Buram buram ahlaksızlık!


Buram buram ahlaksızlık!



Dizi mi?

Kimine göre eğlence… Kimine göre zaman geçirme… Kimine göre de yaşamak isteyip de yaşayamadığı hayallerindeki gerçekler…

Bana göre ise boşa geçirilen zamandır. Hatta hayatımızın büyük bir bölümünü işgal eden beyin yıkayıcı ve yahut uyuşturucu yani hayatımızı çalan silsile... Buram buram ahlaksızlık kokan hayal alemi.

Hayıtımıza önce Güney Amerikan’dan sonra da yurdumuzdan girip kazık gibi beynimize saplandılar.

Zenginlik, alabildiğine şatafat ve safahat içinde çekilen acılara bakıp halimize şükretmemiz  gereken bir sanat eseri her biri…

Zenginlik ki öyle böyle değil…

Her bir kahramanın kapısında abartılı fiyatlara alınmış otomobiller, peşlerinde koşan gazeteciler, yollarına çıkan paparazziler, ovalarda geniş araziler, yatlar, katlar ve dev dev holdingler, hizmetkârlar, adını bile telaffuz edemedikleri koca koca şirketler varken ya fakir bir kıza gönlünü kaptıranlar ve ya zengin kızın peşine düşüp fakir kızdan çocuk yapanlar.

Zaten şu Dallas dizisinden beri bir türlü dikiş tutmayan ahlak ve terbiye kavramlarımız iyice yok olmaya yüz tutmuş gidiyor.

Şimdiki dizilere şöyle bir bakın, Türk toplumuna aykırı, gelenek ve göreneklerimizden tamamen uzak çok sayıda dizi var.

Sadece rant amaçlı, belki de farkında olmadan genç nesli tamamen yoldan çıkarıp yozlaştıran senaryolar.

Yalan, aşk, meşk, entrika, ihanet, komplolar, şiddet, cinayet, müstehcen içerikli gerçek dışı hikayeler…

Maalesef insanlarda psikolojik travmalara neden olan sonuçlar doğuruyor aslında.

İnsanlarda, özellikle de gençlerde doğan özentilerin sonuçları mı?

Evden kaçmalar, intiharlar, geri dönüşü olmayan bataklığa sürüklenmeler…

Kendi karısını dedikodu yüzünden otuz yedi yerinden bıçaklayan yurdum erkeği dizideki kadının dostundan doğurduğu çocuğu normal karşılayıp izlenme rekorları kırdırıyor dizilere.

Bizim yerli senaristleri de elden geçirmek şart bu arada.

Her hafta yeni bir şey yazmak zor tabii ki.

Haklılar bir nevi.

İyi de her hafta bir dizi kahramanı ya hapiste ya da hastanede. Sebepler de hep aynı...

Büyük çoğunluğu karısının eski fakir sevgilisi tarafından ya vurulur ya da bıçaklanır...

Birinden kaçırdığın konuyu diğerinden takip edebilirsin aslında. Hiç sorun değil…

Yeter ki otur evde çekirdek çitle ve dizi ile...

Ahlak kavramımız zaten sorunlu ve arızalı.

Bir de diziler girince işin içine üç beş yıl önce ayıp saydıklarımız şimdi son derece doğal geliyor bize.

Bir de üzerine evlilik programları girdi devreye bizde denge terazi gitti. Baksana sen şu işe…

Ama ben şimdi bu evlilik programlarına değinmeyeceğim. Çünkü başlarsam bu konuya çıkamayacağım içinden. Kantarın topuzu yeterince kaçtı zaten…

Neyse, bilgi çağında cahil kalmak da bir tercihtir elbette.

 

Mutlu kalın…