Reklamı AçReklamı Kapat

"Bursa'da yağmur afete dönüşebilir"

Şehir Plancıları Odası Bursa Şubesi temsilcisi Sevilay Çetinkaya, İstanbul’da yaşanan yoğun yağışlar ve beraberinde gelen sel felaketine benzer durumların Bursa’da da yaşanabileceğini söyledi.

"Bursa'da yağmur afete dönüşebilir"
- A +

Mustafa Emre ÖZGEN / bursa.com

Geçtiğimiz günlerde İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nde etkili olan yağışlar, bizzat hükümet yetkilileri tarafından afet olarak nitelendirildi. Peki, afetin sebebi gerçekten yağmur mu? Yoksa yanlış şehircilik uygulamaları ve insanın doğaya müdahalesi mi yağışları afet haline getiriyor?

Konuyla alakalı olarak bursa.com’a özel açıklamalarda bulunan Şehir Plancıları Odası Bursa Şube Başkanı Sevilay Çetinkaya, büyük kentlerde alt yapı problemlerinin yaşandığını belirterek Bursa’nın da böyle durumlarla karşılaşabileceğini dile getirdi.

Sevilay ÇETİNKAYA

ŞEHİRLERİN SORUNU

PLANSIZ VE KONTROLSÜZ BÜYÜME

Artık yağmura karşı da mı hazırlıklı olmalıyız?

Yeryüzünün bildiğimiz tarihi içinde doğanın aşırı tepkilerine tanık olduğumuz gerçektir. Mesele bunlara ne kadar hazırlıklı olduğumuz ve bu aşırı tepkilerin ortaya çıkmasında insanlar olarak payımızın ne olduğunu düşünmektir. Dolayısıyla İstanbul başta olmak üzere pek çok şehrimizi etkileyen yağmurun  ortalama değerlerin üzerinde olması bahsettiğimiz asıl meseleler üzerinde düşünmeye itiyor bizi.

Büyük şehirler neden bu problemleri yaşıyor?

Kentlerimiz genel olarak yoğun yağışlara hazır değil. Hazırlıksız oluşumuzun temel nedeni plansız, kontrolsüz büyüme ve altyapı yetersizliğidir. Önce altyapı sonra üst yapı kurulması gerekirken, altyapı tamamlanmadan bina yoğunluğunun baskısı altında kalmış kentlerimiz var. Bursa da bu kentlerden biri...

YAPI YOĞUNLUĞUNA DEĞİL

BİLİMSEL VE TEKNİK PLANLAMAYA İHTİYAÇ VAR

Benzer yoğunlukta bir yağışın Bursa’ya etkisi nasıl olur?

Yağmur sonrası Bursa'daki ana yollarımızdaki batçıkların sular altında kaldığı zamanları biliyoruz. Dere yataklarının, taşkın alanlarının, sıvılaşma riski bulunan arazilerin gerekli jeolojik etüt çalışmaları yapılmadan, dereler ıslah edilmeden yapılaşma izni verilmesi ya da yapılan çalışmaların kararlılıkla hayata geçirilmemesi bugün yaşadığımız sorunları ortaya çıkarmaktadır. Yine bugünlerde Bursa'da özellikle deprem korkusu öne sürülerek 0.50 emsal artışı adı altında kentsel dönüşümle yüzbinlerce m2 inşaat alanı ekleniyor, yaklaşık 100.000 nüfus ilave ediliyor. Mevcutta altyapının yeterli olmadığı düşünülürse bu kadar ilave edilecek yapı yoğunluğu ve nüfusun kente olumsuz etki yaratacağının altını çizmek gerekiyor.

Kentimizin daha fazla yapı yoğunluğuna değil bilimsel ve teknik planlama çalışmaları yapılarak altyapı, donatı alanı düzenlemesine ihtiyacı olduğunu ivedilikle kent yöneticilerine hatırlatmamız gerekiyor.

KENTLER DOĞAL SİSTEMİN BİR PARÇASIDIR

Aşırı yağışlar ve mevsimsel değişiklikler nasıl değerlendirilmeli? Vatandaş ne yapmalı?

İklim değişikliğine bağlı olarak mevsimsel özelliklerin değişmesi, Türkiye'yi bekleyen kuraklaşma gibi risklerin sebeplerini düşünüp değişim için neler yapabiliriz, kentsel politikaları nasıl uyarlayabiliriz ne kadar tartışıyoruz? Örneğin, kent içi trafiğe ve sanayileşmeye bağlı olarak artan emisyonlar hemen etkisini gösteren hava kirliliği yanında uzun vadede kentlerin mikro klimalarını değiştiriyor. Örneğin kentler üzerinde oluşan ısı adacıkları hissedilen sıcaklığı önemli ölçüde yükseltiyor. Ulusal Hava Kalitesi İzleme Ağı'nı havaizleme.gov.tr adresinden takip ederek Bursa'daki emisyonların yüksekliğini görebilirsiniz. Osmangazi hava ölçüm istasyonundan alınan veriler evsel ısınmaya bağlı emisyonların olmadığı yaz aylarında bile hava kalitesinin orta olduğunu gösteriyor. Bu günlere göre değişim gösterebilecektir. Dolayısıyla bizi bekleyen riskleri iyi analiz etmeye, hatalarımızı ortaya koymaya ve bunları iradeli bir şekilde değiştirmeye ihtiyacımız var.

Şehirleri bu olumsuzluklardan kurtarmak mümkün mü?

En başta kentleri doğal sistemin bir parçası olarak tasarlamamız gerekiyor; doğal ve insan yapısı sistemlerin birbiri ile etkileşim içinde olduğunu mutlaka kavramalıyız. Bu düşüncelerle, şehir planlamayı doğal afet risklerini azaltıcı, tehlikeleri ortadan kaldırıcı bir araç olarak da öne çıkarmalı. Katılımcı planlar yapmamız ve insanlarda "bu planların uygulanması canımız ve yaşam kalitemiz için iyi olacak" algısını geliştirmemiz gerekiyor.

 

Yorum Ekle