Gebelikte kan pıhtılaşma eğilimi ve riskleri

Hematoloji Uzmanı Dr. Ömer Önder Savaş , gebelikte ortaya çıkan kan pıhtılaşmasının düşük de dahil olmak üzere farklı komplikasyonların görülme riskini artırdığını söyledi.

Gebelikte kan pıhtılaşma eğilimi ve riskleri
- A +

 

Gebeliğin ilk aylarından itibaren vücuttaki pıhtılaşma aktivitesinin artmaya başladığını ve gebelik ilerledikçe de artarak devam ettiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Ömer Önder Savaş , "Bu kandaki pıhtılaşmayı sağlayıcı bazı maddelerin artışıyla beraber pıhtılaşma önleyici mekanizmaların etkisinin gebelik öncesine göre azalmasıyla ortaya çıkmaktadır. Buna ek olarak bir şekilde oluşmuş olan pıhtının uygun şekilde parçalanması da özellikle gebeliğin son 3 ayında daha zor hale gelebilmektedir. Hemostatik sistemdeki bu değişiklikler gebelik dönemi için fizyolojik bir “güvenlik ağı” olarak işlev görür. Ancak bu durum riskli bireylerde hem anne hem de çocuk için komplikasyonlara yatkınlık oluşturabilir. Bu riskli durum kimi verilere göre gebelik sonrası 12 haftaya kadar devam edebilmektedir" dedi.
Gebelik sırasında görülebilecek komplikasyonlar arasında preeklampsi, plasental abrupsiyon, gelişme geriliği, geç ve erken dönemde görülen düşükler, intrauterine ölüm ve ölü doğum sayılabileceğini belirten Savaş, "Gebe kadınlar venöz tromboembolizm yani toplardamarlar içinde kan pıhtısı oluşumu açısından aynı yaştaki gebe olmayan kadınlara göre 5-6 kat daha fazla risk taşırlar. Yaklaşık her bin doğumdan birinde gebeliğe bağlı venöz tromboz görülmekte, her bin kadından biri doğum sonrası dönemde tromboz yaşamaktadır. Ayrıca venöz tromboemboli riski sezaryen doğumlarda vajinal doğumlara oranla daha fazladır. Gebelikte artmış pıhtılaşma eğilimi için en önemli risk faktörleri, daha önce geçirilmiş venöz tromboemboli öyküsü ve kalıtımsal trombofilidir. Kalıtımsal trombofili normal şahıslara göre daha kolay kan pıhtısı oluşma riskini arttıran genetik problemleri ifade eder. Antirombin, protein S, protein C eksikliği, Faktör 5 Leiden mutasyonu, Protrombin gen mutasyonu gibi kalıtımsal trombofili etkenlerinin başında gelir. Kalıtımsal trombofili olan hastaların önemli bir kısmı hayat boyu venöz tromboemboli geçirmeyebilirler. Ancak gebelikte bu rahatsızlığı yaşayan kadınlarda yüzde 50'ye varan oranda kalıtsal trombofili etkenleri saptanabilmektedir. Bu açıdan gebelikte tromboemboli sonrası uygun vakalarda kalıtımsal trombofili açısından değerlendirme yapılmalıdır" şeklinde konuştu.
Kalıtımsal trombofilinin yanında sonradan edinilmiş risk faktörleri de önemli olduğunu belirten Savaş, "Antifosfolipid sendrom, bazı kalp ve akciğer hastalıkları, Lupus, kanser ve inflamatuar bağırsak hastalıkları, bazı romatolojik hastalıklar, nefrotik sendrom, orak hücreli anemi, obezite, 35 yaş üstü olmak, çoğul gebelik, yardımcı üreme tekniklerinin kullanılması, sigara kullanımı, ileri derecede variköz venler, gebelikte ve gebelik sonrası takipte cerrahi müdahele, dehidratasyon, uzun mesafeli yolculuk, uzun süreli enfeksiyon gibi durumlar sonradan gelişen risk faktörleri arasında sayılabilir" dedi.

Yorum Ekle

İlgili Haberler