Blog Kardeşliği


Şimdilerde modalaşan bir kavramı yoğun olarak yaşama fırsatını ben de henüz buluyorum. İnternette gezinirken, bir anda blogcu.com ile tanışarak, ben de 'blog' sahibi oldum.



Tam Türkçe karşılığı olmadığı için “blog” kelimesini olduğu kullanmak daha doğru geliyor. Günlük, web sayfası, günce, web günlüğü diye adlandırılmakla birlikte blog diyince bu ifadelerin hepsini kapsamış olacağı için blog Türkçe’ye yerleşmiş durumda.

Aslında daha önce de bu tarz sitelerle ilgilenmiştim, ama sürekli güncelleme fırsatım olmamıştı. Bu seferki niyetim, her gün yeni yazılarımı aktarmak.

Yurt dışında en büyük blog sitesi blogger.com Türkiye’de ise blogcu.com ve blogspot.com var bizim tespit edebildiğimiz. Belki bunlar dışında da blog siteleri vardır ama en fazla üyeye sahip olan siteler bu siteler. Toplam 30bin civarı üyesi olan bu sitelere ilgi de her geçen gün artıyor.

Bu sitelerde gezinirken, birden http://blogkardesligi.blogspot.com/2005/09/babakandan-blog-kardei-olur-mu.html adresindeki yazıyla karşılaştım. Bu yazı, gerçekten de çok önemli bir konuya daha doğrusu soruya değinmiş.

Başbakan'dan blog kardeşi olur mu?

Fransızlar İnternet'e de blog fenomenine de geç adapte olabildiler gerçi ama, bir kere alışınca da hızlarını alamadılar. Herkes bir blog açıyor, sosyal bilimler alanında blog analizi yapan tezler, dissertasyonlar havalarda uçuşuyor, hemen tüm gazeteler (Le Monde(blog), Liberation(blog), Le Nouvel Observateur(blog) vs.) muhabirlerine ve hattâ okurlarına blog alanları açıyor... İşin politik yönü de gündemdeydi çoktandır: AB Anayasası Referandumu oylamasında bloglar önemli rol oynamıştı sözgelimi. Fakat yeni bir merhale sözkonusu şimdi: Sosyalist Parti'nin yakın zamanda yapılacak seçimleri öncesi, adaylardan ikisi (Laurent Fabius ve Jack Lang) kişisel blog sayfası açtılar ve kampanyalarını bu sayfalardan da yürütüyorlar. Hiç kuşkum yok, kendileri yazıyorlardır bu blogları. Tony Blair'inkinden farklıdır yani. Fransızlar yazmayı severler ve bloglara bu kadar çok sarılmalarının bir sebebi de budur. Ayrıca haberler, 2007'de cumhurbaşkanlığına adaylığını koymasına kesin gözüyle bakılan başbakan Dominique de Villepin'in de kısa süre içinde bir blog sitesi açacağı yönünde. Yakın zamanda Sarkozy ve Chirac da eksik kalmazlar gibime geliyor. Böylece koskoca bir ülkenin politik iklimini artık bloglar da doğrudan belirler hâle gelecek. / Önerim şu: Başbakan Erdoğan basın sözcüsü kullanacağına, ulusa sesleniş konuşması yapacağına niye bir blog sitesi kurmuyor ki? Politik mesajı yazılı olarak iletmek, sonradan çarpıtılmaması açısından oldukça mantıklı bir fikir. Süleyman Demirel'in de ara ara konuşmak istediğini görüyoruz; ona da tavsiyemiz bir blog sitesi açması. Düşünün bir: Suleymandemirel.blogspot.com'a yerleşmiş. Bülent Bey'in Rahsan.blogspot.com'da yeralan iddialarına bir bir yanıt veriyor; hem de rakibinin permalinklerini filan gözeterek! Para bile kazanır! Ben hazırım başbakanlarla, eski-yeni cumhurbaşkanlarıyla blog kardeşi olmaya...

Aslında hiç de fena olmaz hani, siyasiler de fikirlerini internette ortaya koysa. Biz yorum yazabilsek, önerilerde bulunsak. Eskiden meydanlarda gerçekleşen tam demokrasi internet sayesinde gerçekleşse..

Ne dersiniz?