Reklamı AçReklamı Kapat

Ali Tandoğan'dan bomba açıklamalar!

Bursaspor’un 2009-2010 sezonunda yaşadığı lig şampiyonluğunun unutulmaz isimlerinden ve kaptanlarından olan Ali Tandoğan Bursa.com’a her başlığı çok önemli konular olan açıklamalarda bulundu.

Ali Tandoğan'dan bomba açıklamalar!
- A +

 

Sevgili Kaptan, tabii ki 16 Mayıs 2010 unutulmaz bir yıldı. Yeşil-beyaz bir devrime imza attınız. Dilersen sohbetimize şampiyonluk performansından başlayalım. Daha sonra Bursaspor, Şampiyonlar Ligi’nde Manchester United, Valencia ve Glasgow Rangers gibi takımlarla oynadı. Büyük mutluluklar yaşandı. Sen Beşiktaş’ta 4 sezon oynadın, ancak şampiyonluk yaşayamadan Bursaspor’a geldin ve Bursaspor’da bu duyguyu yaşadın. Bu senin ilk şampiyonluğunla ilgili neler söylemek istersin?

“GURUR DOLUYUM”

“Tabii biz o zamanlar şunu söylemiştik "şampiyon olduktan hemen sonra değil, yıllar sonra bazı şeylerin farkına varılacak. Bu mutluluk çok daha sonra anlam kazanacak” diye... Şimdi öyle olduğunu görüyorum. Yıllar geçti üzerinden tabii ama kolay değildi. Biz Allah’ın izniyle şampiyon olduk. Çok güzel bir ortamımız vardı. Bursaspor’da başarılarla dolu 2,5 yılım geçti. Bu şampiyonluğu; bir Anadolu takımı açısından çok değerli milat olarak görüyorum. Birçok takım, şampiyonluk için mücadele etti, ancak bunu başaran sadece Bursaspor oldu. Bursaspor’un tarihinde yer alıp şampiyon kadronun oyuncusu olmak benim için her zaman gurur kaynağı olmuştur.”

 

“İNŞALLAH BURSASPOR NASİP OLUR”

”Futbolda birçok şeyin zorlukları var. Futbolcuyken koşuyorsunuz, rekabet ediyorsunuz, taraftara kendinizi beğendirmek zorundasınız ve sakatlık gibi çok ciddi zorlukları var.

Teknik direktörün ise hem taktiksel kararlar gibi zorluğu hem yönetime, hem basına, hem de taraftara karşı bir sorumluluğu oluyor. Futbolcuyken bireysel olarak belki çok fazla eleştirilmeyebilirsiniz ama hocalıkta eleştiri direkt olarak size geliyor. Kendime hocalık anlamında güvenim çok yüksek ve inşallah çok güzel yerlere geleceğiz. İnşallah bir gün Bursaspor’da çalışmak bize nasip olur.”

 

-Şampiyon olan kadroda takımdaşlık, abilik, kardeşlik nasıldı? Şimdiki bazı futbolcular memur zihniyetiyle oynuyorlar ve aidiyet duygularını çok zayıf olduğunu görüyoruz, bu konuda neler diyebilirsin?

“VOLKAN ŞEN’E ÇOK KATKIM OLDU”

Türkiye’deki en büyük sıkıntı, yönetimin futbolcuları bağlı kalmasıdır. Futbolculara dayalı bir düzende başarı yakalayamazsınız. Mesela Batalla, Bursaspor’un efsane oyuncularından birisidir. Bizimle beraber şampiyonluk yaşamış, sonrasında ayrılıp tekrar geri dönmüş bir oyuncu, ancak onun da devri bir gün kapanacak. Onu 60 yaşına kadar oynatamazsınız. Batalla üzerinden Bursaspor’u da yönetemezsiniz. Bursaspor çok büyük bir camia ve Bursaspor dendiği zaman Ahmet veya Mehmet değil, sadece Bursaspor akla gelmeli. Evet, bir şampiyonluk vardı, ama sadece bir kişi sayamazsınız. Birisi çıkıp 'şampiyonlukta ben vardım' derse, bu olmaz! Çünkü biz vardık. Takımda kavga ettiğimiz zamanlar da oldu. Maç içinde tartıştığımız olaylar da olmuş olabilir, ama böyle şeyleri biz hiçbir zaman yansıtmadık. Genç kardeşlerimize 'Şunu yapma, bunu yapma senin bir geleceğin bir kariyerin var' diye konuşurduk. Mesela Volkan Şen benim kanadımda önümde oynardı. Sorsanız belki de 'bugün benim kariyerimde bu duruma gelmenin en büyük sebebi Ali abidir' der. Çünkü ona, çok katkı sağladığımı düşünüyorum.”

 

-Paul Le Guen, Fransız bir hoca ve takımda çoğunlukla Afrikalı oyuncular var. Sence Bursaspor’da eksik olan ne?

"Bunu söyleyebilmem için olayların tam içinde olmam gerekiyor. Açıkçası kalite olarak Bursaspor iyi bir takım. Kâğıt üzerinde tabii ki, ancak o kaliteyi sahaya yansıtamıyorlar. Bireysel olarak çok iyi oyuncu olabilirler. Hoca istenilen şeyleri ilk yarıda yakaladı. Ancak daha sonrasında bir düşüş yaşadı. Belki yönetim anlamında sıkıntılar da olabilir. Belki de parasal veya manevi sıkıntıları olabilir. Yabancı oyuncuların parasal anlamda sıkıntısı var mı bilmiyorum ama şampiyonluk zamanında takımdaki Türk oyuncular parasını alamadığı zaman hiç sorun yaşatmadı. İsyan da çıkartmadık. Ne yapabilirdik ki sonuçta?! Bursaspor gerçekten zor durumdaydı. Biz o takımda hiçbir zaman parayı düşünmedik. Takımda kaptan Batalla var, ama sonuçta o kendi memleketine gider. Takımda o diğer oyuncularla dengeyi sağlayabilecek bir kaptan olmalı. Mesela Harun Tekin bizim zamanımızda üçüncü kaleciydi ve çok büyük gelişim sağladı. Çok efendi, çok terbiyeli bir çocuktu. Artık takımda ağırlığını koyabilecek bir düzeyde olduğunu düşünüyorum. Ben 23 yaşında Denizlispor’da kaptanken o takımda Tolunay Kafkas Abim vardı. Abilerimize kaptanlık yaptık. Kaptanlık yaşla alakalı değildir, kaptan olacak adam kendisini her türlü belli eder. Karakterli olacaksın ve masaya yumruğunu vuracaksın.”

 

“HOCA KONUSU KOLAY DEĞİL”

Bursaspor geçen sene sıkıntılar yaşadı hocaları gönderdi, daha sonra yaşadığı problemi gördük.

Hoca değiştirmek çok basit şey değildir; gelen hoca ilk hafta takımı ancak motive eder. Yeni gelen hoca bir maçta takıma ne verebilir ki? Daha sonra ilerleyen haftalarda hocanın kalitesi ortaya çıkar! Hoca değişikliği çok basite indirgenmemeli...

 

“BURSASPOR’UN YERİ DÜŞME POTASININ ÜSTÜ DEĞİLDİR”

Bursaspor her sene şampiyonluğa oynar, ancak bu; bütçesi iyi olduğu zaman olur. Bursaspor’un taraftar desteği, yerel basını var ama eğer ki Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor’un bütçesi gibi maddi anlamda sağlam değilseniz, sıkıntı yaşayabilirsiniz.

2009-2010 yılında Bursaspor şampiyon olmuştu. Ama 'bakın şimdi nerelerde' denmemesi için herkes çok dikkatli olmalı. Her şeye rağmen Bursaspor’un yeri küme düşme potasının üstü değildir. Her gelen yönetimden başarı bekleniyor, gelenler de, 'biz de bu takımı şampiyon yapalım' diye düşünüyor, ama yapamazsınız.

Senin 200 milyon Euro sıcak paran olacak ki, şampiyonluğa oynayacaksın. Tamam, İstanbul takımlarının da çok büyük borçları var ama onlar kendisine kaynak yaratabiliyor. Bazı şeylerin fedakârlık gerektirdiğini düşünüyorum. Bazıları benim söylemlerimden rahatsız olabilirler ama Bursaspor eski günlerine geri dönmeli.”

 

“BURSASPOR’DA GÖREV ALMAMI SAĞLAM ENGELLEDİ”

“Biz şampiyon olduk ancak kendimizi hiç değerli hissetmedik ki! Timsah Arena açılışında ben İstanbul Karmasında Bursasporlu Şöhretlere karşı oynadım ve buna çok üzüldüm. Kaptan Ömer Erdoğan’la beraber İstanbul Karmasında oynadık. Bursaspor’da ise 60 yaşındaki eski futbolcular oynuyordu. Onlara da saygı duyuyorum, ancak onlar da 'Bu çocuklar Bursaspor’u şampiyon yapmış oyuncular, onlara bu şekilde davranmayalım Bursaspor formasını giysinler' diyebilirlerdi.

Timsah Arena'da Bursaspor’a gol atan ilk oyuncu ben oldum ve çok üzüldüm bu duruma. Top önüme düştü ve boş kaleye vurmak durumunda kaldım. Recep Bölükbaşı başkanlığı zamanında beni aradı ve 'Ali futbolu yeni bıraktın, senin bizim takımda yardımcı antrenör olarak görev almanı istiyorum. Uzun vadede de hocamız olarak takımın başında seni görmek isterim' dedi. Ben de evdeydim ve o kadar mutlu oldum ki inanamazsınız. Daha sonra Ertuğrul Hocanın geldiğini duydum. Ve eşime dedim ki 'Muhtemelen Ertuğrul Hoca beni istemez!' Ve öyle de oldu. Sanırım Ertuğrul Hoca 'kendi ekibimle geleceğim' dedi.

Neden böyle bir şey yaptığını anlamadım ve sonrasında ben Ertuğrul Sağlam’a telefon açtım 'Hocam sana saygı duyuyorum. Beni istememişsin, inşallah hakkında hayırlısı olsun' dedim.”

 

“ŞAMPİYON OYUNCULAR OLARAK VEFA GÖRMEDİK”

“Ben bugün Bursaspor Tesisleri'ne gidip 'Merhaba ben geldim' diyecek bir rahatlıkta kendimi hissetmiyorum. Gitsem kimse bir şey demez tabii ki, ama olay o değil, insan kendini değerli hissetmek istiyor."

 

"NEDEN ŞAMPİYONLAR LOCASI YOK?"

"Şampiyon kadronun oyuncularının Timsah Arena’da neden bir locası yok? Bu oyuncular geldiğinde nerede kalabilir? Tesislerde şampiyonluk fotoğraflarımız bile yok. Mesela rahmetli İbrahim Yazıcı Başkanımız 'Şampiyon olun tesislere hepinizin heykelini dikelim!' demişti. Ama heykel değil de, en başta İbrahim Başkanımız ile birlikte yüzlerimizin fotoğrafının olduğu bir anı duvarı çok güzel olabilirdi. Allah rahmet eylesin Başkanımızın adı tesislere de, lige de verilmedi! Ben Bursa’ya giderken koşarak gidiyorum. Bursaspor’un kazandığını görünce mutlu oluyorum. Bursa’da bana el sallayarak 'Ali abi nasılsın?' dediklerinde mutlu oluyorum, ama bazen de kendimizi değersiz hissediyoruz. Elimizi kolumuzu sallayarak tesislere, stada girebileceğimiz özel bir kart bile verilebilir. Ama bunun olacağını zannetmiyorum.

İleride elime fırsat geçtiğinde en iyisini yapabileceğimi biliyorum. Yavaş yavaş iyi yerlere geleceğim. Benim amacım iyi oyuncular yetiştirmek.

Tüm Bursa halkına ve Bursaspor taraftarına sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Yorum Ekle