Bal gibi “senin de sonun idam” dediler!


Dikkat edin darbeler, darbe muhtıraları ya güçlü iktidarların al aşağı edilmesinde, ya da seçim öncesinde gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri hep sancılı geçmiştir. Çünkü hep küresel tezgahların oyunu vardır.



Halk arasında kullanılır ya, “hiç elle tutulur yanı yok” diye…

Aynen öyle…

Hürriyet Gazetesi’nin yaptığı da bu...

Sen bir gün önce Mısır’ın devrik lideri Mursi’ye verilen idam cezasını ”Dünya şokta. Yüzde 52 ile seçilen Cumhurbaşkanına idam cezası” diyerek Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotosuyla vereceksin, ertesi gün gelen tepkiler üzerine “Biz bunu ima etmemiştik” diyerek yan çizeceksin.

Hiç elle tutulur yanı yok.

Bal gibi de  “Bak senin de sonun bu”  dediniz.

Mesaj açık:

Ey Erdoğan. Arkanda seni 13 yıldır iktidarda tutan ve  yüzde 521 ile  Saray’a çıkaran  o halkına güvenme. Bu ülkede, bu dünyada halktan daha üstün güçlü eller var. Seni orada tutmazlar”

                                     ****                                    ****

Hürriyet Gazetesi’nin manşetinden verdiği böyle bir haber aslında yadırganmamalı. Doğan Medya Grubu ülkenin son 30 yılında hep baronların sesi olmuştur.

Ve her seçim dönemi yaşanan kaosların merkezinde yer almıştır.

Dikkat edin darbeler, darbe muhtıraları ya güçlü iktidarların al aşağı edilmesinde, ya da  seçim öncesinde gelmiştir. Cumhurbaşkanlığı seçimleri hep sancılı geçmiştir. Çünkü hep küresel tezgahların oyunu vardır.

Yerel seçimlerden bir yıl önce bu ülkede maksatlı olarak adına Gezi Olayları denen  eylem çıkarıldı. Sözüm ona ağaç kesilmesini istemeyen çevrecilerin şartı bu ülkeye 3. havalimanı, 3. köprü, HES yapılmasın idi.

Bu eylem tutmadı. Ardından yerel seçime aylar kala ikinci bir eylemi bu sefer cemaati devreye sokarak gerçekleştirdiler. 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonlarıyla ülkede AK parti iktidarını yolsuzlukla itham ederek düşürmek ve dönemin başbakanını itibarsızlaştırmak için 

Emniyeti, yargıyı ve medyayı var güçleriyle devreye soktular.

Bu plan da tutmadı.

Sonra Başbakan ile Cumhurbaşkanının arasını açmak istediler, yine olmadı. Ve şimdi genel seçimlere doğru her yönden yine işbaşındalar.

                           ****                                          ****

Bu sefer üstün akılın organizasyonunda müthiş bir iş birliği var.

Terör örgütleri, medya, siyasi partiler, cemaatin paralel yapılanması, holding patronları ve hatta sendikalar her koldan ayrı alanlarda aynı amaç için çalışıyorlar.

Aylar önce alevi-sünni çatışmasını körüklemek için Berkin Elvan üzerinden sokakları karıştırmak istediler, 6-7 Ekim olayları hala  hafızamızda. Ardından Berkin Elvan’ın ölümünü araştıran Savcımız Selim Kiraz’ın şehit edilmesi. Olayın içine İran ajanlarından tutun da, İsrail’e kadar hangi ülkenin parmağını ararsanız var.

Seçim sathında da önce MHP seçim bürosuna saldırı ardından, HDP’nin Mersin ve Adana bürolarına saldırı ve bu arada Bursa’da sessizce başlayan 15 bin işçinin içinde yer aldığı sendikal direniş.

Önceleri kimsenin ilgisini çekmedi. Ama görüldü ki bu basit ve sıradan bir eylem değil. Alman firması Bosh’un işçilerine 2 ay önce verdiği sendikal hakları diğer metal iş kolundaki Tofaş, Renault ve Mako’nun da başını çektiği büyük  fabrikaların işçilerinin istiyor olması.

Görünüşte işçilerin aynı haklara sahip olmak için verdikleri  direniş demokratik bir hak. Ama perde arkasında bu işçileri sendika ve patronlarıyla  ve hatta şimdi Türkiye’yi İtalya ve Fransa  ile karşı karşıya getiren  olay  tamamen  siyasi. İşçiler her ne kadar hak mücadelesine  siyasileri sokmak istemeseler de  çoktan küresel siyaset işin içine girmiş durumda. Alman firması  tarihinde yapmadığı kadar iyileştirici bir ücreti  seçimlere 3 ay kala  Türk işçisine  nasıl verebiliyor?Almanya Gezi olaylarında da hatırlarsanız baş rolde idi. 3. havalimanının yapılmasını istemediğini açıkça söylemişti.

Şimdi  parayı bastırıyor ve işçilerine iyi şartlarda  ücret veriyor. Keşke önceden yapsa idi.

Bursa’daki işçilerin bir haftadır sürdürdükleri demokratik eylemi ise sözüm ona demokrasi havarisi kesilen Hürriyet Gazetesi başta olmak üzere hiç bir merkez medyası görmüyor.

Akabinde  Mısır’da devrik lider Mursi’ye idam cezası veriliyor.Nedense Hürriyet Mursi’ye verilen idam cezasına çok şaşırıyor ve nasıl yüzde 52 ile Cumhurbaşkanı seçilen bir lidere idam cezası verilir diyerek  manşetine taşıyor. Yanlışlıkla da Mursi’nin yerine yüzde 52 ile halk oyu ile seçilen Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı recep Tayyip Erdoğan’ın fotosunu koyuyor.

Gelen tepkiler üzerine de biz bunları ima etmemiştik diyerek güzel bir cevap metnini yayına koyuyor.

Ama bu ülkede kimin neyi ima ettiğini artık herkes çok iyi biliyor.

İşleyen senaryonun bir parçası olarak seçimlere iki hafta kala bu ülkenin Cumhurbaşkanına üstü örtülü bir tehditte bulunuldu.

                              ****                                      ****

Yalnız hesaba katmadıkları bir durum var.

 O da, böyle tehditlerin ellerinin altından kayan eski Türkiye’de kaldığı. Artık bu ülkenin insanı böyle tehditlere sessiz kalacak durumda değil.

Önceki gün sosyal medyadaki paylaşımımda dedim ki:

Bu ülkede bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan olabilir. Yarın bir başkası. Halkın oylarıyla seçilen bir Cumhurbaşkanını idama götürme dönemleri eski Türkiye'de kaldı. Yok eğer o Türkiye'ye özlem var ise, Cumhurbaşkanını idama götürecek kadar da gücünüz var ise gelin önce beni alın!”