Bu şartlarda koalisyon kurulur mu?


Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik seçimlerden bir hafta önce Bursa’da 100 civarında AK Partili ismin katıldığı  özel bir kahvaltıda şunu söylemişti:



Erdoğan neden meydanlara iniyor diyorlar. Ya niye inmesin ki. Hesap orayla. Maksat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yalnızlaştırmak. Çünkü bu ülkenin önündeki en büyük engel olarak görülüyor. O’nu yalnızlaştırırsan bu ülkenin iplerini yine eline alırsın. İstediğin gibi bu topraklar üzerinde oyun oynarsın. Biz var olduğumuz sürece buna izin vermeyeceğiz”.

Bu anlamda seçimler öncesine bir bakın, bir de şu içinde bulunduğumuz günlere…

Gerçekten de hesap AK Parti ile değil bu partinin lideri içinden çıkan Cumhurbaşkanı ile…

Daha 10 ay önce Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefet cephesi, ki Kılıçdaroğlu ‘nun son dönemlerde yaptığı en doğru saptamayla yüzde 60 blok el ele değil miydi?

Ben MHP ile BBP’nin bu blok içinde HDP ile nasıl yan yana durduğunu o gün de anlayamamıştım, 7 Haziran seçim sürecindeki “sessiz kardeşler”birlikteliğini de anlamış değilim.

Dikkat edin. Özellikle MHP seçim meydanlarında hiç  HDP’ye hiç sataştı mı?

Kürt kimliğinin tanınmasından tutun da çözüm sürecinin başarılı yürümesine kadar geçen tüm olumlu demokratik gelişmeleri bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne saldırı olarak değerlendirdi ve tek sorumlu olarak AK Parti’yi ve tabii ki Erdoğan’ı gösterdi.
meydanlarda söz verdi:

“ İktidara geldiğimizde O’nu oradan indireceğiz. Yüce Divan’a göndereceğiz”.

 Nitekim;

7 Haziran seçimlerinden sonra da aynı tavrını sürdürdü.

Hatta Meclis’in açıldığı ilk gün Cumhurbaşkanı salona girdiğinde grubuyla beraber yerinden kalkmayarak bu makama olan tepkisini ve öfkesini net şekilde gösterdi.

Koalisyon görüşmeleri öncesinde de şartını açıkladı:

“Erdoğan Beştepe’den inecek. 3 bakanı ve oğlunu verecek”.

                                         *****                                       *****

CHP’de öyle…

CHP bu seçimlerden beklenilenin tersine bir başarı kaydetmeden çıktı. Buna rağmen ilk gece Kılıçdaroğlu’nun başarılı çıkmış parti lideri edasıyla “Demokrasimiz kazanmıştır. Ortada başarısızlık yoktur. AKEPE kaybetmiştir” demesini aslında hiç yadırgamamak lazım.

 Şer cephesi yani muhalefet bloğunun amacı da bu değimliydi?

AKEPE’yi sandıktan  oy kaybıyla çıkarmak.

İktidar günücü elinden almak.

O yüzden CHP’liler, sol kesim yüzde 24’lük oy oranına değil, Erdoğan’ın himayesindeki partinin iktidardan gitmesine sevindiler. Zaten onlar için önemli olan birinci parti çıkmak değil.

Her ne kadar Kılıçdaroğlu bir daha böyle bir siyasi sonuç yakalayamayacağını iyi bildiği için AK Parti’de dahil koalisyon görüşmelerine sıcak baksa da ortaya attığı şartlar listesinde ilk sırada Erdoğan var:

“ Cumhurbaşkanı anayasal sınırlara çekilsin. Örtülü ödenek iki başlıklı olamaz”.

                                     *****                                        *****-

Ya HDP?..

O’da seçim sürecinde MHP’ye tek söz söylemedi bile…

Ne güzel kardeş kardeş, ki olması gerekende  bu, hep birlikte iktidar partisine saldırdılar.

MHP şimdi yükleniyor ama ne fayda?

Şu günlerin en rahat ve en özgür partisi HDP. Özgür derken Kandil, İmralı, paralel yapı ve üst akıl içine hapsolmuş HDP’den bahsetmiyorum. Bu yapı içindeki HDP’nin asla ve asla hükümet senaryoları içine tutsak olmamasındaki özgürlüğünü kastediyorum.

                           *****                            *****

Böyle bir siyasi atmosferde  dikkat çeken ise yüzde 41 çoğunluğun sahibi AK Parti’nin bocalaması.

Elbette 13 yıllık tek başına iktidarın getirdiği gücü kaybetme şaşkınlığı olacak ama, AK parti’nin içinde olmayacağı bir koalisyon da şu şartlarda kurulamayacağına göre bu sessizlik niye?

Şu anda en güçlü olan yine AK parti olduğuna göre, kurulacak yeni düzenin şartlarını önce onun koyması gerekmiyor mu?

Zira, AK Parti teşkilatları ve  seçmeni için “Cumhurbaşkanını yalnızlaştırmak bu ülkenin  Yeni Türkiye ideallerini de yok saymakla eş değerdir.

Şartları sıralayan muhalefete göre politika yürütmek yerine çıkıp “ Cumhurbaşkanlığı makamını  tartışmaya açmam. O makama saygısızlık yapanla görüşmem. Çözüm sürecini kabul etmeyenle masaya oturmam. Paralel yapıya ve üst akla  hizmet edenlerle birlikte olmam.Yeni Türkiye ideallerimizi noktasına virgülüne kadar kabul edecek parti varsa gelsin görüşelim” demesi gerekmiyor mu?

AK Parti  ise bu sözleri  ancak dün akşam söyleyebildi. Her oyunda geçerlidir. Oyunun kurallarını kim güçlü ise o belirler.