Bu Şef, adamı doyurur!


Çok değil, daha 6-7 hafta öncesine kadar ideal kadro kurma konusunda büyük eksikler vardı.



İlk hafta gelen Delarge, Başakşehir'deki ilk maçı tribünden izlemişti.
Kembo, 3. haftada Beşiktaş maçı öncesi geldi ve Dolmabahçe'de son 24'te oyuna girdi.
İkisi de yaz kampı yememişti. Kiralık Agu ve Badu da Avusturya kampında yoktular.
Badu 1 Ağustos'ta, Agu 7 Ağustos'ta imzalamışlardı.
Yeni 11'in 7'si transferdi.
Transferin son günü (8 Eylül) alınan Yusuf da 8. taze isim olarak, 4. haftadan itibaren kulübeye girdi.
Yani, kervan yolda düzüldü!
Nereden nereye?

İlk 6 haftada Başakşehir, Beşiktaş ve Galatasaray'la oynamasına rağmen, takım camiada çok yıpratılmadı.

Le Guen, Badu'nun sakatlığında ve 15 günlük milli arada 3-5-2 sistemini denedi. Büyük bir cesaret örneği göstererek, 8. haftadaki Osmanlı maçında 3-5-2'yi uyguladı.
Zira, ilk 6 haftada 4-2-3-1'i, Batalla'nın sakatlığı nedeniyle yer almadığı Kayseri'de ise 4-4-2'yi denemişti Fransız hoca...
Aslında, büyük bir risk aldı, dereyi geçerken Le Guen...
Lyon'u; Fransa'da, dev ekipler arasında, 3 yıl üst üste şampiyon yapan Fransız teknik adam, tecrübesini ortaya koydu.
Şöyle bir benzetme de yapabiliriz.
MUTFAKTA BİRİ Mİ VAR?
Malzemeye göre yemek misali; eldeki kadrodan maksimum verimi almaya çalışıyor.
Hani o meşhur reklam spotunda dendiği gibi:
-Mutfakta biri mi var?
Evet, var!
Hem de Fransız mutfağının en marifetli Şeflerinden biri...
Malzemeyi artık çok iyi tanıyor!
Müslüman mahallesinde salyangoz satmıyor!
Aksine, Fransız Mutfağı'nı Türk Mutfağı'na çok iyi uyarlamaya başladı.
VAKIFKÖY SOSU...
Örneğin;
Özlüce yemeğine Vakıfköy sosu da kullanıyor!
Umarım, bu "Vakıfköy sosu" yakın gelecekte yemeğin ana malzemesini oluşturur!
Yemeğe kendi elinin özel lezzetini de katıyor Şef Paul...
Bu yemek; önceleri yavan gelse de, haftalar geçtikçe demini alan çok farklı bir "speciale" dönüşme yolunda ilerliyor.
Zira, damaklarda, hoş aromalı, güzel bir tat bırakmaya başladı bu özel yemek...
PORTAKALLI ÖRDEK ÇIKMAZ!
Tabii ki, bu malzemeden "portakallı ördek" falan çıkmaz!
Fakat, Afrika sosu bol, doyurucu bir yemek olabilir.
Timsah Restoran'a gidenler de belli ki, bundan böyle sofradan aç değil de, tok kalkacak!
ESKİ AĞZA YENİ TAT
Bu yeni lezzet, belki de güzel bir alışkanlık yaratacak.
"Eski ağza yeni tat" misali...
Restoranın, şu an ortalama 22 bin olan "müşterisi" giderek 30 binleri aşacak.
Yani, bu güzel lezzetin, müdavimleri giderek artacak!
Ne diyelim, iştah açmaya başlayan Afrika soslu Fransız usulü bu yeni yemeği yapıp önümüze koyan, başta Şef Paul olmak üzere bütün mutfak ekibinin eline sağlık!
CESUR YÜREK İŞİ
Dönelim tekniğe, taktiğe...
Bu noktada;
Böylesine bir değişim kararını almak her babayiğidin harcı değildir.
Tam bir "cesur yürek" işi bu!..
Yönetim de, camia da Le Guen'e tam destek veriyor.
Gençleri kazanma çabaları da alkışı fazlasıyla hak ediyor.
Sorarım size;
-Hangi yabancı teknik direktör, 20 yaşlarındaki 4-5 genci sürekli kadroya alır ve mümkün olduğunca oynatmaya çalışır?
Gerçekten kutlamak gerek.
Mösyö Le Guen, Bursaspor'u zamanla daha da iyi kıvama getireceğinin sinyallerini net bir şekilde vermeye başladı.
Baksanıza, düne kadar 4 golle takımın skor lideri olan Delarge, 85 dakika kulübede otursa da, "arıza" çıkarmıyor.
5 dakika kala "oyuna gir" denince, başka takımların bazı oyuncuları gibi "bu saatten sonra oyuna girmem" tribi atmıyor!
RAKAMLARIN DİLİ...
-Evindeki 3 maçı 3'er golle aldıktan sonra bu kez sezonun en farklı galibiyetini 4 golle aldı ve bu yıl Malatya'nın ardından 2. kez 4 gol attı.
-Kaptan Batalla, atılan 20 golden 8'ine katkı koydu: 4 gol, 4 asist.
-20 golü 8 oyuncu atarken, 18'ini yabancılar, 2'sini Türk statüsünde oynayan Aziz Behich attı.
-İç sahada ligin en çok gol atan takımı; 14 golle Bursaspor...  (Deplasmanda ise 5 maçta sadece 6 gol üretti.)
-Timsah, 20 golle; ligin en çok gol atan 5 takımından biri.
-13 golle; ligin en az gol yiyen 6 takımdan biri...
-Ligde, genel averajı en iyi 2. takım Bursaspor...
RÜŞTÜ HANLI'YA DİKKAT!
Son maçta; 21 bin cefakâr taraftar, gençlere çok iyi sahip çıktı. İlk kez Süper Lig'de oynayan 20 yaşındaki Rüştü Hanlı, kaleci Harun'un yönlendirmeyle, üçlü çektirdi. Rüştü'nün yanında 1997'li altyapıdan arkadaşları Ertuğrul, Kubilay, Muhammet 1995'li Furkan Soyalp ve 2. kaptan Harun vardı.
Rüştü'yü kutladılar. İşte takım ruhu bu!
(Rüştü, A Takımda ilk defa geçen sezon Ocak'ta kupada Ümraniyespor'u deplasmanda 1-0 yenen takımda 11 başlatılmıştı nöbetçi antrenör Tunahan Akdoğan tarafından.)
Le Guen'in; Avusturya kampında Rüştü'yü çok beğendiğini ve sezon içinde mutlaka değerlendireceğini daha önce yazmıştım.
Bakın;
21'de 5 Vakıfköy patentli isim vardı. Altyapıya gelen ve Eylül ayında profesyonel yapılan Kofi'yi de sayarsan, etti mi sana 6.
Rüştü bugün 5 dakika oynar, yarın 30, öbür gün 45 dakika oynar.
NEREDESİN EMRE TAŞDEMİR?
Sol kulvar demişken, Onur Atasayar kaburgalarından sakat. Emre Taşdemir de sezon başında ameliyat oldu, hâlâ dönemedi.
Oysa, 22 yaşındaki Emre dönse, 3-5-2'nin sol kanadı için biçilmiş kaftan!
İleri geri mekik gibi çalışır, Aziz'e alternatif olur. Hem de kulübe derinlik kazanır.
ONORE ETMEK DE ÖNEMLİ
Le Guen, Agu hariç; gol atan diğer 3 futbolcuyu alkışlatmak için son dakikalarda çıkardı. Onore etti. Bu da çok anlamlı ve değerli!.. 
DENİZ'İ GÖREN VAR MI?
Fransız teknik adam, Ankara'da kupa maçında  İsmail Konuk, Deniz Yılmaz gibi isimleri beğenmemiş olmalı ki, bu hafta 21 kişilik kadroya bile almadı.
Ama şundan eminim ki, bu takım Deniz Yılmaz'ı kulübede bile aramaz!..
Bilal deseniz zaten kara kayıp!
"Niye yok bu Bilal?" diye soran, hatırlayan bile yok!
BADU TOPU GÖTÜRECEKTİ!
Sakatlıktan dönen Badu, 2 haftada futbolu çok özlediğini daha ilk devrede girdiği 2 net pozisyonla gösterdi. Öyle hırsla oynadı ki, bir ara topu ısıracak sandım. Ganalı 8 numara, dikine ve dinamik oyunuyla; yeni sistemin çok önemli bir parçası ve kozu olacaktır.
Velhasıl kelam, işler rayına oturmaya başladı.
Yeter ki, camia; bu teknik ekip ve kadroya daha çok sahip çıksın.
"Armudun sapı, üzümün çöpü var" demeden!..