Reklamı AçReklamı Kapat

Efsun Dindar: "Maddi çıkarlar çevre tahribatını artırıyor"

5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak bir dizi etkinlikle kutlanacak. Bursa'nın önünde ise tek bir günde çözülemeyecek kadar çok fazla çevre sorunu var. Hava kirliliği kış aylarında kendini gösterirken, akar sularımız, göllerimiz ve körfezimiz ilgi bekliyor. Öte yandan deprem riski sürekli güncelliğini korurken, güvenli ve sağlıklı konutların yapımı için faaliyetler aralıksız devam ediyor.

Efsun Dindar: "Maddi çıkarlar çevre tahribatını artırıyor"
- A +

Mustafa Emre ÖZGEN

Dünya Çevre Günü'nde Bursa'nın çevre karnesi nasıl? Merak ettiklerimizi Çevre Mühendisleri Odası Bursa Temsilcisi Dr. Efsun Dindar'a sorduk. Ekonomik hesapların doğa tahribatında büyük rol oynadığını belirten Dr. Dindar, yaşanan bu olumsuz etkilerin soframıza gelen yiyeceklere kadar büyük bir alanı etkilediğini söylüyor.

- Hocam, kentimizin genel durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Havamız temiz mi? Denizlerimizde çeşitlilik ne seviyede? Atıkları nasıl değerlendiriyoruz?

Çevre mühendisleri olarak biz 5 Haziranı “Ekolojik Yıkım İle Mücadele Günü” olarak değerlendiriyoruz. Çünkü çevre günü kutlamak için çevre kirliliği ile başa çıkabilmiş olmak gerekir. Ne yazık ki kutlama yapılacak kadar tertemiz bir çevre de yaşayamıyoruz. Doğal kaynaklarımız hızla kirlenerek tükeniyor ve insanlar sınırsız kaynaklarımız varmış gibi bilinçsizde harcamaya devam ediyorlar. Bu bağlamda bakacak olursak Bursa’nın çevre karnesi olması gerektiği gibi değil.

"EKONOMİK ÇIKARLAR, DOĞAYA SAYGININ ÖNÜNE GEÇİYOR"

Doğaya karşı saygı duyulmuyor, ekonomik çıkarlar ve rant yüzünden pek de doğa umursanmıyor. Kimse evini arabasını kirletmezken, doğayı kirletmek sıradan sayılıyor. Maalesef doğa ve çevre bilinci bizim toplumumuzda arka planda kalıyor. Hala ortak alanlarda (park, bahçe, yol, sokak vs.) yere çöp atılmamasını, araba camından sigara izmariti dökülmemesini sağlayabilmiş değiliz. Herkes atılmaması gerektiğini biliyor ama kimse bildiğini uygulamıyor, birileri gelir temizler düşüncesiyle kendisini sorumlu hissetmiyor. Durum böyle olunca doğayı korumak ve çevre kirliliğini önlemek çok kolay olmuyor.

Kirlenmiş bir suyu, toprağı, havayı, denizi temizlemek gerçekten zor ve maliyetli, hiç kirlenmemiş haline geri çevirmek ise neredeyse imkansız. O nedenle kirletmemek yada en az tahribata yol açacak şekilde uygun bir yol seçmek çok büyük önem arz ediyor.

"GERİ DÖNÜŞÜM İÇİN KANUN DÜZENLEMESİ GEREKLİ"

-Evsel atıklarla çevreye verdiğimiz zararı, geri dönüşüm uygulamaları ile telafi etmek mümkün mü?

Atık kavramı oldukça geniş bir yelpazede. Atıklar çöp gibi değerlendiriliyor ve hem doğa hem de tekrar ekonomiye kazandırma açısından ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Evsel nitelikli atıkları, geri dönüştürebilir olan cam, kağıt, plastik, metal vs. gibi ekonomik değeri olan atıklardan ayrıştırmayı tam anlamıyla başarabilmiş değiliz. Geri dönüşümün önemi ve gerekliliği yeteri kadar topluma aşılanmış değil. Sadece eğitim çalışmaları ne yazık ki bu bilincin kazandırılmasında yeterli olmuyor. Ulusal ölçekte bir teşvik yada ceza yaptırımı kanunlarla sağlanmadıkça olması gerektiği gibi bir süreç yönetmek mümkün olmayacaktır.

"HAVA KİRLİLİĞİ SINIRLARIN ÜZERİNDE"

- Bursa'da hava kirliliği özellikle kış aylarında kritik seviyeye ulaşıyor. Bunun başlıca sebepleri neler? Trafiğin ve sanayinin getirdiği kirlilik Bursa havasını nasıl etkiliyor?

Ciddi bir hava kirliliği problemi var. Kirletici parametreler çoğu zaman limit değerlerin üzerinde seyrediyor ve bazı kirleticileri doğru dürüst ölçemiyoruz bile! Özellikle kış aylarında hava olaylarının da etkisiyle ısınma ihtiyacının artması, trafik ve sanayi kaynaklı hava kirliliği yaşanıyor.

"SU KAYNAKLARI SANAYİLEŞMENİN BEDELİNİ ÖDÜYOR"

- Dere ve göllerimizde genel durum nasıl? Sanayi faaliyetlerinin Gemlik Körfezi'ne etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Nilüfer deresinin taşıdığı kirlilik yıllardır gündemde. Yapılan kaçak deşarjlar, arıtılmadan dereye verilen atık sular ile Nilüfer deresinde canlı yaşamı ciddi tehdit altındadır. Benzer şekilde Uluabat gölü, İznik gölü gibi yüzeysel su kaynaklarımız çevre kirliliği ile karşı karşıyadır. Gemlik Körfezi de sanayileşmenin bedelini ağır bir şekilde ödemektedir.

"MARMARA'DA ÇIKAN BALIKLARDA AĞIR METALLER TESPİT EDİLDİ"

Yapılan çalışmalar Marmara denizindeki balıklarda ağır metalin biriktiğini ortaya çıkarmıştır. Soframıza gelen her besinin soframıza gelene kadar nelere maruz kaldığını düşünmek gerekir. Kirli bir hava solumak nasıl sağlığımızı olumsuz etkiliyorsa, kirli suda yaşayan balık da kirli su ile sulanmış sebze, meyvede aynı derecede sağlığı bozmaktadır. Bu etkiler kısa vadede birkaç defa tüketmekle ortaya çıkmadığı için uzun vadede sebebinin çevre kirliliği olduğu ne yazık ki anlaşılmamaktadır. Eğer çevre kirliliğini dikkate almazsak, kirli toprakta kirli su ile sulanmış, havası kirli olduğu için yağmurla birlikte kirliliği toprağa suya kirliliği inmiş bir ortamda yetişen sebze meyveyi onlarla beslenen hayvanları tükettiğimizde sağlığımız ciddi bir tehlikeye girecektir.

"BİNAYI YENİDEN YAPIP ÜÇ KATI FİYATA SATMAK KENTSEL DÖNÜŞÜM OLAMAZ"

- Kentsel dönüşüm ve inşaat çalışmalarının çevreye etkisi nasıl? Tahribatın önlenmesine yönelik yaptırımlar var mı, uygulanıyor mu?

Kentsel geri dönüşümün oldukça popüler olduğu bir dönemdeyiz. Özellikle Nilüfer ilçesinde hemen her yerde bir yıkım ve inşaat görmek mümkün. Kentsel geri dönüşümün yanlış algılandığını ve amacının dışında bir rant meselesine dönüştüğünü düşünüyorum. Aslında dönüşmesi gereken binalar değil bizleriz. Bir binayı yıkıp daha modern ve yüksek katlı bina yapmak, eski değerinin iki, üç katı fiyatına satmak kentsel geri dönüşüm olmuyor. Kentsel geri dönüşüm yaşadığınız kentin tarihi ve kültürel dokusuna zarar vermeden, bu değerleri koruyarak tarihle, sanatla, bilimle yenilenmek demektir. Bu ne yazık ki rant meselesi haline geldiği gibi, yıkımı konusunda çevresel etkileri göz ardı edilemeyecek boyuttadır.

- Bir süre öncesine kadar bina yalıtımında asbest kullanımı oldukça yaygındı. Bursa'da, tehlikeli bir madde olan asbest kullanımı hakkında bilgi var mı? Eski binaların yıkımında asbeste yönelik önlem alınıyor mu?

Yıkım esnasında varsa asbest ile gerekli önlemler alınmalı ve bu işin uzmanları tarafından sökümün gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Kanserojen olan asbest, yağmur, rüzgar ile taşınarak insan ve çevre sağlığına ciddi zararlar verebilmektedir. Ayrıca ortaya çıkan toz ve hafriyat atıkları ise başlı başlına planlanması gereken bir süreçtir. Yetkililerin ve bu işi denetlemek ile mükellef olan kurumların ciddi bir çalışma yapması gerekmektedir. Yeterli önlemlerin alındığına dair maalesef ciddi kaygılar taşınmaktadır.

"ÇEVREYİ KORUMAK, GELECEK NESİLLER İÇİN VİCDANİ BİR SORUMLULUKTUR"

- Yeşil ve temiz Bursa'ya ulaşmak için neler yapmalıyız? Sizin ne gibi çalışmalarınız var?

Yeşil ve temiz bir Bursa için hepimizin üzerine ciddi görevler düşmektedir. Öncelikli olarak sanayinin kontrolsüz büyümesi, tarım topraklarının tahrip edilmesi ve doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesinin önüne geçilmelidir. Sanayicinin yatırım yaparken çevresel etkileri iyi değerlendirmesi ve çevreyi korumak adına gerekli ekonomik maliyetlere katlanması gerekmektedir. Yasal bir zorunluluk olduğu için değil, gelecek nesillerin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşayabilmesi için vicdani bir sorumluluk ile yerine getirmesi gerekmektedir. Hiç birimizin kimsenin temiz hava, temiz su, temiz toprak hakkını elinden almaya yetkisi yoktur.

İlgili devlet kurumları yasal mevzuatı uygulamakta, gerekli yatırımların yapılmasını sağlamakta ve çevre yatırımlarını ele almaktadırlar. Ancak denetim ve uygulama konusunda daha fazla takip yapmak, yeterli teknik elemana sahip olmak bu aşamada büyük rol oynamaktadır.

Çevre ve doğayı koruma bilinci gitgide yaygınlaşmakta, çevre mühendisleri kirliliği önleme ve bertaraf çalışmaları yapmakta, sosyal sorumluluk bilinci ile herkese ulaşarak gerekli eğitim çalışmaları yürütülmektedir. Bir tek benim sahiplenmem yetmez deyip asla vazgeçmemeliyiz. Doğaya saygı, insana saygı demektir. Bu doğa hepimizin, hep birlikte ortak vicdan yargısıyla sahip çıkmalıyız.

Yorum Ekle