1’lik beraberlik küme düşürür!


Yıllardır benim gibi tüm futbolseverlerin duymaktan usanıp artık gına getirdiği berabere biten maç sonu futbolcu/teknik adam/yönetici röportajlarında beylik bir klişe var:



Yenemiyorsan yenilme!..’

Patenti Almanların ünlü teknik direktörü Udo Lattek’e ait olan bu sözü vakt-i zamanında Fatih Terim ilk kez ülkemizde bu lafı ettiğinde muhtemelen işin bu boyutlara varacağını, söylediği iki kelimenin ‘Süper Lig resmi geyiği’ olacağını herhalde tahmin etmemiştir!

Üstelik bu laf, basit ve hedefsiz iki sözcük olmanın da dışında, Süper Lig’de her sezon 10 dolayında takımın parolası haline gelmiş durumda

Bizim ülkemizde 3 maçta üst üste sıfır çeken hocanın ipinin çekildiği gerçeği ortada…

İşte bu nedenle teknik adamların oyun felsefelerinin ilk adımını ‘kaybetmeme’ üzerine kurgulanması gayet doğal…

Mesela; geride kalan haftada oynanan 9 maçın 3’ü berabere bitti.

Üstelik üçü de 1-1...

Yani 6 takımda yenemedi ama yenilmedi ya; hepsi mutlu!

Nitekim Samet Aybaba’nın Kayseri beraberliği sonrası ‘Puan puandır’ yorumu ‘yenemedik ama yenilmedik ya’ repliğinin kibarca telaffuzu…

Bu çürük zihniyet ile ligdeki 34 maçın 30’una ‘yenemiyorsan yenilme’ parolasıyla çıkılıyor. Ancak adına futbol denilen top oyununda farkına varılamayan acı bir gerçeği de var:

34 haftada 34 puan, seni Spor Toto 1. Lig’e götürür!

Yani; 34 maçın 34’ünde de yenemezsen ama aynı zamanda da yenilmezsen…

Küme düşersin!

Nitekim geçen sezon Osmanlı ile Gençlerbirliği 33’er puanla bir alt lige indiler.

Keza Bursaspor’un son anda lige tutunduğu bir önceki sezon da Rize 36 puanla küme düştü.

2009-10 sezonunda 14 maçını beraberlikle bitiren kardeş Ankaragücü’nün son nefeste ligde nasıl kaldığı hâlâ belleklerde…

Özetlersek; sekizi 1-1 olmak üzere oynadığı 19 maçını 11’ini beraberlikle kapatan Bursaspor gerçeğinden yola çıkarsak…

Sevgili hocamızın ‘puan puandır’ söylemine ‘Artık yarım sıfır olsa da kazan. Bundan sonra önemli olan 3 puan’ diye karşılık verirsek sanırım haksızlık etmiş olmayız…