Bir tarihi yok etmeyelim, lütfen!!!


Bir tarihi yok etmeyelim, lütfen!!!



ULUDAĞ BÜYÜK OTEL YIKILIYOR, Sayın Bakan Veysel Eroğlu geçen hafta Bursa'da bu açıklamayı yaptı ve yıkılan otel yerine, yeraltına katlı otopark ve üzerine yeni bir otel yapılacağını Bursalılara iletti. Bu haberi okuduğumda içim cız etti ve gözlerim çocukluk yıllarıma döndü. Bugün burada yazacaklarımı umarım Sayın Bakan Veysel Eroğlu'nun ve Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ın yanındaki teknik ekip okur veya okuyanlar onlara iletir.
Ben 40lı yılların sonundan bu yana, ki o yıllar benim ortaokul yıllarımdı, Büyük Oteli biliyorum, o yıllarda Uludağ'da sadece Büyük Otel, Kayakevi ve Kirazlı Yayla Sanatoryumu vardı, bir de Kirazlı Yayla ile ara mesafede, kışın fırtınada yolda kalacaklar için, Otel Gözü adıyla anılan bir cankurtaran kulübesi vardı.
Gene o yıllarda Bursalılar Uludağ'ı ve Kirazlı Yaylayı sadece yaz aylarında kullanırlardı, bugünkü oteller bölgesinde ve Kirazlı Yaylada çadırlı kamplar kurarak, dağın tadını çıkarırlardı.
Kış aylarında ise Büyük Otel İstanbulluların en gözde mekanıydı, Bursalı kayak severler de Kayak Evini kullanırlardı.
Ben de Uludağ'ı, Bursa Erkek Liseliler Cemiyetinin her yaz, o bahsettiğim güvenlik kulübesinde, kurduğu kampa katıldığımda tanıdım ve tüm lise yıllarımın yaz ayları Uludağ'ın güzellikleri içinde geçti. Yalnız kulübe dediğime bakmayın, içinde ahşaptan yapılmış güzel ranzalı yataklar ve şömine vardı, şömine bir de Büyük Otelde vardı. Suyumuzu, 5 dakika yürüyerek ulaştığımız bir pınardan doldururduk, ekmeğimizi ve erzakımızı da orman içindeki kestirme patikadan yarım saat yürüyerek, Kirazlı Yayladan alırdık. Akşamları şömine başında, abilerimizin sohbetlerini dinlerdik, bazen Büyük Otel'de kalan İstanbullular da yürüyüşlerine bizim kulübede ara verirler, şömine başı sohbetlere katılırlardı, bizi de oteldeki kendi şömine sohbetlerine davet ederlerdi.
İşte bu anılar ve daha sonraki yıllarda Alplerde gördüklerim ve de Büyük Otelin 1933 yılından beri hizmet verdiği bilgisi, aşağıdaki önerimin ana hatlarını oluşturdu, şöyle ki;
Otelin bulunduğu alanın kuzey tarafının kotu düşük, bugün otelin oturduğu zeminin altına katlı otoparkınızı yapabilirsiniz, uzmanlarınız arşivlerden otelin yapılışına ait belgeleri, eski fotoğrafları araştırsın ve yapıldığı ilk haline ait projeyi oluştursunlar.
Ve gelin, ULUDAĞ BÜYÜK OTELİ, 85 yıl önce yapıldığı haliyle, otopark yapısının üzerine yerleştirin, Uludağ'a çok katlı bir otelden, çok dahabüyük değerde, bir BUTİK OTEL kazandırın.
Ben bu önerimi önce Sayın Bakan ve Sayın Büyükşehir Belediye Başkanına ve teknik ekiplerine, sonra da ilgili Sivil Toplum Kuruluşlarına, Uludağ Otelciler Birliğine ve de Uludağ'ı seven tüm Bursalılara yapıyorum.Sayın Bakanın açıklamaları içinde, Uludağ'ın geleceği açısından çok değerli bir oluşum da var, ULUDAĞ'DA YAZ TURİZMİNİ GELİŞTİRMEK… Hatırlarsınız, ben bu konuyu defalarca bu köşede, Alp dağlarından örnekler vererek işledim, Alplerdeki bir otel işletmecisinin, ''Biz artık kış turizmcisi değiliz, yaz turizmcisiyiz, gelirimizin %60'ını yaz aylarında kazanıyoruz''sözünün altını çizerek ve de Alplerin yaz aylarındaki hareketliliğini yaratan alt yapı özelliklerini aktardım.
Aslında Uludağ'ın, yukarda anlattığım gibi, çok zengin bir yaz turizmi tarihçesi var ve temel alt yapısı da hazır. Örneğin Gökdere'deki Maksem su deposunun yanından başlayan, Koca Ahmet Kestirmesi adındaki patikayla bizim barakanın hemen altına çıkarsınız, ki biz bu patikayı çok kullandık lise yıllarımızda, oteller bölgesinden patikalarla madene ve zirveye tırmanabilirsiniz, Bakacığa, Teleferiğe ulaşabilirsiniz.
Sayın Bakanın bu önerisine Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Alinur Aktaş ta sahip çıkıyor, ben kendilerine bu konuda da çok önemli bir öneride bulunacağım, hatırlarsanız bu önerimi Sayın Recep Altepe'ye de yapmıştım, lütfen teknik ekiplerinizle beraber, Alp dağları üzerinde oluşturulmuş yaz turizmi alt yapısını inceleyin, yaz turizmcilerle konuşun, ormanların içindeki patikalar ağını ve duraklama tesislerini, özellikle mesafe ve yön işaretlemeleriyle, haritalarıyla, yerinde görün ve Uludağ'ı benzer bir alt yapıya kavuşturmak için kolları sıvayın.
Uludağ'ın da, aynı Alplerdeki köknar çam ormanlarıyla kaplı olması işimizi kolaylaştıracaktır, ama DÜNYADA SADECE ULUDAĞDA YAŞAYAN 37 TÜR, SADECE TÜRKİYEDE YAŞAYAN 250 TÜR ENDEMİK BİTKİ VARLIĞIMIZI bunlara eklediğinizde, yaz turizminde çok önde koşabileceğimizbilincine sahip olarak, Uludağ'ın YAZ TURİZMİ KAPISINI dünyaya açın…