Anılarda Çekirge semti


Osmangazi Belediyesi ile Bursa Araştırmaları Vakfı’nın 3-4 yıldır ortaklaşa sürdürdüğü “Bizim Mahalle” Projesinin “Çekirge” kitabı çıktı.



“Yeni Kaplıca ile Eski Kaplıca arası o tarihte meyvelikti. Çekirge-Bursa yolunun üzeri ise zeytinlikti. Sigorta Hastanesi ile Dikkaldırım, Odunluk, Dobruca arasında ise buğday ekilen tarlalıktı. Bağlar ise Sigorta Hastanesi, Levazım Amirliği ve Doburca bölgesinde yetiştirildi. Uludağ yolunun alt tarafı ile İnkaya civarı da kirazlıktı. Yıldız Otel üzerindeki dağlık alanda ise kestanelikler vardı.”

“Çekirge artık çok değişti. Önceleri Çekirge kafa dinleme yeriydi. Artık havası, toprağı bozuldu. Çekirge’de tanıdıklarım giderek azaldı. Çekirge’de yabancı gibiyim. Gece geç saatlerde Çekirge’de gezmeye korkuyorum. Eski Çekirge’yi özlüyorum…”

Köylerin özellikleri için derlerdi ki; Çekirge’nin tembelleri, İnkaya’nın körleri, Doburca’nın kelleri, Misi’nin güzelleri…”

Osmangazi Belediyesi ile Bursa Araştırmaları Vakfı’nın 3-4 yıldır ortaklaşa sürdürdüğü “Bizim Mahalle” Projesinin “Çekirge” kitabı çıktı. Kitabın hazırlanmasında katkısı bulunan Çekirgeliler Derneği ile Çekirge halkına, Osmangazi Belediye Başkanı Recep Altepe’ye teşekkür ediyorum. Geniş katılımlı bir toplantıyla, Cuma günü tanıtımı yapılan kitapta, çok sayıda Çekirgelinin anıları yer alıyor. Bu yazımda, Çekirge’nin 60 yıllık serüvenini anlatan bu anılar yer almakta…

 Ali Eryaman  (80)

“Çekirge, çocukluğumda bir köy gibiydi. Herkes neredeyse sadece tarım ve hayvancılıkla uğraşırdı. Herkesin evinde ineği, eşeği vardı. Doburca yakınlarında, Nilüfer kıyısındaki değirmende buğdayımızı öğüttürürdük. Bağlarımız vardı. Bağ bozumunda pekmez ve şıra yapardık. Çıkan şıraları testilerin içine koyar, pekmez kaynatırdık.  Sokaklarda gaz lambaları yanardı. Geceleri bekçi gezer, o lambaları yakar, sabahları da söndürürdü. Çok az evde elektrik vardı. Her bahçenin kenarında iki sıra yaprak dutu bulunurdu. Her ev kendi imkanına göre bir-iki paket koza yapardı. Biz de koza üretirdik, koza yapardık.”

 Rüstem Özyiğit (87)

“Önceleri Çekirge’de herkes birbirini tanırdı. Çekirge’de ilişkiler samimiydi, komşuluk hakkı vardı. Şimdi kimse kimseyi tanımıyor.  Aşağıdaki Kervansaray’ın bulunduğu meydanda üç kahvehane vardı. Biri Çolak Tevfik’indi. En lüks kahvehane bu olup Kadifeli Kahve olarak anılırdı. SSK’nın üstünde Garipler Mezarlığı vardı. Halen Çekirge Mezarlığı olarak anılır…

Biz, Çekirge otellerinin bahçelerine gelmezdik. Bu bahçelere yabancılar, banyocular gelirdi. Bursa’dan esnaflar gelirdi. Biz de onlara dut, incir satardık. Bu dönemde, biz de evlerimizi kiraya banyoculara verirdik. Yatağı, geceliği bir liraydı. Çünkü banyocuları ağırlamaya oteller yetmezdi. Sonra sonra pansiyona geçildi.

Hançerli Camii, Yıldız Oteli’nin karşısındaki manavın olduğu yerdeydi. Hançerli Camii imamı Seyid Ali idi. Bu cami 1926 yılında yıkıldı. Çelikpalas buraya bir depo yaptırdı.

 Ali Remzi Sütmen (63)

“O yıllarda Çekirge ufak bir yerleşim yeri idi. Yaz sezonunda yoğunlaşırdı. İlkbahar ve sonbaharda genellikle de banyocular gelirlerdi. 21 günlük kürler halinde gelirlerdi. 15 dakika sabah, öğleden sonra 15 dakika, ayrıca perhiz-diyet yapılırdı. İçme de yapılırdı.

Çekirge’ye, dönem dönem faklı müşteri tipleri gelirdi. Haziran’da çiğ köfteciler denilen Kayseri, Antep, Adana bölgelerinden müşteriler gelirdi. Eylül ve Ekim aylarında ise müşteriler kaliteleşirdi. Çünkü bu tarihlerde müşteriler İstanbul’dan gelirdi. İstanbul’dan genellikle de Gayrimüslimler gelirdi. Nesillerce gelen müşterilerimiz olurdu.”

 Aydın Kaynakçılar (56)

“Çocukluğumda düğünler ince sazlı ve davullu yapılırdı. Düğünlerde rakı ve şarap içilir, yemek çok yenirdi. Modern düğün geleneği 1970’li yılların başında başladı. Benim düğünüm, 1973 yılında, Çekirge’deki evimizin önünde, ince sazlı olarak yapılmıştı.

Yeni Kaplıca ile Eski Kaplıca arası o tarihte meyvelikti. Çekirge-Bursa yolunun üzeri ise zeytinlikti. Sigorta Hastanesi ile Dikkaldırım, Odunluk, Dobruca arasında ise buğday ekilen tarlalıktı. Bağlar ise Sigorta Hastanesi, Levazım Amirliği ve Doburca bölgesinde yetiştirildi. Uludağ yolunun alt tarafı ile İnkaya civarı da kirazlıktı. Yıldız Otel üzerindeki dağlık alanda ise kestanelikler vardı. Çakal deresinden gelen su arkları vardı. Sırayla arazilere su dağıtılırdı. Korucu Bekir bu dağıtım işini yapardı.

Eskiden develerle Dursunbey’den odun gelirdi. Önde eşek, arkada develer odun getirirlerdi. Şimdiki Uludağ yolundan, yada Dobruca tarafından inerlerdi. Develerin boynunda çanları olup, çanları çala çala geçerlerdi. Bizim bir nalburiye dükkanına mangal kömürü getirirlerdi.”

 Kadir Civelekler

“Havuzlu Park, önceleri bahçeydi Muhitin Baha Pars tarafından satın alıp topraktan havuz açıldı. 1935 yılında yeniden düzenlenmeye başlandı ve 1937 yılında faaliyete başladı. Buraya parayla girilirdi. Acar, Akın, Uludağ spor kulüpleri 1945 yılında, su sporları branşları faaliyetlerini Havuzlu Park’ta yapardı. İstanbul’dan ünlü sanatçılar Havuzlu Park’ta proğram yapardı.

Önceleri Bursa’ya yaya olarak giderdik. Cumhuriyet Otobüsleri seferlerine başlayınca bu otobüslerle gidip gelmeye başladık. Biri Yıldırım’a, diğeri de Emirsultan’a giderdi. Aşağıdaki tren istasyonu ile Çekirge arasında paytonlar çalışırdı.”

 Selçuk Sezal

“Önceleri ovamız çok güzeldi. Seyrine doyum olmazdı. Nedense Çekirge’ye gelen banyocuların büyük bir bölümü Hıristiyan’dı.  Bildiğim kadarıyla Çekirge’de 26 otele, tapuda belirlenen sıcak su tahsisi yapılmaktadır. Bu 26 otel, önceleri paşa konaklarıydı.”

 Naciye Kaşıkaralar

“Süleyman Çelebi’nin mezarının yanından geçerken halam bağırırmış: “Çelebi Sultan huuu”. İçeriden sesler gelince sorarmış; “Kocam askerden gelecek mi?” diye… “Gelmeyecek, hiç bekleme” dermiş, rahmetli… İşte muharebede kaldı, gelmedi kocası…

Karamustafa Hamamı’na 3 gün giden, güzelleşir derler. Kaynarca Hamamı’na ise kayınvalidem götürmezdi, Sarıkız çıkacak diye…

Bir kişi öldüğü zaman, komşuları gözleme yapardı. Üç gün de çorba dağıtılırdı.”

 Kadriye Karakaş

“Babam rençperdi. Tütün yakar, böcek bakar, buğday eker, 1 ay harman sürerdik… Annem orakla biçerdi buğdayı. Askeri Hastanenin altı, Dobruca   hep tarlaydı…

Köylerin özellikleri için derlerdi ki; Çekirge’nin tembelleri, İnkaya’nın körleri, Dobruca’nın kelleri, Misi’nin güzelleri…”

 Müşerref Geçici

“Doğumevi’nin orda un fabrikası vardı. Ersöz Un Fabrikasıydı. Yanında bisküvi fabrikası vardı. Hatta oraya bisküvi almaya giderdik. Çekirge’nin ünlülerinden; Müzeyyan Senar’ın babası vardı. Buranın en zengin adamı Mehmet Çavuş, Kavaf Rıfat idi. Nezahat hanımlar da çok zengindi.”

 Nezihat Can

“Herkesin bağı-bahçesi vardı. Tütünler serilir, kozalar tutulur, ekinler ekilir, meyveler toplanır, inek bakılır, sütleri sağılırdı.  Tütünler, komşularla birlikte kırılır, sonra da iplere dizilirdi. Çok ince ağaçlardan ayna yapılıp kurutulur, sonra evlere alınıp asılırdı. Sonra tüccar gelir, onları alır, tütün depolarına götürürdü.”

 Muazzez İldeniz

“Armutlu otobüs durağının oradaki apartman, ben çocukken yapıldı. İlk betonarme apartman buydu. 1930'lu yıllarda yapıldı. Çekirge durağından Acemler’e kadar bahçeli bir istasyon vardı. Orada bir de tramvay vardı. Aşağılar hep tarlaydı, herkes eker-biçerdi.”

 Nursen İrge

“At arabasıyla Karapınar’a pikniğe giderdik. Karpuza suya salar, o karpuzlar çatlardı. Dilmen Otel’in yanında bir de çardağımız vardı, Çaycı Veysel’in. O dönemin en popüler yeriydi orası. Faytonla Bursa’dan çardağa gelirken giyinir, kuşanırdık, heyecanlanırdık…”

 Ayşegül Özgen

“Armutlu Hamamı’na giderken pasta, börekler hazırlardık; arkadaşlar, akrabalar, komşular hepimiz toplanır giderdik. Büyük erkekler, erkek tarafına girer, bizler bayan tarafına girerdik. Burada yer-içer, eğlenirdik. Çok güzel geçerdi…”

 Mehmet Taşkeser (54, Muhtar)

“1984 yılından beri, babamdan devraldığım muhtarlığı sürdürmekteyim. Babam Hüseyin Taşkeser ise 1962 yılından 1984 yılına kadar 22 yıl aralıksız muhtar olmuştu. Babam Bursa’nın ilk lise mezunu muhtarıydı. Ben de muhtar olduğumda, Bursa’nın ilk üniversite mezunu muhtarıydım.

Caminin yanındaki eski okul, 1963 yılında bugünkü yeni yerine taşındı. Ben ilkokulu bitirdikten sonra Pınarbaşı’ndaki Osmangazi Ortaokulu’na gittim. O tarihte herkes bu okula giderdi. Haznedaroğlu Apartmanının olduğu yerde önceleri bir yatır vardı. Hayırsever kişiler bu mezara simit bırakırdı, hayır olsun diye… Okula giderken, önce giden simidi alırdı.”

 ÇEKİRGE ÇOK DEĞİŞTİ

“Çekirge’de artezyen açılması olayı Çekirge’nin ölümüne neden oldu. Bugün bazı evlere de kaçak termal suları alındığı söyleniyor. Bazı otellerin de sondaj yaptığı söylenmekte. Bu nedenle tüm bu sorunları inceleyerek ciddi önlemler alınmalı…

Artık Çekirge’ye hiç kimse şifa ve termal için gelmemekte. Geriye de bir dönüş olamaz. Tüm bunlara karşın Çekirgeli olmak bir ayrıcalıktır. Çekirge özel koruma alanı olmalı.” (Selçuk Sezal)

“Çekirge artık çok değişti. Önceleri Çekirge kafa dinleme yeriydi. Artık havası, toprağı bozuldu. Çekirge’de tanıdıklarım giderek azaldı. Çekirge’de yabancı gibiyim. Gece geç saatlerde Çekirge’de gezmeye korkuyorum. Eski Çekirge’yi özlüyorum.” (Kadir Civelekler)