gülümseyen tarihi İnanç fırını, Reyhan’ın burcu burcu cevizli lokum kokan sokakları, hala yaşayan eski gelenekler, komşuya gönderilen helvalar, bişiler, lokmalar, kelem sarmaları, Tahtakale’deki huzur, çınar dibindeki koyu gölgeli ahşap evler, ev içlerinden gelen geleneksel ev kokusu, önü bol ayakkabılı, kedili, çocuklu konaklar, konak cumbalarından sarkan ortancalar, sardunyalar, hanımelleri; tarihi camiler, köşe başında at sırtında zuhur ediverecekmiş gibi hissedilen Osmanlı padişahları, Muradiye Külliyesi'nin medresesinde yetişen şehzadelerin ruhaniyeti, Tophane’deki Garnizon’a bitişik duran orijinal Bey Sarayı kalıntısı olan duvar, tam Garnizon’un karşısına denk gelen, Şehadet Camii’nin çapraz komşusu o 3 katlı daracık minyon köşk, taş sokaklar, bana hala derin ve katmanlı bir tarihin içinde yaşadığımı kanıtlar ve şehrimin sokaklarıyla kıvanırım…

Bursa’nın tarihi, eski, gön görmüş, hafızası güçlü ve daracık arka sokakları benim şehir klasiklerimdendir.

Bunaldığımda nefes aldığım manevi ormanlarımdır..

Eski bir hikayeyi anlatan bir masalcı teyzedir..

Arka sokaklar, bir şehrin çeyiz sandıklarıdır...