Bu neyin kafası ?


Bu neyin kafası ?



Bazen gülümsüyorum..

Algısı kıt insanların, sonradan olmaların, görmelerin bakış açısında ki darlık haliyle ego ve bastırılmışlıkla bütünleşince ortaya çıkan sadece trajedi...

Kendimi bildim bileli aklımdakini yorumlarım.

Öyle..

Aman yarın şundan çıkarım olur..

'Bununla işim olur'un ötesinde bakarım..

En kolayı size servis edilen bilgi yazı çiziyi olduğu gibi aktarmaktır.

Hele ki bugünün yapılanmasında 'tek tip' bakış açıları tüm gazetelerin başlıklarını süsler..

Yada beslemeyseniz.

Ağam paşam der yer yutar yalanıp durursunuz.

Peki ya kimlik?

Kişilik?

Haysiyet?

Fikri belirtmenin, eleştirmenin de bir adabı olduğunu düşünürüm...

Ancakkkkkkkk...

A sosyal biri değilimdir..

Elde tel bık bıkçıkılardan hiç değil.

Ama üst üste tüm sosyal medya hesapları iç edildikçe...

Ve birde üzerine...

"fuck u' göndermesi alınca..

İnsan diyor ki içinden..

'ben sizi fuck u'

Bazen eleştiri alırım..

'Niye söverek yazıyorsun' diye..

Ekranda farklımıydım ki..

Aklımda ki dilimde, dilimde ki de...!

Ama üzerimizden tepinenleride yazarım bir kenara..

Egosunu beslerken, karakterini aç bırakan insanları mutlaka besleyecek birileri bulunur..

Severim Mevlamın sözlerini...

Şems'in ince göndermelerini...

Marie J. Guyau'nun göndermelerini..

Aslında günümüzün en toplumsal sorunu tüm sektörlerde ki yozlaşmışlık...

Kurumsal çöküşleri öylesine seyretmek..

Siyaset,medya, vs vs vs...

Hepsi öylesine uzaklaştı ki toplumdan...

Şimdi herkes tek başına....

"eyyyyyyy bana bak' edasında...

Oysa neyi paylaşamıyoruz ki...

Yarın gözümüzü açtığımızda öbür tarafa giderken götüreceğimiz...

Sanada banada, hocanın kıçımıza tıkadığı bir parça pamuktan öte ne olacak ki?

O da bir süre sonra eriyip gidecek....

Dünya malı dünyada kalacak...

Şimdi bu neyin kafası demeyin bana?

Köfte tariflerine yakında başlayacağım...