1980’deki gibi sadece TRT olsaydı…


Ne mi olurdu; binlerce kişi katledilmiş, yüzbinlerce insanımız hapishanelerde çürümeye başlamış, darbe en vahşi yüzüyle tıpkı 12 Eylül'de olduğu gibi ülkemiz 50 yıl geriye gitmiş olurdu...



Yıl 12 Eylül 1980…

Türkiye sabah Hasan Mutlucan türküleriyle uyandığında bütün ülkede sıkıyönetim ilan edilmiş, sokağa çıkma yasağı konulmuştu…

Herkes, tek yayın organı olan TRT radyolarını ve tüplü siyah beyaz televizyonlarını açıp ne olduğunu öğrenmeye çalışıyordu. 

Kenan Evren sabaha karşı TRT ekranına çıkıp bildiriyi okuduğunda Türkiye darbeyi öğrenmişti.

Her tarafta tanklar, bütün köşe başlarında askerler vardı.

O andan itibaren solcusu-sağcısı herkes evinden alınıp meçhul yerlere götürülüyordu.

Yüzbinlerce insanımız aylarca hapislerde kaldı, 17 yaşındaki gençlerin bile yaşları büyütüldü, birçoğu asılarak idam edildi.

Tarih yapraklarına kara bir leke olarak geçen ve ülkemizin en karanlık dönemlerinden birinin başlangıç günüdür 12 Eylül…

Yıl 15 Temmuz 2016…

Tarih yapraklarına bir halkın şanlı direnişi olarak geçecek bir gündür 15 Temmuz…

Tarih yapraklarına halkıyla, medyasıyla, tüm kurum ve kuruluşlarıyla darbeye karşı Türkiye’nin şanlı direnişi olarak geçecek bir gündür 15 Temmuz…

Gelelim 15 Temmuz’da yaşadıklarıma…

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu 8. Başkanlar Kurulu toplantısı nedeniyle Ağrı’daydık.

Amacımız, Türkiye’nin dört bir yanından gelen cemiyet başkanlarımızla Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yaşanan terör olayları karşısında bölge gazetecilerimizin ve halkın yanında olduğumuza dikkat çekmekti. Zaten bu nedenle de Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu olarak ilk toplantımızı Siirt’te yapmıştık.

Ağrı toplantısından bir hafta önce, TGK Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Sefa Özdemir’le Doğu Anadolu Bölgesindeki gazetelerin ve gazetecilerin sorunlarını yerinde görüp istişare etmek amacıyla Ankara’dan yola çıktık.

Sırasıyla, Malatya, Elâzığ, Bingöl, Muş, Bitlis, Van, Hakkâri,  Gümüşhane, Erzincan, Tunceli ve Erzurum ve ilçelerini ziyaret ettik. Bu gezimizin ardından Ağrı’ya geçecektik ancak, BGC-TOKİ evlerinin kura çekimi araya girince 14 Temmuz Perşembe akşamı Bursa’ya döndüm ve 15 Temmuz günü çekilişe katıldım. Aynı gün 18.10 uçağıyla da Sabiha Gökçen’den rötarlı uçarak 21.00 civarında Erzurum’a indik. Sefa Özdemir’in Erzurum’da bıraktığı aracıyla Bayburt Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yaşar Yıldız, TGK Başkan Danışmanı Fikret Sönmez ve eşi Server Sönmez’i alarak Ağrı’ya doğru yola çıktık.

Yolda, Fikret Sönmez’in kızının aramasıyla Boğaziçi Köprüsü'nün işgal edildiğini öğrendiğimde hemen Ağrı’daki Sinan Tunç’u arayıp bilgileri almaya başladım. Büyük şok yaşıyorduk. Aracı kullandığım için de araçtakilerin cep telefonlarından olayları izleyebiliyorduk.

Ağrı'ya vardığımızda cemiyet başkanlarımız lobide toplanmış, endişe içerisinde televizyon izliyorlardı.

Kanal kanal dolaşıp ne olup bittiğini öğrenmeye çalışırken TRT yine TRT’liğini yaparak darbecilerin bildirisini yayınlamaya başladı.

Aynı anda diğer kanallar, bu bildirinin korsan olduğunu belirtiyorlardı.

Tüm Türkiye, şaşkınlık içerisinde ne yapacağını bilemez haldeyken CNN TÜRK, cep telefonu görüntüsüyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bağlandı. Aynı anda TRT hariç bütün kanallar CNN TÜRK’ün yayınını canlı olarak vermeye başladılar.

İşte yıllarca hazırlanılan, en ince ayrıntıların bile düşünüldüğü sonradan ortaya çıkan darbenin kırılma noktası bu canlı bağlantıydı.

Cumhurbaşkanı, halkı darbeye karşı çıkmak için sokağa çıkmaya çağırıyordu. İşte o an, bu kanlı darbe girişiminin sona ermesinin başlangıcıydı.

Halk sokaklara döküldü; tankların üzerlerinden geçmesine, otomatik silahlarla ateş açılmasına, helikopterlerle, uçaklarla üstlerine bomba atılmasına rağmen yılmadı ve polisiyle, darbe karşıtı askeriyle, medyasıyla yüzlerce şehit vererek şanlı bir direniş gösterdi ve darbeyi önledi.

Tüm bunlar olurken biz de TGK icra heyetimiz ve Ağrı Gazeteciler Cemiyeti Başkanımız Aleattin Arslan’la birlikte hemen Vali Musa Işın’ın yanına koştuk. Ağrı direnişini yönetirken destek olduk. Halka ilk hitabında, ilçelere cep telefonuyla bağlanıp demokrasiye sahip çıkma çağrısında yanındaydık.

   

Ağrı Valisi Musa Işın, o gece kendisini teslim almaya geleceğini söyleyen darbeci Doğubayazıt Mekanize Tugay Komutanı Tuğgeneral Mehmet Ozan’a “haysiyetsiz ve şerefsiz bir insansın, hainsin. Burada binlerce insan var, beni ve onları çiğnemeden hiçbir şey yapamazsın. Yüreğin yetiyorsa gel al bizi ve halkı” diyecek kadar yürekli bir vatansever. http://www.bursa.com/agri-valisi-musa-isindan-darbecilere-buyuk-tepki-n257884/

Ertesi gün de Başkanlar Kurulu toplantımızı tek maddeli gündemle topladık. Akabinde Ağrı’da bulunan 74 Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Ağrı Valisi Musa Işın’la birlikte tek yürek halinde darbeye karşı olduğumuzu içeren bildirimizi okuyarak kamuoyunda paylaştık.  

(Bildiriyi ve 24 Temmuz Basın Dayanışma Günü nedeniyle yayınladığımız açıklamayı yazımın alt kısmında sizlerle paylaştım)

Sonuç olarak; 1980’de olsaydık bugün itibariyle darbecilerin diktatörlüğünde ne olacağımız belli olmayan bir karanlığa sürükleniyor olacaktık. Kimimiz hapislerde, kimimiz mezarlıkta olacaktı.

Neden mi; darbeciler kendilerini hala 1980’de zannedip TRT’den bildiri okumakla darbe yapacaklarını zannettiler. Oysa bu ülkenin yurtsever bir medyaya sahip olduğunu unutmuşlardı. CNN TÜRK’le başlayan kıvılcımı hesap edememişlerdi. Nitekim sonrasında bastıklarında CNN TÜRK’teki meslektaşlarımızın dirençleriyle karşılaştılar ve yayınını kesemediler bile…

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu olarak medyamızla gurur duyuyorum.

İyi ki o yayınları kesintisiz sürdürüp bu alçakça, halkını katleden darbecilerin emeline ulaşmalarına engel oldunuz.

Sağolun varolun…

Bizler oldukça bu ülkede demokrasinin bayrakları asla aşağıya inmeyecek…

İyi ki varsınız…

 

                                                                                                              ***

Kolaylı: Türk Medyası darbe girişiminden alnının akıyla çıktı…

Türkiye’de son yaşanan darbe girişimine tepki gösteren ilk sivil toplum kuruluşu olan Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu’nun Genel Başkanı Nuri Kolaylı, 24 Temmuz Basın Dayanışma Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamasında Türkiye’nin sorunlarının çözümünün ancak ve ancak demokratik sistem içinde çözüleceğine dikkat çekerek darbe girişimini bir kez daha lanetleyen Kolaylı, şu görüşlere vurgu yaptı;

“Özgür ve tarafsız basının demokrasiler için taşıdığı büyük önem, son yaşadığımız darbe girişiminde açıkça ortaya çıkmıştır.

Darbe girişimine halkımızın şanlı direnişiyle birlikte tüm gücüyle karşı duran medya kuruluşlarımız, halkın özgür haber alma hakkını sonuna kadar savunmuş, darbecilerin müdahalelerine rağmen yayınlarını sürdürerek darbeye geçit vermemiştir. Demokrasiye sahip çıkarak darbelere kararlılıkla karşı duran Türk medyası, Türkiye’nin aydınlık ve güçlü geleceği için halkımızın yanında saf tutmaya devam edecektir.

Demokrasi adına verilen bu önemli sınavdan alnının akıyla çıkan medyamızın önü daha da açılmalı, sektörümüzde yaşanan sorunlar çözülerek daha özgür ortamda haber yayını yapılması sağlanmalıdır.

Bilindiği gibi sansür, gazetecilerin 24 Temmuz 1908 tarihinde gerçekleştirdiği onurlu direniş sonucu kalkmış, ancak aradan geçen süreçte yapılan çeşitli yasal düzenleme ve baskılarla yeniden gündeme gelmişti.

Özellikle 1980 darbesi ve sonrasında yaşanan dönemde düşüncelerini yazdıkları, röportaj yaptıkları gerekçesiyle meslektaşlarımız hakkında davalar açılmış, gazeteciler tutuklanmış, medyaya ve basın mensuplarına yönelik baskılar artmıştı.

Şimdi bu süreci sona erdirme ve basın özgürlüğünü gerçek anlamda sağlama günüdür.

Beklentimiz, darbe girişiminin yaşandığı ve terörün çirkin yüzünü sık sık gösterdiği bu hassas dönemde, zaman geçirilmeden basının sorunlarını çözümleyen düzenlemelerin yapılmasıdır.

Ülkemiz, basın/medya alanında kapsamlı bir değişime, yenilenmeye ihtiyaç duymaktadır. Özgürlüklerden çalışma koşullarına, mesleki düzenleme zorunluluğuna kadar bir dizi yenilik, geniş katılımlı çalıştaylar dizisi ile belirlenmeli ve uygulanmaya konulmalıdır.

Özgür ve tarafsız basın hepimizin güvencesidir.

Ve…

Türkiye;  halkıyla, medyasıyla, tüm kurum ve kuruluşlarıyla,  iç - dış darbe ve tehditlere karşı tek yürektir. ”

                                                                                                        ***

Darbe girişimine tepki gösteren ilk sivil toplum kuruluşu: TGK

Darbe girişimine tepki gösteren ilk sivil toplum kuruluşu Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu oldu. Darbe gecesi Ağrı Valisi Musa Işın’ı makamında ziyaret eden Genel Başkan Nuri Kolaylı ve yönetim kurulu üyeleri, Türkiye’nin sorunlarının çözümünün ancak ve ancak demokratik sistem içinde çözüleceğine vurgu yaparak darbe girişimini lanetlediler. Ertesi sabah (16 Temmuz Cumartesi) Ağrı Valisi Musa Işın ve 74 gazeteciler cemiyeti başkanının katılımıyla yapılan açıklamada da şu görüşlere yer verildi:

KAMUOYUNA DUYURU

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu (TGK) mensupları olarak, vatanın güzel parçası Ağrı’ya, mesleğimizin sorunlarını paylaşmak, birliğimizi pekiştirmek ve bağımızı güçlendirmek için yurdun dört bir yanından koşup gelmiş bulunuyoruz.

Gazetecilik mesleğini milletin değerlerinin dün olduğu gibi bugün ve yarınlarda da yaşanılır kılınması adına, tüm zorluklara rağmen mücadelesini sürdüren bizler; büyük bir karar ve inançla, dün geceden itibaren yaşanan darbe girişiminin demokrasimiz adına endişe verici olduğunu ifade ediyor ve şiddetle kınadığımızı belirtiyoruz.

Vatanın her bir rengini, kokusunu ve coğrafyasını temsil eden bizler;

Türkiye’nin sorunlarının çözümünün ancak ve ancak demokratik sistem içinde olabileceğini,

Seçimle gelinen makamlardan seçimle uzaklaşılacağına ve hesabın halka verileceğini,

Farklı düşüncelerin zenginlik görülmesini,

Bir başkasına hayat hakkı tanımayan yaklaşımların Türkiye’nin gündeminden bir daha gelmemek üzere düşmesi gerektiğini,

Güvenlik güçlerinin ancak ve ancak vatanın birliğini korumak maksadı ile kullanılabileceğini,

Şanlı Türk Ordusu’nun böylesi, çılgınca, ahmakça girişimlerle lekelenemeyeceğini,

Milleti oluşturan unsurların tümüne ve milletin değerlerine karşı tüm girişimleri reddettiğimizi,

Milli iradenin üzerinde başka bir beşeri gücü kabul etmediğimizi haykırıyoruz.

7 federasyonu ve 93 üye cemiyetten 74’ünün, 8. Başkanlar Kurulu için hazır bulunduğu Ağrı’dan Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu mensupları olarak diyoruz ki bizler, en zor zamanda, en zor şartlar altında birliğimizi, beraberliğimizi ve kararlılığımızı muhafaza edeceğiz.

Dün yaşanan gelişmeler göstermiştir ki; Türkiye’de zemin, darbe zihniyetindekiler için asla eskisi gibi uygun olmayacaktır. Çünkü geçmiş dönemlerde sadece devlet tekelinde olan, günümüzde ise bağımsız ve özgür yayın yapan medya, tüm gücüyle bu tür girişimlerin karşısında duracak ve engellenmesine katkı sağlayacaktır.

Demokrasi adına Türk halkı ve Türk medyası dün gece önemli bir sınav ve bir de şehit vermiştir. Medyamız darbecilerin müdahalelerine rağmen yayınlarını sürdürerek darbeye geçit vermemiştir.

Milletimize bir kez daha geçmiş olsun derken, darbe girişimini ve terörü lanetliyor, başta basın şehidimiz olmak üzere hayatlarını kaybeden demokrasi ve terör şehitlerimize Allah’tan rahmet, milletimize başsağlığı diliyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.