Adı da barış çağı olsun


Yıllardır birlikte çalıştığımız yurt dışı müşterimiz... Her yıl ortalama iki defa Türkiyeye gelir. Ülkemizde gezmediği yer hemen hemen yok gibidir. Kendisinden çok şey öğrendiğimi ve saygı duyduğumu söylemeliyim.



İlk fabrika ziyaretini 15 yıl önce yaptığında; ülkemizin 15 yıl sonrasını anlatırken içimden; rüya görüyor demiştim.
Hem ekonomik, hem de siyasal olarak 15 yıl öncesinden birçok şeyi görmüştü.
Mütevazılığına ve insanlığına hayranım.
Benimle dünyaya bakışını ve gözlemlerini sıkça paylaşıyor. Geçen hafta yine olağan iş ziyaretlerinden birini yaptı ülkemize ve de Bursaya...
Tesadüf her geldiğinde ülkemizde seçim var.
Tabii ki ülkemiz hakkında anlamadığı şeyler de var.
Sorusu şu idi; “Otelde Türk TV kanallarına bakıyorum, sürekli mitingler ve toplantılar var. Çok ihtişamlı kalabalıklar ve siyasi liderler halka sesleniyorlar.”
Evet sorun ne diyorum...
“Sürekli konuşuluyor, peki konuşanlar barışın dilini kullanıyorlar mı?...”
Pek konuşmuyorlar diye yarım ağız cevaplıyorum...
Ülkemizi çok seven ve birçok Türk firmasından yıllardır ithalat yapan bu tacir şunu söylüyor…
“Güzel ve güneşli ülkenizin her şeyden önce neye ihtiyacı var biliyor musunuz?” diyor.
“Seçim bitecek, sizler yine bir arada yaşayacaksınız; onun için ülkenizin şiddetle barışa ihtiyacı var.”
Sevgili Türkiyem, canım ülkem...
Sadece siyasette değil; sanatta, sporda, ekonomide, iş hayatında, çarşıda, pazarda her alanda ama her alanda barışa ihtiyacımız var.
Üstelik bunu birilerinin söylemesine de gerek yok!
Güzel ülkem, seçim sonuçları ne olursa olsun; başta ülkem ve dünya yeni çağa girsin...
Adı da barış çağı olsun...
Saygılarımla.

EKOHABER