Aldım, verdim, seni yendim


Telefonumun ekranına bakıp, alışveriş yaptığım uygulamanın yeni bir bildirim gönderdiğini fark ettiğimde, saat gece yarısına yaklaşıyordu.



Yarım saat sonra başlayacak olan “indirim rüzgarını” kaçırmamam gerektiğini fısıldıyordu bana… Her şey yoğun çalışma temposundan sonra altı aylığına doğum iznine ayrıldığım ve yeni bir hayata alışmaya çalışırken başladı. Bebeğimle beraber uykusuz uzun geceler geçirirken bir yandan da evliliğimdeki sorunlarla mücadele ediyordum. Tam bu sırada, gün içinde kendimi pek çok kere içerisinde gezinirken bulduğum alışveriş sitesinin uygulamasını indirdim telefonuma. Önceleri bu yolla yorgun hayatıma renk kattığımı düşünüp, bebeğimi uyuttuktan sonra yaptığım alışverişlerle kısa süre de olsa rahatlamış hissetsem de geçen ay gelen kredi kartı ekstresi ile ben ve eşim şaşkına döndük. Zaten var olan sorunlarımıza bir de kart borcu eklenmişti. Gardırobum kıyafet, ardiye olarak kullandığımız oda ıvır zıvırla dolmuştu. Şimdi ise, cep telefonum elimde, kısa bir süre önce bu yaşadıklarımı hatırlıyor, indirimin cazibesine kapılmış halde derin bir nefes alıp alışverişe başlıyorum. Birkaç saat sonra pişman olacağımı bile bile kendimi durduramıyorum…

Alışveriş hakkında düşünmeye başladığımda hayatın olmazsa olmazları arasında gibi geliyor. Kimi zaman ihtiyaca binaen, kimi zaman can sıkıntısıyla, kimi zamansa diğerinde olanı görüp beğenerek, kendimizde de olmasını isteyerek alıyoruz. Almakla kalmıyor, yakınlarımızın, çevremizdekilerin de satın alma konusunda iştahlarını kabartıyoruz. Tıpkı bir gıdayı arzular gibi…
Bir şeyi satın almak pek çok faktörden etkileniyor ve bu faktörler kişiden kişiye değişiyor. Teknolojinin hayatımızdaki yerinin büyümesi ile alışveriş anlayışımız, bakış açımız da değişiyor. Son yıllarda internet üzerinden yapılan alışverişin insanların yaşamını kolaylaştırdığı kadar, satın alma davranışını tetikleyip, tüketimi artırmaya yönelik girişimleri artırdığını görüyoruz. Sosyal medya üzerinden insanların tükettiklerini gözler önüne sermeleri ve paylaşımları, takip edenlerin bunlara yükledikleri anlamlar satın alma davranışlarımızı etkiliyor, rekabeti artırıyor. Bir kıyafet alırken bunu nerede, ne zaman, yanımızda kimler varken giyebileceğimizi hayal ediyoruz. Duygular, imajlar ve anlamlar
devreye giriyor. Dolayısıyla bu şekilde yapılan alışveriş hayattan keyif alma yolumuzu destekliyor, mutluluğu arıyoruz. Kimi zamansa aldığımız nesne sayesinde bir gruba ait olmayı, özgüvenimizi artırmayı, kendimizi kanıtlamayı isteriz. Bazı kişiler satın alma planları yokken alışveriş yapabilirler.

Kişilik özellikleri, duygusal ihtiyaçlar, psikiyatrik rahatsızlıklar satın alma eylemini etkiler. Depresyon, duygudurum bozuklukları, dürtü kontrol bozuklukları gibi psikiyatrik rahatsızlıklar sebebi ile alışveriş tetiklenebilir. Kompulsif satın alma ise bir kişinin satın alma eylemine karşı yoğun istek duyması ve ihtiyacı olmayan şeyler alması ile karakterizedir. Kompulsif satın alan kişi, aynı gömleğin farklı renklerini alıp, markete girdiğinde evinde yeterli hatta fazlaca olmasına rağmen indirimli olarak gördüğü üründen yine fazlaca alabilir. Bu kişilere satın alma eylemi öncesinde huzursuzluk ve gerginlik, sonrasında ise rahatlama hakimdir. Alışverişin artan boyutu sebebi ile ailevi, maddi sorunlar yaşanır. Evinde aldıklarını koyacak yer kalmayabilir öyle ki aldıklarından hediye etmeye başlar. Zaten ihtiyacı da yoktur.

Aslında ihtiyacımız olan, imge ağırlıklı ve maddesel bir yaşam yerine insani değerlere, sanata, sevgiye, paylaşmaya, okumaya, spor yapmaya ve bunun gibi bize doyum sağlayacak, hayattan keyif almamızı, öğrenmemizi sağlayacak noktalara tutunmaktır. Değerlerimize ve duygularımıza sahip çıkalım, sevgiyle kalalım.