Reklamı AçReklamı Kapat

'Fotoğraflar artık basılmıyor'

Geçenlerde televizyonda bir reklam izliyordum. Yeni model bir kameralı cep telefonu. Anlatıyor, “iyi bir fotoğraf çekmek için güçlü İSO aralığı olan bir kameraya, parlak bir lense, düzgün bir ışığa ve en doğru objektif pozlama ayarını yapmanız gerekir. Tabi kameranızı her koşulda sabit tutmanız için de bir tripoda”. Bunların ne kadar zor olduğunu anlatmak için hızlı konuşuyor anlatıcı. Sonra elinde yeni cep telefonunu tutan adam şöyle diyor. “Sadece dokun”.

'Fotoğraflar artık basılmıyor'
- A +

Mustafa Emre ÖZGEN / bursa.com

Hemen hemen otuz saniyelik bir reklam, iki yüz yıla yaklaşan tarihiyle fotoğrafı ve fotoğrafçılığı bu kadar ayağa düşürdükten sonra, bir de marifet gibi tüm bilgi ve birikimi kenara atarak adeta alay ediyor. “Bırak düşünmeyi, sadece dokun”.

Cep telefonları, tabletler, sosyal paylaşım uygulamaları, Facebook, Instagram, Flickr, EyeEm ve niceleri. Anında çekilen fotoğrafların yine birkaç saniye içinde sayısız insanla paylaşılabildiği ortamlar. Fotoğrafçılık bu kadar basite indirgenmişken, bu mesleği yıllardır icra eden, işin mutfağında çalışmış insanlar neler düşünüyor diye merak etmediniz mi hiç? Ben ettim. Gemlik’te tanıdığımız en iyi fotoğrafçılardan birinin yolunu tuttum bu yüzden. Erdem Şeker, hem Gemlikli, hem de profesyonel bir fotoğrafçı. Cep telefonlarının kalitesiz kameraları ile çektiği fotoğraflarla değil, gerçekten işin bilgisine sahip olarak yakaladığı görüntülerle fotoğrafçılık yapıyor. Bu işten para kazanıyor ve ailesini geçindiriyor.

MÜFREDAT EĞİTİMİ BANA GÖRE DEĞİL

Yıllardır tanırım Erdem abiyi. Zaman zaman dükkânına uğrarım. Fakat hep bir yoğunluk anına denk gelmişimdir. Ya ben bir yer yere yetişeceğimdir ya da Erdem abinin müşterisi vardır. Geçenlerde fotoğraf makinemin güneşte neden bu kadar parlak fotoğraflar çektiğini, seçilemeyecek kadar beyaz çıkan bu fotoğrafların sorununun ne olduğunu öğrenmek için gitmiştim dükkâna. O arada belirdi röportaj fikri. Sohbet, muhabbet halinde. Daha sora küçük bir hazırlık, sorular, yine ses kayıt cihazı ve fotoğraf makinesi. Beni kırmadı sağ olsun, oturduk masanın başına. Kimdir Erdem Şeker dedim, esasen ne iş yapıyor, nerede yaşıyor? Neden fotoğrafçılık yapıyor?

“Gemlik’liyim” diyerek başladı söze Erdem Abi. 1977’de burada doğmuş. Burada okumuş, burada büyümüş. Gemlik’te yaşıyor, Gemlik’te üretiyor ve Gemlik’te kazanıyor hayatını. Yeni adı Gemlik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olan, o dönemki Gemlik Endüstri Meslek Lisesi mezunu. “Müfredat eğitimi bana göre değil” diyor. “Okumayı severim, kitaplarımla mutluyum. Bunun dışında meraklı bir biriyimdir. Teknolojik gelişmelerde, çeşitli konularda okur, araştırırım. Artık yaşımın da kırka yaklaşmasıyla birlikte biraz daha eski esnaf modeline bürünmüş bir adamım.”

Hep Gemlik’te yaşamış Erdem Abi, sadece askerlik için buralardan uzaklaşmış. Anne tarafı Mudanyalı olduğu için köy hayatını da görmüş. Hafif gülümseyerek “köy hayatını da dolu dolu yaşadım” diyor. “Ağaca da tırmandım, ağaçtan da düştüm. Fakat çocukluğum büyük bölümünde dedem Mehmet Şeker ile birlikte, Bursa, Heykel’in arkasındaki fotoğrafçıların arasında bulundum. O dönemlerim, alaminüt denilen üç bacaklı makinelerin arasında gezerek geçti.”

YARIM ASIRLIK FOTOĞRAFÇILAR

Erdem Abi’nin babası Cahit Şeker ise, kendi babasından aldığı mesleğini rahmetli Süleyman Marş’ın dükkânı Foto Marş’ta geliştirmiş.  Yıl 1969. Kısa sürede babası, Marş’ın kızları Hayat ve Nebahat Hanımlardan dükkânı devralmış. Marş adını Şen olarak değiştirmiş. 1970’te Semerciler Yokuşu’nda çalışmaya başlamış Foto Şen. Neredeyse yarım asır. Daha sonra Balıkpazarı’nda Kuaför Sedat’ın yanına taşınmışlar. Dükkânın karşısında da baskı yapmak için kullandıkları bir karanlık oda varmış. 83 senesinde de şu anda bulundukları yere geçmişler. Tarihi çınarın tam karşısına.

Bu uzun yıllar boyunca pek çok şey çalışma yapmışlar. Milyonlarca kez deklanşöre dokunup fotoğraf çekmişler, çalışmışlar, üretmişler. Foto Marş’ın arşivinin bir kısmı Erdem abilerdeymiş. Fakat depolarını su basınca fotoğraflardan bazıları tahrip olmuş. Geçen yıllarda eski Gemlik fotoğraflarından oluşan bir sergi açmışlar. Eski sabun fabrikasının, Sunğipek’in ilk hallerinin fotoğraflarını sunmuşlar Gemliklilere.

KARAKALEM İLE RÖTUŞ YAPARDIK

Fotoğrafçılık yaptıkları uzun yıllar boyunca, en zor dönemin analogdan dijitale, yani makaralı makinelerden hafıza kartlarına geçiş olduğunu belirtiyor Erdem Abi. “Bilmediğimiz alanda, anlamakta zorluk çektiğimiz şeyler çıktı karşımıza” diyor ve ekliyor; “biz karakalem ile rötuş yapan nesildik. Şimdi grafikerler, adını bile söylemekte zorlandığım illüstratörler yetişiyor.”

Sözlerine şöyle devam ediyor usta fotoğrafçı; “Fotoğrafın cep telefonlarına kadar düşmesiyle önemsizleştiği düşüncesi gelişti. Fotoğrafı bastırmayalım bilgisayarda dursun anlayışı ortaya çıktı. Bu ekonomik olarak bizi çok etkiledi. Konuya biraz ilgisi olup da eline bir makine alanlar kendini fotoğrafçı ilan eder oldu. Fotoğrafın temel esaslarını bilmeyen, diyafram, enstantane ve İSO hakkında bilgi sahibi olmadan fotoğrafçı diye ortaya çıkanlara bir şeyler anlatmaya çalışırken gerçekten sıkılıyoruz. Aynı zamanda yetiştirecek eleman bulmakta da zorlanıyoruz. Bizimle birlikte mesleğe başlayan pek çok arkadaşımıza fotoğrafçılığın temelini aktardık. Dijitale yatkın olup da ilerleyen birçok genç arkadaşımız var. Açtığımız yolda onlar hızla ilerliyorlar.”

Fotoğrafçılığın cep telefonlarına sıkışmasına tepkili Erdem Abi, mutlaka baskı yapılması gerektiğini söylüyor. “Çok arkadaşım çocuklarının fotoğraflarını kaybetti” diyor.

ARKADAŞLARIM ÇOCUKLARININ FOTOĞRAFLARINI KAYBETTİ

“Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım ile konuşuyoruz, 13 yaşında bir oğlu var. Dikkat etmiş, en son çocuğunun dört yaşındaki halinin basılı fotoğrafı varmış. Bilgisayarın hard diski çökünce dört yaşından on üç yaşına kadar olan fotoğraflar silinmiş. Ne oldu şimdi? Dokuz yıllık sayısız anı uçup gitti…”

Şöyle bir düşündüm. Benim en son bastırdığım fotoğraf, hemen hemen on yıl öncesine ait. Belki daha eski. Bu on yıla dair somut bir hatıra hiç yok neredeyse. Hepsi bilgisayarın hard diskinde…

Erdem Abi’ye göre dijitalleşme bir ihtiyaçtı. İnsanların önemli anları hızlı bir şekilde görüntülemesi gerekiyordu. Dijital kameralar işte bu ihtiyaçtan ortaya çıktı. Fakat hızlı teknoloji, çok pahalı ve üstün özelliklere sahip cihazları kısa süre içinde değersiz hale getirebiliyor. Dijitalleşme öyle güçlü ki, artık sektör grafikerlik alanında ilerliyor. Piyasa grafik tasarım programlarına hâkim elemanlar aranıyor.

Gemlik’te fotoğrafçılığa her daim, sessiz de olsa bir ilginin var olduğunu söylüyor Erdem Abi. Bunun gelişmesi için ise gerekli olan şeylerin kurslar, çeşitli eğitimler olduğunu belirttikten sonra sözlerine şöyle devam ediyor; “Fotoğraf pahalı bir sanat dalı. Çeşitli ekipmanlara sahip olmak için yüklü miktarlar ödemek gerekebiliyor. Özellikle gençlerin fotoğrafa yönelmesi için çeşitli sivil toplum kuruluşları girişimlerde bulunabilir. Bu girişimler aracılığıyla bildiklerimizi gençlere anlatmaktan mutluluk duyarız.”

GEMLİK TÜRKİYE’NİN EN GELİŞMİŞ İLÇESİ OLACAK

Tüm bunlar bir yana, Erdem Abi bir esnaf. Bu açıdan baktığımızda, tüm esnaflarınkine benzer sorunlar yaşadıklarını söylüyor. Artık daha yoğun çalıştıklarını dile getirirken kapı önünde tavla oynadıkları günlere olan özlemini de belirtiyor. Çocukluğunu özlüyormuş. Gemlik’in bu kadar büyüyüp kalabalıklaşacağını tahmin etmezmiş küçükken. “Eğer Gemlik bu ilerlemesini olumlu yönde devam ettirirse, Türkiye’nin en gelişmiş ilçelerinden biri olacaktır. Fakat Gemlik bu ilerlemeyi kaldıramazsa, korkarım hepimiz Gemlik’in içinde sıkışıp kalacağız.”

Birkaç fotoğraf çektik. Fakat yapmamız gereken bu fotoğrafları sadece gazeteye basmak değil sanırım. Herhalde birkaç renkli baskısını alıp arşive katmak gerekiyor. Yoksa söylediklerimizin hiçbir anlamı kalmayacak.

Foto Şen’de yaptığım küçük gezintide, cam vitrinde sergilenen onlarca yıllık fotoğraf makineleri çarpıyor gözüme. Hepsi çalışıyormuş. Ama artık kullanılmadığı için anılar arasındaki yerlerini almışlar. Erdem Abi’nin çalışma şekline ve Foto Şen’de ürettikleri işlere bakınca, sanıyorum ki o vitrin daha birkaç kuşak daha, zenginleşerek orada durmaya devam edecek…

Yorum Ekle